+A A -A

Endülüs gezi notları

-A A +A

Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı, Araştırma ve Kültür Vakfı ile İnfak Vakfı’nın ortaklaşa düzenlediği ve Mecra Tur’la yapılan “ENDÜLÜS GEZİSİ” 4-7 Nisan 2018 tarihlerinde yapıldı.

Gezi rehberliğini Dr. Mehmet SILAY ve Cihat AKSOY yaptılar.

GÖRDÜKLERİM

Endülüs şehirlerinden Malaga Havaalanına inişin hemen ardından, Cebelitarık Boğazına hareket ettik. Tarık Bin Ziyad’ın İber Yarımadası’na çıktığı yerin tam karşısında boğazın bekçiliğini yapan bir yarımada var.  Burası İngiliz kolonisi Kaya Cebelitarık adıyla hala duruyor. Kaya Cebelitarık, İber Yarımadası'nın güney ucunda, deniz aşırı İngiliz topraklarındandır. İngilizler için önemli bir deniz üssü konumunda ve bugünlerde ise burası, turistik bir amaç için gezilen, İngiliz Sterlini kullanılan bir ada. Yerli halk İspanyolca-İngilizce karışımı garip bir dili konuşuyor. Trafik işleyişi ve her şey İngilizlere göre düzenlenmiş durumda.

Kral Fahd’ın yaptırdığı camide öğle namazını eda ettik. Malaga’ya 205 km mesafede Sevilla (Ishbiliyya) kentine geçerek -katedrale çevrilmiş- Alcazar Sarayı’nı gezdik.

Endülüs Medeniyet Merkezlerinde Kurtuba (Kordoba) şehri ve İspanyolların Mezguita olarak adlandırdıkları 1013 sütunlu Kurtuba Camisini hayranlıkla gezdik. Caminin ortasındaki kiliseye çevrilen alanın tamamının katedralle çevrildiğini esefle gördük.

Son olarak İspanya’da kurulan üç devletten biri olan Beni Ahmer Devleti’nin merkezi Granada (Gırnata) şehrinde, Elahram (Alhambre) sarayını ve müştemilatını gezdik. Bu sarayın yapımında kullanılan kilin rengi nedeniyle Kızıl Saray olarak anılmaktadır. Daha sonra Gırnata’da medfun Muhammed Esed’in mezarını ziyaret ederek okunmuş bir hatmi ruhuna bağışladık. Sonra cuma namazını kılmak üzere Müslümanların ibadet merkezi olan Gırnata Camiine ulaştık ve yöneticilerle görüşme fırsatı bulduk.

ENDÜLÜSLE İLGİLİ DUYDUKLARIMIZ

Endülüs Medeniyeti, 711’e Tarık Bin Ziyad’ın İber Yarımadası'nı fethiyle başlamış, Muvahhir- Murakıb ve Beni Ahmer Elhambra diye devletler kurulmuş,
Endülüs Medeniyeti, Felsefe, Sosyoloji, Matematik, Tasavvuf, Sanat, vb. bilimsel alanda, döneminde (700-1500 yıllarında) medeniyetin şahikasına ulaşmıştır. Bu medeniyetin arkasında Nizamiye ve Ezher Medreselerinden çok önce kurulmuş Kurtuba Medreseleri (Üniversitesi) vardır.
Bu medeniyet; felsefede İbni Rüşt, tarih sosyolojisinde zirve İbni Haldun, tasavvufta İbni Arabi, matematiğin öncüsü Kurtibi-Elham gibi ilim adamlarının eseridir. Düşününüz ta o zaman sadece Kurtuba’da 700 Camii, 300 hamam, 670 kütüphane ve bir milyon el yazması kaynak eser var.

711 tarihinde başlayan Endülüs Serüveni; 1236 Kurtuba, 1248 Sevilla, 1492 Gırnata ve Malaga Endülüs Şehirleri kaybedilerek tamamlanmış. Ancak Müslümanlar 1600 yıllara kadar İslami varlıklarını sürdürmüşlerdir.   

Fransız bir fizikçinin, “Endülüs’ten kalan eserler sayesinde atomu parçaladık. Eğer Endülüs Medeniyetinin %30’u kalsaydı bütün galaksileri fethederdik” ifadesini teyit edercesine “Avrupa aydınlanma çağı ve Rönesans hareketinin ilmi, fikri ve felsefi dayanağı Endülüs Medeniyetidir” denmektedir.

