Bugün ülkemiz “atom bombası” gibi büyük bir tehlike ile karşı karşıya!

-A A +A

Hasan Erden
herden1950@hotmail.com

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'da İSEDAK toplantısında "İslam dünyasının birliğini, beraberliğini, zenginliklerini, hepsinden daha önemlisi istikbalini yok etmeye yönelik kirli bir senaryo uygulanıyor." dedi. İslam dünyasının birliğini ve istikbalini yok etmeye yönelik kirli bir senaryo uygulanıyor. Elbette burada hedef yalnızca petrolümüz değil. Yağmalanan sadece yer altı ve yer üstü zenginliklerimiz değil. Asıl hedef İslam medeniyetinin hayat pınarlarını kurutmaktır. Çünkü Müslümanlar yaşadıkları onca saldırıya rağmen küresel iddialarını sürdürmeyi başarmıştır.

Düşmanın Türkiye’ye karşı
çok gizli soğuk Haçlı
savaşı

Hiç unutmamamız lazım gelen en önemli husus şu ki, bütün İslam dünyasına karşı yapılan bu Haçlı Dünya savaşı öncelikle Türkiye’mize karşı yapılıyor. Onun için bu savaşı daima bu açıdan görmek ve değerlendirmek gerekir. Zira düşman çok iyi bilmektedir ki, İslam dünyasına hakim olmanın yolu öncelikle Türkiye’yi yenmekten ve ele geçirmekten geçer.

1951’de Tarihçi Cemal Kutay’ın Millet Mecmuasında şöyle bir yazı yayınlanmıştır:

“NATO’ya alınmamızın asıl amacı Ortadoğu Cephesi’nin kurulması.(...) Ortadoğu’nun Pakistan, Afganistan, İran ve Türkiye ile birlikte bütün bir Türk ve İslam camiasının federasyon biçiminde birleştirilmesidir. Batı’da nasıl ilgililerden oluşan bir NATO kurulmuşsa, Ortadoğu’da da Ortadoğu Federasyonudur...” [1]

Bu bilgiye göre, bugün Türkiye’nin bölgemizde, İslam ülkeleri arasında gerçekleştirdiği, tarihi dostlukları yineleyen ve yenileyen stratejileri ve politikaları büyük takdirlerle ve tebriklerle karşılarken,  askeri alanda çok hızlı bir şekilde yoğunlaştırılan başarılı buluşları ve keşifleri de yürekten dualarımızla teyit etmek ve desteklemek lazım gelir.

HAÇLI SAVAŞININ HİÇ GÖRÜNMEYEN
SİSLİ VE KARANLIK TARAFI

Bölgemizde yoğunlaşan dünya Haçlı Savaşının en çok korkulacak ve endişe edilecek yanı, memleketimizdeki asıl harbin gizli ve kamuflajlı olmasıdır. Bunun için, daima bu savaşın görünen yanını değil de, görünmeyen, sisli ve karanlık taraflarını dikkate almak lazım gelir.

Üzerinde durulması gereken bir önemli husus daha vardır. Türkiye, tüm İslam alemine yönelen bu Haçlı savaşının, yani ABD ve İsrail merkezli düşman grubun bugün baş hedefidir, ilk hedefidir. Dolayısıyla bugünkü dünya savaşı Türkiye’ye ve İslam dünyasına sahip çıkmağa çalışan güçlerle ABD ve İsrail merkezli ülkeler arasında gerçekleşmektedir.

Bugün Türkiye’ye ve İslam dünyasına karşı çok gizli tavır koyan ve kendini hiç göstermeyen bir düşman güç vardır. Bu güç Türkiye’de ve İslam dünyasında hakim olan, kimsenin hayır diyemediği ve karşı çıkamadığı normal ve meşru gibi gözüken şartlardan istifade ederek hareket ediyor. Çünkü bu güç sıradan insanların ve kitlelerin fark edemeyeceği şekilde, onların ihtiyaçlarına cevap veren şartlarda kendini gizliyor ve kamufle ediyor.

Bu Dünya savaşında siz açıkça ve mertçe düşmana karşı koymağa çalışıyorsunuz, ama düşman namertçe kendini çok gizli bir şekilde saklayabiliyor ve kamufle edebiliyor.

Örneğin düşman kendi bölgemizde gerektiğinde sizin gibi, bizim gibi Türkçe konuşabiliyor, özel yerli lehçelerle ve şivelerle kendini görünmez hale getirebiliyor…

KARŞI KARŞIYA BULUNDUĞUMUZ
DÜŞMANIN BİZİMLE GİZLİ SAVAŞI

Bugün Türkiye’de ve İslam dünyasında İslam düşmanları ile bizim aramızda çok gizli bir savaş vardır. Bu sinsi ve soğuk dünya savaşının Haçlı savaşı olarak nasıl gerçekleştirildiğini ilk bakışta anlayamazsınız ve çözemezsiniz.

