+A A -A

Gül Yetiştiren(diğer)Adam(lar).. (3)

-A A +A

Birkaç haftadır yazdığım  yazılara göre;Gül Yetiştiren Diğer Adamların 4.sü Said Nursi’dir.Yalnız  Said Nursi’nin;”umduğunu bulamayıp”köşesine çekilen veya kendini tatmin için yurt dışına gidenlerden farkı vardır.O, l925’ten sonra umduğunu bulamamış olsa da; ülkeyi terk etmeyi asla düşünmemiş, imanı tahkik etmek , Kur’an’ı anlatmak ve talebe yetiştirmek uğruna, hapislerde yatmak pahasına ülkede kalmayı yeğlemiştir.

İsterseniz önce, O’na hitabı değiştirelim.Said Nursi’ye sevenleri; Bediüz-zaman demişlerdir. Bu sıfat zamanın bediisi,belagat ilmin ustası,ifadeyi güzelleştiren demektir.Tarihte bir çok Bediüzzaman vardır Bediüzzaman Füruzanfer,Bediüzzaman Hamadani  gibi..Sait Nursi’ye ismini veren Bediüzzaman ise, Bediüzzaman Hamadani’dir.İkisi arasında zihni uyum  ve zeka kabiliyeti bakımından benzerlik olması hasebiyle..

Evet,Bediüzzaman Sait Nursi,daha Milli Mücadele başlamadan önce ve padişahlık zamanında bile talebe yetiştirmeye hevesli idi.O zaman sultan 2.Abdülhamit’e Doğu Anadolu da bir üniversite açmak fikrini anlattı.Kendisinin bu işe talip olduğunu beyan etti.Ama bu olmadı.

Bediüzzaman ülkesini seven bir insandı.Kendi imkanları ile Doğu Anadolu’da talebe yetiştirirken l. Cihan Harbi koptu.Bediüzzaman, cephelerde Ruslara karşı talebeleri ile kahramanca savaştı. Sonunda esir düştü.Sibirya’da 3 yıl esir hayatı yaşadı.Sonunda hapishaneden kaçtı.Avrupa üzerinden İstanbul’a geldi.İstanbul’a geldiğinde Anadolu’da Mili Mücadele başlamış,İstanbul da İngilizler ve Fransızlar tarafından işgal edilmişti.Bediüzzaman İstanbul’da,Dar’ül Hikmet-i İslamiye üyeliğine geçti. Burada işgalci İngilizlere ve Fransızlara dehşetli muhalefet etti.Mücadeleler verdi.Yazılar yazdı ve konferanslar  yaptı.İşgale direndi.

Bediüzzaman, İstanbul’da bu çaba içinde iken,Anadolu’daki Milli Mücadele’yi destekledi.Devrin Şeyhül İslamı  Dürizade Abdullah Efendi’nin Milli Mücadelecileri asi olarak tavsif etmesine karşı çıktı. Düşmana karşı ayaklananların asi olamayacağını ve dolaysiyle Şeyhülislam efendinin fetvasının geçerli olmadığını haykırdı.

Böyle bir ortamda Bediüzzaman’a başka yerlere, Anadolu’ya gitmesi, düşmanın hedefi olmaktan kurtulması teklif edildi.O; “..kumandan cepheyi terk etmez.Burası iman hizmetinin ateş hattıdır.Mısır’ a değil, Mekke’ye veya Medine’ye git deseniz, gene gitmem.Ben burada hizmet edeceğim ”dedi.Hiç bir yere gitmedi.Her gün İngilizlere ve Fransızlara karşı halkı uyardı.

O’nun İstanbul’daki faaliyetleri ;Ankara’da Büyük Milet Meclisi Hükümeti ve Gazi paşa tarafından da  duyuluyor ve takdir ediliyordu.Gazi Paşa,Bediüzzaman’ı iki defa Ankara’ya çağırdı.”Bu kahraman Hoca bize lazımdır” dedi.Bediüzzaman, ilkin gidemedi.2.davet üzerine, Gazi Paşa ile görüşmek üzere Ankara ya gitti.O devirde önemli insanlar, Meclis’in kapısında “Hoş Amedi” denen bir merasim kıtası ile  karşılanırdı.Bediüzzaman, Meclisin kapısında merasim kıtasınca Hoş Amedi ile karşılandı.Merasim kıtasının  hemen başında  Celal Bayar vardı.Merasimden sonra Celal Bayar,Bediüzzaman’a;” Gazi Paşa sizi bekliyor”dedi.Beziüzzaman,”önce bir namaz kılalım ”dedi.Celal Bayar;”benim işim var” diyerek mescide O’nunla birlikte  gelmedi.

Bediüzzaman’ın ilk hayal sükutu mescidde  oldu.Milletvekillerinin  çoğu namaz kılmıyordu.Veya namaz vaktinde mescidde  mebus çok azdı.Daha sonra Bediüzzaman, Gazi Paşa ile Meclis’te görüştü.Ondan sonra da Büyük Milet Meclisi’nde vekillere hitap eden bir konuşma yaptı.Orada namaza önem verilmemesinden şikayet ettiği,bu konuşmadan sonra mesciddeki  milletvekili sayısının arttığı söylenir.

