+A A -A

Bugün, İsmailgillerdeyiz...

-A A +A

                Elli yıllık arkadaşım ve kardeşim Av. Sabri Turhan Bey,  “Bizim Hikâyemiz” çerçevesinde, isteğimizi geri çevirmeyerek lütfedip aşağıda metnini sunduğum yazıyı göndermiş. Kendisine teşekkür ediyorum.

                Ana Haber Yorum’da yazdığım “Üsküdar’da Bir Attar Dükkanı” başlıklı yazının sonundaki “not”da; Üsküdar Doğancılar’daki bekâr evinde; İsmail Aydın, Ramazan Kiraz, Zekeriya Erdim ve Abdullah yıldız ile birlikte kaldığımızı belirtmiştim.

                İsmail kardeşimiz beni aradı. Ses tonundan, eskileri yâd etmenin memnuniyeti anlaşılıyordu. O’nun yazdığı “Milli Mücadele” yazı serisinden bahsettik. Benden, “A 4 kâğıdını geçmeyecek şekilde hissiyatımı yazmamı” istedi.

                İsmail ile 41 yıl önce aynı evde kaldık. Ben Yeniden Milli Mücadele hareketiyle l969 yılında tanıştım. Tam 49 sene önce.

                Bu kadar yılın hatırası bir A4 kâğıdına sığar mı? l969 yılında lise son sınıfta iken hemşehrimiz rahmetli Ramazan Uz vesilesi ile tanıdım Milli Mücadele’yi… Liseyi bitirdiğimde; sık sık Burdur’a gelen Ali yıldırım ve İrfan Küçükköy ile mücadele kültürü içinde epey mesafe almıştık. Lise bitmişti. İrfan Abi bana; “Sen devam mecburiyeti olmayan bir fakülteye girsen, Burdur’da kalsan, buradaki arkadaş ortamı ile meşgul olsan…” dedi. Bu söz üzerine okul bittiği halde 6 yıl daha Burdur’da kaldık.

                Yıl l976 olduğunda, gene İrfan Abi, bir gün beni telefonla aradı. “Gazete çıkarıyoruz, şahsi eşyalarını ve bir de yatak yorgan alarak İstanbul’a gel” dedi. 26 Şubat l976’da İstanbul’a geldim. Bizim Anadolu Gazetesi’nde çalışmaya başladım. Sonra, Bayrak Gazetesi’ne geçtim. Bu arada İsmail ve diğer arkadaşlar da Yeniden Milli Mücadele Dergisi’nde çalışıyorlardı.

                1977 yılında, yukarıda bahsettiğim, Üsküdar-Doğancılardaki evde adlarını yazdığım arkadaşlarla kaldık. Evimiz, Barış Apartmanı önünde Pazar kurulan hafif rampa bir sokaktaydı. Sokağın başında bir bakkal dükkânı vardı: Bakkal Ferit… Ekmeği oradan alırdık.

                Bir gün İsmail, ekmek almak için bakkala gitmiş. Bakkal Ferit, iki-üç gündür traş olmamış. Sakalı biraz uzamış. Saçları simsiyah olmasına rağmen sakallarda beyazlar biraz fazlalaşmış ve görünür olmuş. İsmail, “Ferit Abi !.. Sakalların ağarmış ama saçların simsiyah, nedendir?” demiş. Bakkal Ferit de, “Akşama kadar çene çalıyoruz burada, ondandır” derken; bu arada İsmail’in saçlarındaki tek tük beyazı görmüş: ”Senin de saçların beyazlamaya başlamış, peki, seninki nedendir?” demiş. Bunun üzerine hazır cevap İsmail de: “Biz de akşama kadar kafa patlatıyoruz, bizimki de ondandır” demiş. Arkasından bir hayli gülüşmüşler…

                Ben bunu, l977 yılında, Bizim Anadolu Gazetesi’nde çalışırken, kendi köşemde, “Çene Çalmak ve Kafa Yormak” başlığı altında yazı konusu yapmıştım.

                İsmail kardeşimizin adından bahsederek, son yazdığım yazıdan başka bir de 14.08.2017 tarihinde “İki Anı: Kendini Bil” başlıklı bir yazı daha yazdım Ana Haber Yorum’da. Evet, A 4 bitiyor…

                Milli Mücadele Hareketi bir destandır. Kurduğu düşünce sistemi, ülkenin kültürel hayatına katkıları, yetiştirdiği vatan evlatlarının hizmeti, hiçbir grubun yapamayacağı kadar büyüktür. Biz, ülkeye hizmeti bir aşk bildik. Biz bu ülkeyi candan sevdik. Menfaat gözetmedik. Bu duygularla yetiştik. Biz, İstiklal Marşı okunduğunda yüreği titreyen, dalgalanan ayyıldızlı bayrağı gördüğünde gözleri yaşaran bir nesiliz.

                Bir de biz, ahde vefayı baş tacı ederiz. Bu ülkeye hizmet edenleri asla unutmayız. Var ol, İsmail kardeşim…

Av. Sabri Turhan

 

 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 31.05.2018 - 12:04 -750-
Bu sayfayı paylaşın :