Bütün Akdeniz bölgesini kapsayan ayrı ayrı firmalar ve şirketler halinde kendini gösteren kamuflajlı ticaret kolları, bugüne kadar başımızdakiler tarafından inşallah teşhis ve tespit edilebilmiştir.

Bir örnek verelim:

ÜLKEMİZDE 4 BÜYÜK ŞİRKETİN SAHİBİ OLAN
TÜRKİYE DÜŞMANI HALA DEVAM EDİYOR MU?

"Kısa adı AIE olan American Institution Enterprise’ın ünlü danışmanlarından Michael Rubin, Daily Star gazetesindeki bir yazısında; Barzani’nin şahsi servetinin iki milyar dolara ulaştığını söyledi... Özel kaynaklara göre, bu servetin bir bölümü de Türkiye’deki yakınlarına ait gözüken PARAVAN oldukları iddia edilen şirketlerin geliriyle oluşturulmakta. (…) İstanbul’daki Tatilya’yı Barzani aşiretinden Malaşin Barzani (DARİN ŞİRKETLER GRUBU) 1.1 milyon dolara satın aldı. Türkiye’nin ilk ‘Mini Disneyland’i Barzani ailesinin oldu. Bitmedi... Dış Ticaret Müsteşarlığı’ndan alınan bilgilere göre, Kuzey Irak’taki ithal içki ve sigara pazarı Kürt Bölgesi Başkanı Mesud Barzani ve ailesine ait şirketlerin elinde... Barzani’nin yakın halkasında bulunanların Mersin Serbest Bölgesi’nde de şirketleri var... (…) Araştırmalarımıza göre Mersin Serbest Bölgesi’nde faaliyet gösteren 4 büyük şirket Barzani aşiretine-aile çevresine çok yakın isimlere aittir. (…)

Şimdi de bir başka özel nota bakalım; Mesud Barzani’nin oğlu Neçirvan Barzani’nin resmen ortaklığının bulunduğu bir de şirket var; Gaziantep merkezli EMİN DIŞ TİCARET PETROL VE TARIM ÜRÜNLERİ TİCARET LTD...

Neçirvan Barzani’nin şirketleri Irak’taki içki sigara, çay, şeker ve pirinç ihtiyacının neredeyse tümünü tek başına karşılıyor. iddialara göre sigaralar Kıbrıs Rum kesimi ya da Mersin’deki serbest bölgeden alınıyor. Türkiye’nin kasasına bir kuruş bile girmeden özel koruma eşliğinde doğrudan Irak’a gidiyor. Neçirvan Barzani ve SAİT Barzani’nin ortak olduğu; taşımacılık, bankacılık, inşaat, taahhüt, otelcilik, kağıt ve plastik sanayi, çeşitli tanınmış içki ve sigaranın yanı sıra ünlü markalarının lisanslı üretimi gibi alanlarda faaliyet gösteren ‘NASRİ Şirketler Grubu’ ise ERBİL merkezli... Ve... İstanbul merkezli Barzani ailesi-yakınlarına ait bir firma daha; ZAGROS İnşaat ve Dış Ticaret Şirketi. (…) Barzani’ye yakın halkanın şirketlerinin tamamının 150 civarında olduğu öne sürülüyor.” [2]

Acaba Kürt’leri Türkiye’den ayıracak bölücü düşman şirketler bugün ülkemizde faaliyetlerine hala devam ediyor olabilir mi?

İsrail’in, dolayısıyla ABD’nin bizim topraklarımızdaki bu gizli/görünmez kollarının nerelere kadar uzandığı başımızdakiler tarafından inşallah keşfedilebilmiş ve tespit edilebilmiştir.

ABD TÜRKİYE’Yİ ÖNCELİKLE YOK EDİLMESİ
GEREKEN MİLLİ DEVLETLERDEN SAYIYOR

Bir zamanlar ABD’nin eski Yahudi asıllı Ankara Büyükelçilerinden olan Robert Strawsz Hupe şöyle demiştir:

“Amerika’nın misyonu milli devletleri gömmek, halklarını daha küçük birimlere bölerek yaşatmaktır. Gelecek Amerika’nındır. Yeni Dünya Düzeni, Amerikan İmparatorluğu‘nun ve tüm insanlığın rakip olmadığı evrensel düzenin adıdır.” [3]

ABD DERİN DEVLETİ OLAN
CFR’NİN GİZLİ HEDEFİ

ABD sömürgeciliğinin  beyni sayılan kısa adı  CFR olan Dış İlişkiler Konseyi  (Council of Foreign Relations) adlı kurula göre, dünya hakimiyetine, dolayısıyla ABD’nin derin devletinin “Dünya Devleti”ne giden yol, dünyadaki tüm bağımsız ve milli devletlerin yok edilmesinden geçer. Egemenliklerin ABD’ye devredilmesinden geçer.