Bediüzzaman Sait Nursi, kendi hayatını üç safhaya,sevenleri de 4 safhaya ayırır.l878-1918.Eski Sait dönemi,l923-1950 Yeni Sait dönemi,l950’den l960’kadar 3.Sait Dönemi, ondan bugüne kadar da 4.Sait Dönemi.Ölümü l960’tır.Kendisinin l960’dan sonra fiilen 4.Said’e etkisi yoktur Ama eserleri yaşadığı dönemden  şimdi daha etkilidir.Yani en güçlü dönem 4.Said dönemidir.

Bediüzzaman Said Nursi,Ankara ziyaretinden sonra ,kendi ifadesi ile”. İstikametin  Batı’ya dönmüş olduğunu” gördü.O da umduğunu bulamayanlardan oldu.Adeta inzivaya çekildi.İslam’a hizmette yeni bir yöntem bulmaya çalıştı.l925’ten sonra Risale Nur diye adlandırılan kitaplarını yazmaya başladı. Siyasetten uzaklaştı.Bir tarikat kurmak veya bir cemaat kurmak gibi bir düşüncesi yoktu.”Bu  devir tarikat devri değildir” derdi.O’nun sonradan milyonlarca insanın etrafında toplanmasına bir tarikat hareketi denemez.O bir şeyh değildir.Bir cemaat önderi de değildir.O bir mürebbiyedir.O bir mürşittir. O bir tefsircidir.Onun yaptığına dini ihya hareketi denir ama, bir tarikatı yoktur.Kuru kuru itaat değil dağda,hapishanede kitap okuyarak tatbikatla eğitim yaparak insan yetiştirmeyi denemiştir O.Bazıları; “Bediüzzaman’ı ille dini bir grup sayacaksak;  O Üveysi’dir “der.Yani bir şeyhe bağlanmadan direk peygambere bağlanan  dindar..

Yazdığı kitaplar devrin iktidarları  ile çeliştiği  için bu arada hakkında tahkikatlar da başlar.Önce ev  hapisleri,sürgünler, sonra yargılamalar, sonra mahkumiyetler, beraatler, polis hafiyelerinin takibi sürer gider..O’nun  söyledikleri bugün suç değildir.O’nu mahkum eden kanunlar şimdi yoktur.Geriye dönüp baktığımızda; O’na uygulanan kanunların mülga olduğunu görürüz.TCK’nın l63.maddesi şimdi yoktur. O’nun suçlandığı hususlar, şimdi fikir hürriyeti  sayılıyor.Olaya böyle bakılırsa; “ Bediüzzaman boşu  boşuna 28 yıl hapis yatmış” diyebilirsiniz..Afyon’da,Eskişehir’de, Kastamonu’ da Denizli’de 4 duvar arasında geçen yıllar..Ev hapisleri..Kendisinin yazdığı  kitaplar sebebiyle  yargılanması  bir tarafa O’nun kitaplarını okuyan yüzlerce insanın da; “niçin O’nun kitaplarını okudun” diye onların da mahkum olması da  işin cabası..

Bediüzzaman’ın 50 dile çevrilmiş onlarca eseri vardır.Kitaplarından birisini yazarken,kitaba bir ilave yapacak olmuş.İlave bilginin başına;“Ramazan’a..”  diye bir not düşmüş.Sürgündeki evini  jandarma başmış.Yasak kitap ararken,sedirin üstünde; “Ramazan’a..” diye bir not varmış.Bütün kitapları alıp götürmüş jandarma.”Ramazan’a..” notunun  peşine düşmüşler..”Bu, olsa olsa Ramazan isimli bir zata şifreli bir mesajdır.Bu Ramazan’ı bulalım da cezalandıralım” demişler.Bakmışlar o köyle Ramazan isimli bir zat yok.(Burası Isparta’nın bir köyüdür)Yan köyde aramışlar, Ramazan’ı.Orada Ramazan isimli okuma- yazma bilmeyen zavallı, fakir ve çelimsiz bir adamcağız bulmuşlar.Ramazan’ı alıp Eskişehir hapishanesine Bediüzzaman’ın yattığı yere getirmişler. Birisi insiyatif kullansa, o Ramazan’ın bu Ramazan olmadığı anlaşılacak.. Ramazan kendisine mesaj iletilecek bir adam değil.Bediüzzaman’ı duymamış bile.Zavallı, mapus  damında 2 ay yatmış.Sonra o Ramazan’ın bu Ramazan olmadığını anlamışlar.Meğer Bediüzzaman, “Ramazan Risalesi” kitabına eklenecek bir yazı için o notu divanın üzerini koymuş sonradan unutmayayım da kitaba ekliyeyim diye..

İşte, Bediüzzaman böyle bir mantıkla ve böyle bir  önyargı ile yargılandı.

 Ama şimdi,kitapları 50 dile çevrildi.Dünya üniversitelerinde  O’nun için kürsüler açıldı.O’nun için  ve O’nun fikirleri hakkında(kendi kitaplarının dışında) kitaplar yayınlandı.Devlet, O ve diğerleri için iade-i itibar yaptı.Bediüzzaman Said Nursi;”Ölse idim,sadece kendimi kurtaracaktım.Bu kadar çileye tahammül ederek,yüzlerce insanı kurtardım ”dedi.

Ben de diyorum ki;madem bugün o fikirler suç sayılmayacaktı,bunlar ,diğerleri ve Gül Yetiştiren Adamlar’ın hepsi , Gazi Paşa ile ve sonraki yöneticilerle anlaşsa da kaybolan yıllara yazık olmasaydı…

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 05.02.2018 - 20:09 -1,386-
Bu sayfayı paylaşın :