Anadolu'nun hayat müdafaasında gerçek cephe: Selefi akım - 5

-A A +A

V. BAŞARMAK ZORUNDAYIZ

Türkiye için daha önemli olan katman ise Neo Selefilik akımıdır. Onlar, Suud ve Militaris Selefiliklerin arasında kalan “Muhalif” gruptur: “Siyasal” ya da “Aktivist Selefilik.”

ARAMIZDAKİ SELEFİ TÜRÜ

Barışçıl görünen kimlikleriyle Neo-Selefiler, gruplar veya fertler halinde Selefi kültür propagandasını yapmakta, ülkeyi sessiz bir istila ile sarmaktadırlar.  Asimetrik ve atomize belki yüzlerce küçük gruptan oluştuğundan etkileri büyük, tespitleri zor olmaktadır.

TÜRKİYE’DE SELEFİLİK NASIL TUTUNDU?

Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin 2015 yılında yaptığı Selefilik Çalıştayı’nda Yrd. Doç Dr. Ahmet Yönem’in aktarımına göre Selefi kültürün Anadoluya ilk adımı 1970’li yıllarda ve iki kanaldan oldu: Bir yandan Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan ve Şam gibi yerlerde eğitim gören gençler Selefi düşüncelerle Anadolu’ya döndüler. Açtıkları yayınevlerinden Selefi alimlerin ve çağdaş yazarların kitaplarını çevirerek topluma yaymaya başladılar. Diğer yandan Afrika Selefileri ile irtibatta olan Avrupa Türkleri etkisi altında kaldıkları Selefi düşünceleri Anadolu’ya aktarmaya başladılar.

SELEFİ YOLCU’LUK: BİRIŞIK VE ARSLAN

Türkiye’de ilk “temsil düzeyinde” Selefi fikirleri savunan kişi Kerküklü Abdullah Yolcu oldu. İstanbul’a 30 yaşlarında gelerek yerleşmişti. Çok sayıda kitabı, makalesi, sohbet toplantıları ile yetiştirdiği talebeleri bugün Selefi akımın önde gelen aktörleri oldu. Yolcu, Kuveyt merkezli ‘Müslüman Alimler Birliği’nin de kurucusu ve halen Yüksek Konsey Üyesidir. Eserlerinde Selef-i Salihin Akidesi, Tevhid, Tevessül, İslami açıdan dost ve düşman, yılbaşı kutlaması ve kafirlere benzemek, müzik ve teğanni  gibi Selefilerin ‘ayraç konuları’nı işledi.

Yolcu’dan sonra ikibinli yıllarda önemli Selefi fikir taşıyıcıları arasında Ezher öğrencisi Malatyalı Feyzullah Birışık dikkat çekmektedir. Birışık, Karınca ve Polen Yayınlarını kurdu, çok sayıda Selefi anlayışta kitap çevirdi ve yayınladı.

Şimdilerde internet sayfaları, sesli ve görüntülü sohbet yayınları, risale ve kitap çalışmaları çeşitlenerek ve yayılarak devam etmektedir. İnternet ve sosyal medyada en etkili çalışmayı yapanlar arasında İslam davetçisi Ubeydullah Arslan’ın geldiği dikkat çekmektedir.

AKLA ZARAR EVRİLMENİN MACERASI

İzmir’de 2002 yılında kurulan Çağrı İlim yayma Derneği (Çağrı-Der) başta olmak üzere İlim-Der vb. çok sayıda dernek ve vakıf da kuran Selefiler Türkiye’nin her bölgesinde her seviyede insanlarla iletişim kurmayı başarmıştır. Militarist Selefi örgütlerin insan kaynağı da bu çalışmalar sayesinde çıkmakta, El kaide ve DAEŞ gibi örgütlere gönüllü katılan binlerce gencimiz bulunmaktadır.

Bugün, “büyük günah işlemeyi” “dinden etmeyen küfür” sayan Teymiye ve Hanbeli geleneksel Selefiliğinden “küçük günah işleyeni bile tekfir eden” Neo-selefiliğe evrilerek gelişin akla zarar düşünce macerası, apayrı bir konudur ve nedeni, bize göre bilinçli ve planlı bir ‘bozma, inşa etme’ çabası güden oryantalizmin tuzağından başka bir şey değildir.

BÜNYEYİ ÇÖKETEN VİRÜSLER GİBİ

İslam’ın yeryüzünde yayılmasını sağlayan yaklaşım olan ehl-i sünnetin hoşgörülü ve barışçı dünyasını zehirleyen Selefi akımlar ve Selefi kültürün etkisi altında kalan aydınlar İslam’ın özgül ağırlığını yok ederek yayılmasına mani oldukları gibi yerleştikleri her coğrafyada, hareket noktalarının tam aksine Müslümanların devletinin Batı’ya esareti, toplumunun iç savaşa düşmesi ve vatanının işgal edilmesine vesile olmuş, çökertme işlevi gören virüsler gibi çalışmışlardır.

EHL-İ SÜNNET YAKLAŞIMINI KORUMAK ZORUNDAYIZ

Bütün bu nedenlerle ehl-i sünnet anlayışını ehl-i hadisin bugün ifrattaki temsilcisi sayısız Selefi şahıs ve grupçukların kemirip tüketmesine mani olmak zorundayız. Bu, mezhepçilik değildir. Mezheplerin nihayet insan eseri bir görüş olduğunu, din demek olmadığını zaten vurgulayarak geldik.

Ancak ehl-i sünnet, dinin hayata geçirilirken yorumlanmasında kadim ve vahyi en mümkün ve makul yaşama dönüştürebilen, zamanı yakalama esnekliği tanıyan geleneksel yaklaşımıdır. Bu müktesebatı kaybetmeden, gerekli tashihleri yaparak gelecek zamana doğru ilerlemek dışında gelecek vadeden bir yol yoktur.