Araştırmacı Yazar Merhum Aytunç Altandal, “Gül ve Haç Kardeşliği” kitabında bu konuda şu bilgileri veriyor:

“CFR, ‘Tek Dünya Tek Hükümet’in tüm kötülükleri ortadan kaldıracağını söyler. Bu onun sosyal hedefidir. Bunu yapabilmek için de önce ‘Milli Bağımsızlık ve Egemenliklerin’ CFR’ye devredilmesini ister. Bu CFR’nin gizli hedefidir.(…) CFR’nin kuruluşunun 50. yılı münasebetiyle 1971’de yayınladığı derginin özel sayısında örgütün en saygın üyelerinden Kingman Brewster Jr, baş makalesinde CFR’nin ‘Gizli’ amacını şöyle açıklamıştı:’ Başkalarını da egemenlik haklarını bizimle birleştirmeye (bize devretmeğe)  ikna için bazı riskler almamız gerektiğini biliyoruz…’

Daha ilginç bir belge ise ABD’de ‘State Department Document 7277’ adıyla kayıtlıdır. Buna göre CFR, tüm ülkelerin silahsızlandırılmasından yanadır. Ve belgenin sonunda şu ilginç saptama vardır: ‘O zaman BM’nin Global Hükümeti o denli güçlenecektir ki, hiçbir ulus ona karşı çıkmaya cesaret edemeyecektir.’ Bu belge 1970’te Nixon yönetimindeki U.S. Arms Control and Disarmament Agency tarafından benimsenerek ABD politikası olarak kabul edilmişti. Bu belge CFR’nin tezi doğrultusunda ulusları ‘Egemenliklerinden’ vazgeçirme ve ‘Ulus Devletlere’ son verme çağrısıydı.” [4]

Geçmiş yazılarımızda vurguladığımız, Türkiye’de bugünlerde devamlı kitlelerin şuur altına hitap eden reklam ve ilan kollarını ayakta tutan karanlık güçlerin bu faaliyeti, inşallah başımızdakiler tarafından tespit edilebilmiştir ve gereken acil tedbirler alınacaktır.

“İSLAM ALEMİNİN BİRLİK/BERABERLİĞİ
VE İSTİKBALİ YOK EDİLMEK İSTENİYOR”

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da yapılan İslam ülkelerini bir araya getiren İSEDAK Toplantısında "İslam dünyasının birliğini, beraberliğini, zenginliklerini, hepsinden önemlisi istikbalini yok etmeye yönelik kirli bir senaryo uygulanıyor." demiştir. [5]

ÜLKEMİZE ATOM BOMBASI ATMAKTAN
FARKSIZ OLAN BİR TEHLİKE

Cumhurbaşkanı Erdoğan daha önce şöyle demişti: "Türkiye'nin birliğine, beraberliğine, kardeşliğine yönelik her saldırı, bu iklimi bozmaya yönelik her söz, ister içeriden olsun, ister dışarıdan olsun, her kutup, her adım doğrudan bizi can evimizden vurmayı hedefliyor. Ha ülkemizin ortasına bir atom bombası atmışsınız ha milletimizin birliğine, beraberliğine yönelik bir fitneyi ateşlemişsiniz. Bizim gözümüzde ikisi arasında fark yoktur." [6]

SONUÇ

Sonuç olarak kısaca diyebiliriz ki, bu sözünü ettiğimiz 3. Dünya savaşı, daha önceki dünya savaşlarına göre çok daha farklı ve çok daha kahpece gerçekleştirilmeğe çalışılıyor. Bütün İslam dünyasını hedef alan bu savaşı başarabilmek için düşman öncelikle Türkiye’mizi hedef alıyor,

Çünkü düşman çok iyi biliyor ki, bu Haçlı savaşında Türkiye, İslam dünyasının başı olarak yenilirse ve mağlup edilirse, ardından tüm İslam ülkeleri çorap söküğü gibi, teslim olacaklar ve boyun eğeceklerdir.

Belgeler ve değerlendirmeler gösteriyor ki, düşman ülkemizi parça parça ederek bölmek ve topraklarımıza el koymak istiyor.

Başta İstanbul’umuza el konularak Bizans diriltilmek isteniyor. Vatanımızın her bir köşesinin, her bir yöresinin elimizden alınması hedefleniyor.

Bunun için vatan savunmasında başımızdakilere elimizden geldiği kadar milletçe yardımcı olmalıyız ve dilimizden ve yüreğimizden geldiği kadar da dua etmeliyiz.

Allah dualarımızı kabul eylesin! Yöneticilerimizi ve milletimizi muvaffak eylesin!

Sevgiler, saygılar…



[1] Millet Mecmuası 1951

[2] Güler Kömürcü, Akşam gazetesi, 03 Temmuz 2007.

[3] Erol Bilbilik, CFR ‘Dış İlişkiler Konseyi, Umay Yayınları, Nakleden: http://www.mudafaaihukuk.com/104-savas.htm

[4] Aytunç Altındal, Gül ve Haç Kardeşliği, Avrupa Birliği’nin Gizli Masonik Kimliği, s: 137

[5] Akşam, 22 Kasım 2017

[6] Hürriyet, 24.06.2005

 

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 06.12.2017 - 15:01 -893-
Bu sayfayı paylaşın :