1071 de başlayan ANADOLU serüveni ve Haçlı Savaşlarının ardında Papalık -Vatikan- varsa, 800 yıllık Endülüs Medeniyetinin çöküşünde de Vatikan vardır. Anadolu’nun Türkler tarafından fethindeki her müspet adımına Vatikan Endülüs’te bir yeri veya şehri işgal ile cevap vermiştir.

1071 Malazgirt Zaferiyle Türklerin Anadolu’ya girişine Vatikan, 1085’te Toledo’yu işgal ederek karşılık vermiştir.  

1453 İstanbul’un Fethine karşılık, 1469 Ferdinand – Elizabeth evliliğine (Roman - Germen birlikteliğe), Şarlken’in Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfine desteği hep Papalık Vatikan’ın ürünü ve neticesidir.

“Endülüs’te Müslüman hâkimiyeti bitene dek yıkanmayacağım” diyen Kirli Elizabeth’in (hayatta iki kez yıkanmış) hayat felsefesi dikkat çekici değil mi? Endülüs Devleti yıkılmadan önce taht ve saltanat kavgaları neticesi Endülüs Tavaif’ül Mülk (Emirlikler-Beylikler) dönemi yaşamış ve 24 beyliğe ayrılmıştır.

Endülüs’te Beylikler, kendi aralarındaki kavgada Katoliklerle iş birliği yapmakta beis görmemişlerdir. Yani kendi akıbetlerini kendileri hazırlamışlar,  tabiri caizse genç rehberin ifadesiyle Endülüs’ü Katolik İspanyollar almamış, Müslümanlar kendi elleriyle teslim etmişlerdir.

Bugüne geldiğimizde medeniyetin izlerini gördüğümüz Endülüs’te yapılanları hayranlıkla izledik, haz duyduk. Ama yıkılışın serüveni, kaybettiklerimiz, İslam eserlerinin tadil ve tahrifle katedrale dönüştürülüşü, bıraktıkları kitapların büyük bir kısmının yakılması, kalanların batılılarca kendi isimleriyle sunuluşu, doğrusu insana sadece ıstırap veriyor.

Ancak bugün Katolik Hıristiyanların %80’ninin de kiliseye küskün olduğunu belirtmek isterim. İşte böyle bir gezi sonunda beraber olduğum arkadaşlarımla paylaştığım değerlendirmede şunları ifade ettim:

“Evet, Endülüs’ün sanatını, bilimini, medeniyetini gördük, dinledik ve mutlu olduk. Ancak gelinen şu anki durumda da kahrolduk. Bu yaşanan durumlara rağmen bugün, geleceğimiz üzerinde ibret alma, düşünme ve neler yapacağımıza karar verme günüdür.
Endülüs’te yaşananlarla Anadolu’da, gönül coğrafyamızda, dün ve bugün yaşananlar arasında düşmanlarımız ve hasımlarımız arasında fark olmadığını gördük.
Ülkemizde ve gönül coğrafyamızda etnik, mezhep, ideolojik, siyasi, sosyolojik, ekonomik, bölgesel farklılıkların kavgaya dönüşmesini nasıl önleyeceğiz? Milletimiz ile İslam Alemi arasındaki birliğimizi ve gelişmeyi nasıl sağlayacağız? Bu Gezi işte tüm bunları düşünme ve konuşmaya vesile olmalıdır.
Vahiy ve risalet rehberliğinde, Mümince, ehli kıbleyi tekfir etmeden, akıl ve hissi selimle hareket ederek, rüya ve ilhamı bilgi kaynağı görmeyip, kimseyi kutsamayıp, Allah ve Hz. Peygamber dışında kimseye mutlak itaat etmeyip aramızdaki farklılıklara barış, kardeşlik, adalet, birlik, hoşgörü ve sevgi diliyle yaklaşım esas olmalıdır.
İnanç, ilke, hedef, ideal, ülkü birliğinde buluşan, araştıran, soran, sorgulayan, müzakere kültürüne sahip, tek doğru benim dediklerim demeyen bir nesle ulaşmak hedef olmalıdır” diyerek düşüncelerimi paylaştım.
Böyle bir geziye vesile olanlara ve katılanlara teşekkür ederim.

Hayrullah BAŞER
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Yönetim Kurulu Başkanı

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 12.04.2018 - 16:39 -423-
Bu sayfayı paylaşın :