+A A -A

Fransa'dan İthal Sağcılık-Solculuk Laflarına Sıcak Bakamıyorduk

-A A +A

İsmail Aydın

                (Geçen haftadan devam.) Bu şekildeki “solculuk-sağcılık” sözleri bize fazla bir şey vermiyordu. Bünyemize uymayan ve Avrupa’dan ithal bu laflarda bir çeşit bölücülük kokusu da hissediyorduk. Oysa istediğimiz şey milletin birliği ve memleketin ileri gitmesiydi. Memleketin karşı karşıya bulunduğu problemleri çözmek, engelleri aşmak ve bir çıkış yolu aramak gibi samimi bir çaba içinde olduklarından asla şüphe etmediğimiz bu arkadaşlarımızın kendilerini “solcu” olarak nitelemelerinden gene de rahatsız oluyorduk. Bunlar giderek duyuş, düşünüş, yaşayış ve inanış açısından millete yabancılaşıyorlardı.

                Zihinlerimiz bu gibi görüşlerle meşgul iken, ekibimizde Mücadele Birliği’ni tanıma ihtiyacı belirdi. Hukuk Fakültesi üçüncü sınıfta okuyan ve sonradan öğrendiğimize göre söz konusu birliği kısmen tanıyan rahmetli Mehmet Bağçeci’den işin aslını öğrenmeye çalıştık. Bir akşam evlerine gittik. Bizden yaşlı olması sebebiyle kendisine ağabey dediğimiz Bağçeci’nin anlattıkları ilgimizi çekti, onları şu şekilde özetleyebilirim:

               FİKİR VE KADRO HAREKETİ

                “Mücadele birliği bir fikir hareketidir. İktidar olmak başka, muktedir olmak başka şeydir. Hükümet olmak hükmetmek anlamına gelmez. Bunun örneği Menderes hükümetleridir. Rahmetli Menderes iktidar olduğu halde, devlet kadrolarındaki CHP’liler yüzünden muktedir olamamıştı. Bu açıdan Mücadele Birliği bir kadro hareketiydi. Kurtuluş için bütün milletin uyandırılması gerekiyordu. Cihan çapında yürütülecek bir mücadele başka türlü zafere ulaşamazdı.

                 Kurtuluş için haklı bir doktrine, üstün bir stratejiye, sağlam bir metoda, derin bir politika anlayışına ve ehil kadrolara ihtiyaç vardı. Bunları temin edemeyen bir iktidarın Türkiye’de muktedir olma ve başarı şansı yoktu. (*)

                Demokrat Parti’den sonra tek başına iktidar olan Adalet Partisi (AP) de bunlardan mahrum, kırk yamalı bohça görüntüsü veriyor ve memleketi yönetemiyordu. Anarşi –terörün o günkü adı- enflasyon, işsizlik önlenemeyecek şeyler değildi. Bütün bu ve benzer problemleri çözmek için millî kadrolara ihtiyaç vardı. Bu da Adalet Partisi’nde yoktu. Ekonomik düzen milletin ihtiyaçlarını karşılamaktan ziyade tüketime yönelikti ve Beynelmilel Yahudiliğe hizmet ediyordu. Sermaye gayrı millî unsurların elinde toplandığından gerçek anlamda kalkınmaya yönelik yatırımlar yapılmıyor ve iş sahası açılmıyordu. İşsizliğin ve çaresizliğin asıl sebebi bu idi. Ve Mücadele Birliği kapatılmıştı.”(**)

                 Mehmet Bağçeci bunları anlatırken derslerimizi ihmal etmememiz gerektiğini de hatırlatıyordu. Söyledikleri tutarlı şeylerdi. Nasılsa o gün İngiltere’den para alma meselesini sormamışız. Bunu daha sonraları bize Yusuf Erkoç anlatacaktır.

                Bu vesileyle Mehmet Bağçeci’yi rahmetle anıyorum. (Gelecek hafta Yusuf Erkoç anlatırken ağlamıştı.)

