+A A -A

Buzlar Çözülürken

-A A +A

                İSLAM düşünce tarihini kabaca bütüncü fotoğrafını ortaya koyduğumuzda FETİHLERİN doğal sosyolojik coğrafi sınırlarına doğru akış ve oluş mücadelesi verilirken

AMELİ ve İTİKADİ mezheplerin oluşumlarından sonra DİN i ilimlerin TEDVİN döneminde ilimler TASNİF edilirken ilimlerin HİYERARŞİZİSİ çok yanlış yapılmış DİNİ ilimler en başa alınmış DÜNYEVİ ilimler ikincil bir duruma indirgenerek MEDRESELER DE din HOCALARININ gözde olduğu DÜNYEVİ ilimlerin ikinci sınıf muamele gördüğü bu uzunca uyuma döneminde İSLAM düşüncesi sadece kendi kendini tekrar eden ezberci kopyacı taklitçi haşiyeci bir NİNNİ ile DONMA çağına girmiştir.

Bu tarih yaklaşık 12- 18 yüzyıl arası bir süreçtir ki bu dönemlerde MEZHEPLER arası bir uzlaşı ile artık İÇTİHAD kapısı kapanmıştır denilerek İSLAM düşüncesi yedi asır süren bir SKOLASTİK dönem yaşamıştır.

Bu dönemde yaklaşık sekiz çeşit TEFSİR geleneği İMAMET ve HİLAFET ekseninde Şii ve Sünni temelde HADİS SÜNNET ve TEFSİR geleneği ile çok çeşitli DİNİ algılarla ve sosyolojik dinamiklerle SUFİ gelenekler teşekkül etmiştir.

19 asır itibariyle İSLAM dünyasının merkezi konumunda olan OSMANLI nın çöküşü ile başlayan süreçte tüm İSLAM coğrafyalarının BATILI devletlerce sömürgeleştirilme dönemlerinde İSLAM düşüncesi REAKSİYONER bir enerji ile kendini SAVUNMA pozisyonuna sokmuştur.

20 asrın sonlarında

Bir taraftan Sovyetlerin çökmesi ile Müslüman TÜRK dünyası bağımsızlıklarını bir bir kazanırken

İSLAM coğrafyalarının sözde bağımsızlıklarını kazandıklarını zannettikleri bu süreçlerde BUZLAR çözülmeye başlarken ve bir taraftan İHYACI gelenekler diğer taraftan NAKİLCİ AKILCI ve SUFİ akımlar sanki nevzuhur bir şekilde canlanmaya başlamış ve kendi jeopolitiklerine uygun olarak SİYASAL sistemlerini de kurmuşlardır.

İşte İSLAM ın doğduğu ve yayıldığı bu coğrafyalarda

Arap milliyetçiliği temelinde İSLAM sosyalizm sentezi ile Ortadoğu’da BAASCI rejimler hakim olurken Hicazda ve körfezde selefi vehhabi KRALLIK ve emirlik rejimleri kurulurken Afganistan ve Pakistan’da medrese temelli halk ile çatışmacı yönetimler iş başında iken İran da Şii molla rejimi devrim ihracı yaparken TÜRKİYE de ise laik sosyal hukuk devlet sisteminin yer yer vesayetçi ulusçu batıcı uygulamaları ile İslam coğrafyasının merkezi ülkeleri yeni bir sosyolojik siyasal sürece giriliyordu.

21 asrın başlarında ise BATI NIN “medeniyetler çatışması tezi” ile

Öncelikle AFGANİSTAN ın işgali ile başlayan birinci KÖRFEZ ve ikinci KÖRFEZ işgali ile devam eden bu kanlı ve kirli süreçte iç çatışmalar darbeler işgaller göçler kan ve göz yaşı ile oluşan bu kanlı PAZARDA her şey alınıp satılıyor insan ticareti organ ticareti din ticareti silah ticareti uyuşturucu ticareti enerji ticareti ne kadar gayri meşru gayri ahlaki gayri insani derde devadan gayrı ne var ise TERÖR örgütlenmeleri aracılığı ile bu ASİMETRİK savaş tüm İSLAM coğrafyalarında hakim kılınmaya çalışılmıştır.

İşte 209 tarihi itibariyle

Adına Arap baharı denilen bu kirli medeniyetler çatışması süreci darbelerle iç çatışmalarla ve TERÖR örgütleri aracılığı ile kışa çevrilen bu KAOSTİK çatışma ortamı Irak’ta Suriye’de Somali’de Libya’da Tunus’ta Cezayir’de ve kara Afrika’nın Müslüman devletlerinde kıyasıya sürdürülmektedir.

İSLAM düşüncesinden birden SAVAŞ senaryolarına geçtiniz diyebilirsiniz.

Çünkü bu senaryonun İslamcı AKTÖRLERİ ve REJİMLERİ kelimenin tam anlamı ile kendilerini İSLAM ın değişik inanç örgüleri ile donatmış milis güçleriyle ve paramiliter terör ÖRGÜTLERİ aracılığı ile savaşın kaos sahnesinde ALLAHÜ EKBER diyerek kanlı acımasız vahşice ve ahlaksızca kendi din tarih ve medeniyet kardeşlerini katletmeleri yüzündendir.

