+A A -A

Anadolu Platformu ve İslam Birliği

-A A +A

Anadolu Platformu tarafından 5-10 Ağustos 2018 tarihlerinde Afyon- Sandıklı’da gerçekleştirilen 13. buluşmanın başlığı ‘İslam Dünyası Birliktelik Modeli ve Gelecek Perspektifi’ olarak belirlenmişti. Rahatsızlık engeli yüzünden katılamadığım bu çok önemli ve hayırlı toplantının sonuç bildirisini köşemde sunuyorum:

“İslam dünyası neresidir?”, “İslam dünyası diye bir yer var mıdır?” sorusu için; İslam Dünyası, yaratılışın vücut bulduğu yerdir, diyoruz. İslam, tüm aleme geldiğine göre bütün alem de İslam alemidir. Bizler, ufkumuzu buna göre geniş tutmak zorundayız.

Merkez ve vasat ümmet olmamız, özelde Müslümanların, genelde insanlığın meselelerine bigane kalmamayı; yeryüzünde adaleti, hürriyeti ve merhameti ikame etmek için hilafet misyonunu omuzlamayı gerektirir.

Dünyanın farklı medeniyet coğrafyaları birliktelikler oluştururken, bunun gerisinde kalmak mağlubiyeti kabul etmektir. İslam Dünyası’nın sorunlarının kriz haline dönüşmesi henüz ve hala bütünleşmemiş olmamızdan kaynaklanmaktadır. Birliktelik yolunda İslam dünyasının adım adım mesafe katetmesi gerekir.

Türkiye’den insanlığa açılırken kurbanımızı kurbiyetle, yardımımızı adaletle, iyiliğimizi barışla beraber farklı coğrafyalara ulaştırmalıyız. Gittiğimiz yerlere kendi meşrebimizi götürmek doğru değildir; birlikteliğimize zarar verecek olan bir tutumdur.

Müslümanlarla beraberliğimize mani olacak ırkçılık, mezhepçilik, kavmiyetçilik, meşrepçilik taassuplarını bir tarafa bırakma beceresini göstermek zorundayız.

Cemaat kavramının ümmet kavramının önüne geçmesine izin vermemeli, bir cemaatin, kendisini ümmetin bir tuğlası olarak gördüğü sürece hürmete layık olduğu bilinmelidir.

Müslüman topluluklar olarak bilgi ve hikmet sahibi olmayı güç ve iktidar sahibi olmaya yeğlediğimizde gelecek ile ilgili umut besleyebiliriz.

İslam ülkelerinde kalıcı adalet ve siyasi meşruiyeti temin edebilirsek fertlerin ve grupların radikal/anarşik tutumlarının önüne geçmiş oluruz.

Müslüman devletlerin birlik modeli mutlak surette tedriciliğe dayanmalıdır. Mutlak bütünleşme mümkün olmazsa kısmi birliktelikler ve işbirlikleri için çaba harcanmalıdır.

Ticari birliktelik için serbest ticaret bölgeleri, ortak pazar, tek pazar uygulamaları düşünülmeli bu birliktelikleri bilimsel, kültürel, sportif, hukuki ve siyasi alanlara da taşıyarak sürekli bir gayret içinde bulunulmalıdır.

Hukuki bütünleşmenin en zor alanlardan birisi olması hasebiyle hukukçular ile fıkıhçıların ortak çalışmalar yaparak ictihad müessesesini kullanması vazgeçilmez bir gerekliliktir. Bu anlamda ‘Çok hukukluluk’ göz önünde bulundurulması gereken bir imkan ve tecrübedir.

‘Unutarak ulus, hatırlayarak millet oluruz.’ Bizim tarihimizde Batı’nın aksine Otuz Yıl, Yüz Yıl savaşları, dünya harpleri veya mezhep savaşları yaşanmadığı için hatırlayarak tek bir millet olmak kararlılığımızı sürdürmeliyiz.

İslam dünyasında korkunç bir ‘nefret dili’ bulunmaktadır. Bunu ortadan kaldırmak için tüccarlara ve sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarına ihtiyaç vardır.

Hiçbir ülkenin iç işlerine müdahale etmeden, kültürel özelliklerini dikkate alarak adalet duygusunu geliştirici, temel hak ve özgürlükleri zenginleştirici çalışmalar ısrarla yürütülmelidir.

Devamı için tıklayınız...

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 12.08.2018 - 17:21 -306-
Bu sayfayı paylaşın :