                ------------------------:
                (*) Bu bakış açısı yeterince kavranabilseydi, yılların birikimi millî meselelerin ve milletlerarası köklü meselelerin çözümüne slogan mantığıyla yaklaşılmaz ve hata üstüne hata yapılmazdı. Elbette derin politika anlayışıyla geliştirilecek stratejiler uygulanır ve Türkiye bugün karşı karşıya bulunduğu devasa problemlere muhatap olmazdı. Gücünüz ne, dostlarınız kimler, imkânlarınız ve zaaflarınız neler; karşınızda kim veya kimler var, dostları kimler, gücü, imkânları ve zaafları, izleyeceğiniz politikayı belirleyecektir.

                (**) Bugün mevcut iktidarın, hiç olmazsa yönetim mevkilerinde köşe başlarını tutacak idarecilere sahip olamaması; bu yüzden Aliye Veliye yönelmesi ve oralardan ödünç elemanlar alması; bu devşirme elemanlar yüzünden başının ağrıması, sonra da onlardan kurtulmaya çalışması, kadronun ne kadar önemli olduğunun ve bunun, daha o yıllarda Mücadele Birliği tarafından bir mecburiyet olarak ortaya konmuş olması, Mücadele Birliği’nin, Türkiye’nin meselelerine ne denli köklü çözümler getirmeye çalıştığının en açık delili sayılmalıdır. (İ. Aydın)

 

KAHRAMAN ORDUYA DUA

Bid’at nedir bilmeyiz, diyen Alp Arslan’ın ordusu budur Ya Rabbi!
Ta Malazgirt’ten beri Haçlıların hedef ordusu budur Ya Rabbi!
Düşmanları sevindirme, meleklerinle teyid et, muzaffer kıl
Afrin’de İslâm’ın Sana secde eden ordusu budur Ya Rabbi!

Kategori: 

4 Yorum var.

Evet bir memleketin kalkınabilmesi için milli, vatansever ve inançlı insanlara ihtiyaç vardır. Cumhuriyet tarihimizde bu güne kadar hiç milli kadrolar yönetmedi ülkemizi.

bugün ki iktidarında benzer sorunlar yaşadığı söylenebilir gibi geliyor bana, iktidar olsabiliyorlar fakat muktedir olamıyorlar çünkü hareketin kendisi fikir hareketi veya toplumsal bir fikir kalkınması maalesef yaratamıyor aksine sermayenin el değiştirmesi ile yoluna devam ediyor... allaha ısmarladık, sağlıcakla ...

Yazı dizinizle,Mücadele Birliğinin kuruluş şartlarını, ideal ilke ve hedeflerini, gençlikle tanışma serüveninin sade bir dil ve samimiyetle izahınız nedeniyle kutluyorum.

MEHMEDİM! Mehmed’im kükremiş düşmana karşı Attığı tekbirler titretir Arşı Zalimin hasmıdır, mazlumun dostu Diz çöküp dinlesin cihan bu marşı Yerlerde tufandır, göklerde şimşek Toprak ona yorgan, bulutlar döşek Afrin dağlarında gezen Mehmed’in Göğsünde gül açar her kahpe fişek Davran ki Kilis’i vurmasın füze Sürünen masumlar çıksınlar düze Bütün Ehl-i Salib hışmıyla gelse, İlâhî nusretle gelirler dize Bitsin bu fitneler, bitsin bu zulüm Çakala, sırtlana şart oldu ölüm Dirilsin ki tarihin muhteşem çağı Ve bitsin vahşetle oynanan filim Cennet ayağına serildi aha! Mehmet’im sarıldı yine silaha Melekler, şehitler yürüsün hele Son durak, son varış, Yüce Allah’a Yıldız’ım, dualar çıkarken Arşa Siperlerde gezdi Hulusi Paşa Albayrak selinde yükselen sedâ, “Yaşa Türk ordusu, binlerce yaşa!” Mustafa YILDIZ 4Şubat 2018 Pazar ANKARA

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 30.01.2018 - 08:50 -2,111-
Bu sayfayı paylaşın :