İşte Afganistan’da TALİBAN Ortadoğu’da EL KAİDE Somali’de EL ŞEBAP Nijerya da BOKO HARAM Irak ve Suriye’de DAEŞ gibi daha nice güdümlü asimetrik paramiliter siyasal dini TERÖR örgütleri kendilerini SELEFİYİZ ya da EHLİ BEYTİZ deyip İslam ın “asrı saadet” dönemleri hülyaları ile aldatarak ya da KERBELA ile tevella ve teberra yaparak MÜSLÜMANI Müslümana kırdırmak için kıyma makinası görevi yıkım görevi üstlenmiş durumdadırlar.

Hiçbir örgüt ya da rejim kendilerini sömürgeleştirip esarete sürükleyen ne tarihi ne medeni ve ne de dini DÜŞMANLARI ile zalimlerin karşısında mazlum dünyanın yanında şuurlu bir savaş hali içinde değildirler.

Daha çok güvenliğe daha çok barışa huzura refaha daha çok birliğe ve dirliğe ihtiyaç duyulan bir dönemde İslamcı DEVLETLER kendi rejimlerini ihracı amacı ile işgalci yayılmacı davranıp MEDENİYETLERİN çatıştırılması tezine hizmet ederlerken

Güdümlü dini ÖRGÜTLER ise yabancı servislerin lojistik destekleri ile beslenerek kendi devletlerini parçalıyorlar kendi ülkelerini yabancı güçlere peşkeş çekiyorlar kendi çocuklarını kaçırıyorlar kendi kadınlarını cariye yapıyorlar ve kendi gençlerini hiç acımasızca öldürüyorlar hiç çekinmeden kendi örgütleri dışında olan tüm Müslümanları TEKFİR ederek kanlarını canlarını mallarını ve namuslarını İSLAM ın savaş hukukunu da hiçe sayarak hayasızca HELAL addediyorlar ve bunca zalimliği de Müslümanız diyerek yapabiliyorlar.

Buzlar çözülürken

İSLAM coğrafyalarındaki bu UYANIŞ döneminde en çok dikkat edeceğimiz konu İSLAM in yumuşak karnı olan bu radikal militarist Selefi ve Şii akımları teşkil etmektedir. İşte bu temel itikadi zaaf nedeniyledir ki bizler sürekli olarak VAHİY ve RİSALET temelinde bir İSLAM itikadı zemininde birlik telkin etmekteyiz.

Tarihin ve medeniyetlerin zaman mekan ve sosyolojik dinamiklerini dikkate alarak FİZİK SOSYOLOJİK ve METAFİZİK dünyamızı tekrar inşa etmemiz için

Yapılması gerekenler

Tüm zalim dini rejimleri ve de tüm sapkın dini fraksiyonları elimizin tersi ile bir tarafa iterek İSLAM IN özü olan VAHİY ve RİSALETİN serapa mubah alanında hür irade ile aklı selim hissi selim ve kalbi selim temelinde İLİM ve HİKMETİ rehber edinerek sade ve samimi dini bir hayat tarzı ile ve hayatın tüm alanlarını ahlaki güzellikler ile disiplinize edip sağlıklı bir üreme ve sağlam bir sanayileşme üretimleri yaparak yeniden tecdidi bir iman ile iyilik güzellik ve fayda ekseninde asrın insani MEDENİYETİNİ yeniden inşa edebilmeliyiz.

Fizik dünya GÜÇLÜ olmamızı ÜRETKEN olmamızı gerektirirken Sosyolojik dünya DİNAMİK olmamızı birlik içinde barış içinde DİRİ olmamızı gerektirmektedir. Metafizik dünya ise sahih bir AKİDE ile güzel bir AHLAKI ve sağlıklı bir DÜŞÜNCEYİ zorunlu kılmaktadır.

Bütün bunları gerçekleştirmenin yegane yolu

İLİMLERİ dini ve dünyevi ilimler diye yanlış ve sakat bir HİYERARŞİYE tabi tutup ayırımcılık yapmadan kimseleri ötekileştirip itibarsızlaştırmadan hayatın esasının sağlıklı bir üreme ve üretimden geçtiğinin farkında olarak birlik ve dirlik içinde dünyevi refaha ve uhrevi felaha kavuşma inancında olmanın bilinci içinde ÜRETMEK yaşamaktır diyerek

İSLAM düşüncesini ve ahlakını “skolastik çağ” geleneği olan kendi kendini tekrar eden donmuş taklitçi inkarcı ir rasyonalist ve egoist düşünce inanç ve ahlak esaretinden ve ZORBA dini rejimlerin tasallutundan kurtarılmasından geçmektedir.

Şairin “sagye sarıl hikmete ram ol yol varsa BUDUR bilmiyorum başka çıkar yol” dediği gibi

Vesselam

1 yorum var.

sevgili abim yazınızı çok beğendim, islam tarihinin özeti ve içinde yaşadığımız durum tespiti özellikle bu dönemlerde islam toplumunun birlikteliği açısından çok değerli bir emek olarak gördüm. elinize, kaleminize, yüreğinize sağlık... yazılarınızın devamını bekliyorum... allah kolaylık versin

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 24.04.2018 - 12:40 -1,088-
Bu sayfayı paylaşın :