+A A -A

Döviz Kurun'da Tansiyon Düşer mi?

-A A +A

15 Temmuz darbe girişimi ardından döviz kurunda yaşanan yükseliş, iç siyasette yaşanan gelişmeler ve dış küresel dalgalanmalar ile birlikte günümüze kadar devam etti. Darbe girişimi sonrası FETÖ terör örgütüne karşı içerde yapılan operasyonlar, siyasi olarak yaşanan gelişmeler, jeopolitik risklerin artması, devam eden Fırat kalkanı operasyonu tansiyonun yüksek kalmasına ve TL'nin Dolar karşısında değer kaybetmeme direncini koruyamamasına neden oldu. Ayrıca beklentilerin aksine ABD'de Başkanlık seçimlerinde aday olan Trump'ın seçimi kazanmasıyla döviz kuru görülmedik bir şekilde yükselişe geçerek, rekor seviyelere ulaştı.

Yakın bir zamanda Merkez Bankası TL'nin Dolar karşısında değer kaybetmesini önleyici bir dizi kararlar alsa da, alınan kararlar döviz kurundaki yükselişi tamamen frenleyemedi.

Son bir haftada yaşanan gelişmeler ile birlikte döviz kurundaki yükseliş devam etti.

Peki. Son bir haftadır yaşanan gelişmeler nelerdi?

Bunlara bir göz atmakta fayda var.

1) ABD'de haftalık işsizlik başvuruları açıklandı. ABD'de haftalık işsizlik başvuruları bu yılın Haziran ayından beri en yüksek düzeye ulaştı. Bu açıklanan gösterge ise ABD ekonomisinde canlanma olduğunun işareti olarak kabul görmektedir.

2) ABD'de tarım dışı istihdam verisi açıklandı. ABD'de açıklanan tarım dışı istihdam verisine baktığımızda, Kasım ayında 178 bin kişi artış olduğu görülmektedir. Bunun yanı sıra açıklanan istihdam verilerine göre işsizlik oranı Kasım 2016 itibariyle yüzde 4,6'ya gerilediği ortaya çıktı. İşsizlik oranında yaşanan düşüş, ABD ekonomisi için oldukça olumlu bir gelişmedir.

3) Avrupa Parlamentosu (AP), Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile sürdürdüğü müzakereleri geçici süreliğine dondurma kararı aldı. Bu alınan yanlış karar sonrası, döviz kurunda hızla bir yükseliş meydana geldi.

4) Başkanlık Sistemi konusunda AKP ve MHP arasında anlaşma sağlanması noktasına gelindi.

Yukarıda sıraladığım gelişmelerin TL üzerinde yarattığı etkiye bakacak olursak, Dolar endeksinde son bir haftada yüzde 0,56 oranında değer kaybının yaşanması ve ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 1,49 dolayında artış göstermesi, TL'nin Dolar karşısında değer kaybetmesinde etkili olmuştur. Bunun yanı sıra ABD ekonomisinde açıklanan olumlu veriler, Aralık ayında FED'in faiz arttırma ihtimalini yükselterek, bu durumun piyasalarda fiyatlanmasına neden olmuştur.

Başkanlık Sistemi konusunda AKP ve MHP arasında anlaşmanın sağlanması, yeni anayasa için 2017 yılında referanduma gidilecek olunması ve ABD cephesinde yaşanması beklenen gelişmeler sebebiyle ilerleyen süreçte gündemin sakin kalmasını beklemek yanılgıya düşmek olur.

Ayrıca 20 Ocak'ta Trump'ın koltuğa oturmasıyla seçim dönemi sürecinde öne sürdüğü politikaları uygulaması ve FED'i hızlı bir faiz artırımı sürecine sokması halinde Doların zayıf bir dönem yaşamasını bekleyemeyiz.

İlerleyen süreçte İtalya'da gerçekleşecek olan referandumdan çıkacak sonuç, FED Aralık toplantısı sonrası alacağı karar ve 20 Ocak sonrası Trump döneminde yaşanacak olan gelişmeler döviz kurunun seyrini önemli ölçüde belirleyecektir.

ABD VE KISIR DÖNGÜ RİSKİ

ABD geçmişte büyük bir hataya düşerek, ilerleyen yıllarda 2008 Küresel Finansal Krizi'ni meydana getirecek adımlar atmıştı.

Her şey 1995 yılında FED'in imzaladığı bir anlaşma ile başlamıştı.

1995 yılında FED, Ters Plaza anlaşması imzalayarak doları değerlendirirken ABD'nin açık vermesine de izin vermişti. ABD, o dönemde güçlü dolar ve yüksek faize güvenerek açıklarını kapatmayı düşünürken dolar arzını denetleyemeyeceğini ve bu arzın 2008'de ilk önce mortgage şirketlerinin aktiflerindeki zehirli varlıklar olarak patlayacağını hesap edememişti.

Aslında Alan Greenspan her şeyin farkındaydı ve ileride neler olacağını az çok kestirebiliyordu.

2008 Küresel Finansal Krizi çıkmadan önce Alan Greenspan "Bu iş çökecek ve hepimiz altında kalacağız." diyordu. Nitekim öylede oldu.

ABD şuanda değerli dolara ve yüksek faize doğru yol almakta.

Bu durum doksanlı yıllardaki gibi ABD'yi kısır döngüye sokabilir. Yani yüksek dolar, yüksek faiz ve yüksek askeri harcamalar ve finansallaşma...

Bu durumun gerçekleşmesi ise ilerleyen yıllarda dünyayı yeni bir kriz ile karşı karşıya getirebilir.

Bu gidişat hiç hayra alamet değil.

Şimdiden söylemiş olayım.

Vesselam.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 04.12.2016 - 11:14 -1,530-
Bu sayfayı paylaşın :