SOSYOLOJİK SAVAŞI KAZANMAK ZORUNDAYIZ

Bu, İslam’ın ve Anadolu’nun hayat müdafaası için zorunludur. Bugün, Milleti teşkil eden beşeri unsuru koruyamazsak, yarın devleti ve vatanı da koruyamayız. Yani, sosyoloji savaşlarının üzerimizde bir yandan göç dalgaları ile, bir yandan iç dönüştürme yoluyla uygulandığı bu dönemde “insanımızı” kurtaramazsak, vatanımızı da kurtaramayız, dinimiz de.

Türkiye, Milli Mücadeleyi veren, 15 Temmuz’u savuşturan asli unsurlarını kaybederse Mısır veya Suriye olmamızı ne engelleyebilir? Mesele, bu kadar hayatidir!

SONUÇ OLARAK

Sonuç olarak;

1-      Allah, din konusunda aşırı gitmekten men etmiştir. Her türlü aşırılığı reddetmek ve engellemek, en azından uzak olmak görevdir.

2-      Aşırı gitmenin sınırları Kur’an ve sahih sünnetle çizilmiştir.

3-      Geleneksel İslam kültürünün aşırıya giden gerek fıkıh, gerek ibadet bakımından sakıncalı yönleri mevcuttur.

4-      Son dönemde yaygın olan “Kur’an bize yeter” sloganı ile Kur’an’ın kendisinde emredilen sünnet, istişare, akletme ve yardımlaşma yaklaşımlarını terk etmek, Kur’an’ı Kur’an’la perdelemeye kalkışmaktır. İslam’da Sünnet, reddedilemez, dışlanamaz.

5-      Din, Allah’ın kitabında ortaya konulmuştur. Ondan hareketle türetilen mezhepler, cemaatler, tarikatler, meşrepler ve ekollerin din kardeşliğine ve ümmet birliğine mani olacak, bölecek ve ayrıştıracak biçimde önemsenmeleri, yorumlanmaları kabul edilemez.

6-      Selefilik Ehl-i Hadis, Hanbelilik, Teymiye ve Vehhabi tarihsel aşamalarından sonra bugün militarist, siyasi ve suud Selefilkleri şeklinde türleşmiş, bütün İslam Coğrafyasına yayılarak etkin bir role yükselmiştir.

7-      Selefilik bir mezhep değil, anlayıştır. Aşırılıklar içeren bu anlayışa bağlı mezhepler, gruplar ve hareketler tarihte vardı, bugün de vardır.

8-      Hangi türü olursa olsun Selefiliğin bulunduğu her coğrafyada Batı emperyalizmi egemenlik sağlamakta, istikrarsızlık, iç savaş, kargaşa ve isyanlar yaşandığı görülmektedir. Din dilinin siyasileştirilmesinin bunun en önemli vasıtası olduğu ve Selefiliğin bunu yaptığı unutulmamalıdır.

9-      Selefiliğin yegane panzehiri Ehl-i sünnettir. Selçuklu ve Osmanlı dev mirasını taşıyan Ehl-i sünnetin kalesi ise, Anadolu ve Türklerdir. Selefilik artık Anadolu’da etkin bir hale gelmiş, aydınlar arasında yaygın şekilde ehl-i sünnet karşıtlığı görülmeye başlanmıştır. Bu, Batının korkulu rüyası bir tarih ve medeniyetin kültürel kodlarını yok etme girişimidir.

10-  Bu karşıtlığa, Ehl-i Sünnet içinde olup aşırılık taşıyan bazı kötü örnekler üzerinden katkı sunan, büyük resmi göremeyen iyi niyetli Mü’minlerin Selefi kültür etkisinde kalmamaya, Selefi amaçlara hizmet etmemeye özen göstermeleri gereklidir.

11-  Selefi kültür işgaline insanımızı kaptırmamak; devletimizi yıktırmamak, vatanımızı parçalatmamak ve dinimizi kurtarmak kadar büyük önem taşıyan, Anadolu Müslümanlarının dönemimizdeki en önemli iç meselesi ve görevidir. Bu duyarlılığı ‘aşırı reaksiyonlara kaçmadan’ yaymanın yolu ise Maturîdî akaidini ayakta tutmak olacaktır

(Bitti)

Kategori: 

2 Comments

Osman bey kardeşim Allah

Osman bey kardeşim Allah senden razı olsun. Kalemin hak üzere tesirli ve daim olsun. Bahsettiğin tehlikeler ve bu tehlikelere karşı göstermiş olduğun Maturidi akaidini ayakta tutma çözümü oldukça yerindedir. Bu yazılarını okuyan kişilere düşen acil iki vazife vardır diye düşünüyorum: 1- Bu konularla ilgili hayatımızdaki söz ve davranışlarımızı gözden geçirerek tehlikeli virüs bize ne kadar bulaşmış onu kontrol etmek ve bulaşan varsa derhal arınmak, temizlenmek. 2- Maturidi akaidinin kök salıp yaygınlaşması için ne yapabiliriz ve ne yapabilirimi düşünmek ve gereklerini yapmak. Selam ve dua ile...

Sosyolojinin "mikrobiyoloji

Sosyolojinin "mikrobiyoloji"sini okumuş gibiyim, farkındalık oluşturduğunuz için teşekkür ederim. Dikkat edilmezse bu "mikroorganizma"lar islam bedeninde ciddi enfeksiyonlara ve enfestasyonlara yol açacaktır.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 01.11.2017 - 08:52 -722-
Bu sayfayı paylaşın :