+A A -A

Kabakçı Konağı Toplantısı

-A A +A

            Değerli okurlarım! Yozgatlılar Birlik ve Dayanışma Vakfı’nın değerli Başkanı  (YOBİDAV) Durak Turan Düz Beyefendi, İstiklâl Marşı’nın kabulü vesilesiyle Mehmet Akif’in kişiliği ve çalışmaları hakkında bir sohbet yapmamı istediler. Geçtiğimiz Mart ayının 26. Günü Altındağ / Hamamönü / Kabakçı Konağında gerçekleştirdiğimiz sohbeti değerli okurlarımla paylaşmak istedim. Birkaç hafta belki de biraz daha uzun devam edecek aşağıdaki yazı dizisi, söz konusu sohbetin deşifre edilmesiyle elde edilmiştir. Akif’in ve Safahat’ın yeni nesiller tarafından bilinip tanınmasını; keza, bugünlere ışık tutan fikir ve görüşlerinin bilinmesini önemsediğimizi belirterek yüksek ilgi ve bilgilerinize saygı ile sunuyorum. (İ. Aydın)

            Değerli dostlar! Bugün, burada, bu tarihî mekânda İstiklâl Marşının kabul edilişinin 97. yılı münasebetiyle ve onun yazarı merhum Akif’i anmak üzere toplanmış bulunuyoruz. Bizleri bu vesileyle bir araya getiren YOBİDAV Başkanı değerli hemşehrim Durak Turan Düz kardeşime ve ekibine teşekkür ediyorum. Ve elbette bu toplantıda, marşın yazarı merhum şair Mehmet Akif’i ve zamanımız elverdiği ölçüde diğer çalışmalarını anacağız. Ama bundan önce, birkaç cümleyle de olsa izninizle, kahraman ordumuzun Afrin Harekâtını anmak istiyorum. Afrin demişken, hemen şehidlerimizi rahmetle anıyor, ailelerine ve aziz milletimize başsağlığı diliyor ve gazilerimize Yüce Allah’dan acil şifalar diliyorum.

            Aramızda çok değerli edipler, şairler, yazarlar ve Sayın Valimiz var. Her biri sahasında uzman çok değerli misafirlerimiz, sanatkâr ve sanatseverler var. Böylesi güzel bir topluluğa Akif ve Safahat’tan bir şeyler öğretmek gibi bir lüksümüz olamaz. O halde burada yapacağımız şey, anmak ve paylaşmak olacaktır. Zaten Akif de:

            “Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince, heyhat /    Günler şu heyulayı da er geç silecektir./  Rahmetle anılmak, ebediyet budur amma / Sessiz yaşadım, kim beni nerden bilecektir” derken hayırla anılmayı istemiştir.

            Akif, kim beni nerden bilecektir, derken tevazu göstermiş ve kendisine yakışanı söylemiş. Akif’i bu millet biliyor ve her zaman rahmetle anıyor. Kimsesiz bir cenaze gibi tabuta konduğunda, nasıl zamanın gençliği sahip çıkmış, Edirnekapı şehitliğine kadar omuzlar üzerinde taşımışsa, bugün de hiçbir faniye nasip olmayacak şekilde ve devlet desteği olmaksızın Akif bu aziz milletin gönlünde yaşıyor, rahmetle anılıyor ve hayırla yâd ediliyor.İnşaallah öyle de devam edecektir.

                        RUHUMUZU KAYBEDERSEK…

            Değerli Akif dostları! Yıllar önceydi, 1997-2007 arası Bolu’da çalıştığım yıllar. Üniversite öğrencilerinin kaldığı bir yurt müdürü, 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi günü münasebetiyle benden bir program istemişti. Programa katıldım. Çanakkale’den ve Çanakkale şehidlerinden bahsettim. Akif’in Çanakkale şehitleri için yazdığı, “Şu boğaz harbi nedir var mı ki dünyada eşi / Yükleniyor en kesif orduların dördü beşi” diye başlayan ateşten mısralarla örülü destansı şiirden bazı bölümler okudum ve arkasından gençlere şunları söyledim:

            -Sevgili gençler! Çanakkale, o günler için var veya yok olma savaşımızın adıydı. O günlerde o olay yaşandı ve haydi, bir bakıma bitti diyelim. Çanakkale’yi kahramanca savunduk ama yıllar sonra İstanbul’un ve Batı Anadolu’dan başlamak üzere yurdun birçok yerinin işgalini önleyemedik. Sonunda şu oldu: Çanakkale tecrübesi, öncelikle bize ruhumuzu yeniden kazandırdı ve netice olarak Mustafa Kemal Paşa’yı ve Kurtuluş Savaşımızı kazandırdı. Bu o kadar bedîhîdir ki, yıllar sonra Mustafa Kemal Paşa, “Mehmetçiği Çanakkale’de tanımamış olsaydım, Kurtuluş Savaşı’na girişmezdim” diyecektir.

            -Sevgili gençler, değerli arkadaşlar! Sizler için öyle düşünmem ama hazır gençliğin gidişatına bakarak söylüyorum: Eğer Çanakkale’de kazandığımız ruhumuzu her ne sebeple olursa olsun bir şekilde kaybedersek… Evet, ruhumuzu kaybedersek Çanakkale günleri kadar zor günler bekliyor Türkiye’mizi ve hepimizi. Yabancı destekli Vatan Bölme faaliyetleri… Kökleri daha eskilere dayanan ama daha çok da 1984 Eruh baskınıyla iyice ortaya çıkan PKK olayı… Eğer tedbirleri zamanında alınmaz ve bu hareketler kimi gafil, kimi cahil -söylemek istemiyorum ama söylemek zorundayım- kimi hain yöneticilerin ihaneti sonucu çok tehlikeli boyutlara ulaşırsa, korkarım biz bir kere daha Çanakkale yaşarız.

            Değerli dostlar! Gençlere evveliyatla bunları söyledikten sonra Çanakkale destanı şiirinden daha fazla olarak, Akif’in, kavmiyetçiliği ve ırkçılığı reddeden bir hadisi şerifin tefsiri mahiyetindeki “Üç Beyinsiz Kafa” şiiri üzerinde durmuştum. İşte değerli Akif ve Safahat dostları, o günler korktuğum şey, bugünlerde yaşadıklarımızdı. Hafızalarımızda henüz tazeliğini koruyan örnekler vardı: Arnavutlar ve Araplar! (Gelecek hafta, Üç Beyinsiz Kafa Her Toplumda Her Zaman Bulunabilir.)

1 yorum var.

Değerli üstadım ağzına kalemine sağlık Allah sizden razı olsun. İstiklal Marşımızın yazarı Mehmet Akif ERSOY'u rahmetle anıyoruz. mekanı cennet olsun. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'de Allah rahmet eylesin. Vatanımızın içinde bulunduğu bu zor günleri başarıyla atlamasını diliyorum. Sayın editörüm yazarın önceki yazılarına yapmış olduğum yorumları yayınlamıyorsunuz. Yayımlarsanız sevinirim.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 03.07.2018 - 18:27 -790-
Bu sayfayı paylaşın :