+A A -A

“Havuç varsa tavşan da gelir…”

-A A +A
28 nisan 2018 günü İstanbul’da Anadolu Vakfı’ İstanbul şubesinin düzenlediği güzide bir toplantı oldu.
 
Toplantıya Ankara’dan değerli Genel Başkanımız Hayrullah Başer onur verdi. Toplantıda ayrıca değişik yerlerden gelmiş kıymetli arkadaşlarımız da vardı. Öğretim üyeleri,doktorlar, avukatlar, bürokratlar ..Bir de kadim bir dost, Kırşehir eski milletvekili  arkadaşımız Mustafa Haykır..
 
Genel Başkanımız Hayrullah abimiz, geniş bir perspektif ile vakfımızın gayelerini ve çalışmalarını anlattı. Malumlarıdır ki,Vakfımızın temel gayesi, bir medeniyet ihyası hareketidir.Kendi yaşayışımıza has,kendi medeniyetimizi yeniden kurmak..Kendimize ait özellikleri ortaya çıkarmak bunları yeniden yaşanır hale getirmek.
 
Aslında her düşünce kendine has müesseseler kurar. Her kültürün, her medeniyetin kendine has yaşayış tarzları vardır.Bunların nitelikleri o kültürün  ve medeniyetin özelidir.Nasıl, bulduğunu kendi kendine bitiren insanların tavrı,  onların hayat  anlayışının ürünü ise, bulduğunu komşusu ile paylaşan insanın tavrı da diğerinin hayat anlayışının ürünüdür.
 
Bizim medeniyet anlayışımız yani kültürümüz ve yaşayışımız,kendinin dışındakilere vakıf olmayı amaçlar.Vakıfkurarak,emekler,hizmetler ve mallar insanlara arz edilir. İnsanların kalkındırılması amaçlanır.
 
Bu zor bir iştir.İnsanlara kendini, malını ve emeğini  vakfedeceksin ki, bir topluma bir faydan olsun.
 
Ve bu düşünceyi bütün topluma yayacaksın ki,vakfetme duyguları çoğalsın.Vakıf İnsanlar çoğalsın. Ve  insana hizmet etmek,kendi düşüncesini ,kendi düşüncesinin  müesseselerini kurmak daha kolay olsun..
 
Bundan 48 yıl önce Yeniden Milli Mücadele çıkarken,başyazıda;yapacağımız iş anlatılırken,basın alanındaki hizmetin  zorluğu ifade ediliyor,”.hisleri  tahrik ederek parsa toplamak kolaydır. Bizim yaptığımız zordur. Ama biz zor olanı  seçeceğiz ”denmişti. Zor olanı seçmek yiğitlik ister.İnsanları değiştirmektir asıl hedef.Daha doğrusu kendini unutmuş,kendimedeniyetini,kendi yaşayış tarzını terk etmiş insana, geçmişini hatırlatmak ve onu tekrar yaşanır haline getirmektir medeniyet ihyası..
 
Allah,insanlar kendini bozduğunda belirli aralıklarla,peygamberlergönderdi.Peygamberlerin hepsinin yaptığı aslında aynı şeydi.Adem peygamber insana Allah’ın emrini bildirdi. Bir süre sonra insan, Allah’ın emrini unutup, nefsi bir hayat kurdu.Allah yeni bir peygamber göndererek,insana kendini hatırlatmakistedi.İyiyi, doğruyu ve güzeli göstermek istedi.İnsanlık her bozulduğunda yeni bir uyarıcı geldi. Bunların hepsinin gayesi ilkihatırlatmaktı.İlkhuzuru tekrar kurmak için insanlarıtekrar doğruyu bulmaya çağırmaktı
 
Aslındanuzaklaşmış,kendini inkar etmiş hayat tarzları bir adım önde gitti.Büyük insanlar çözülüşü önlemek için bir adım geriden takip etti olayları. Bunlar, bütün dünyayı bir hayat tarzı altında toplama imkanı bulamasa da, bütün dünyaya örnek  bir hayatı kendi aralarında yaşadılar.Ve iyiye güzele örnek oldular.
 
Yeni medeniyet ihyası kadim bir gelenektir.Ve böylesine zor bir iştir.Ama en şerefli bir iş.İnsan hem kendini arar, hem de tarihine özlemle bu işesarılır.Kısacası,medeniyetihyası,bir peygamber mirasıdır.
 
Efendim,konuyufelsefik bazda biraz uzattık gibi. İnsanların bu işe sarılması için yeni fanteziler mi bulmak gerekir?İşe talip olacakları çoğaltmak gerekir Bunun için insanların ilgisini  nasıl toplarız? Yapılacak iş, gönüldaşlarımızıçoğaltmaktır.Bunun için bu zor yarışa gireceklerin sayısına artıralım ki,sesimiz daha gür çıksın.Zoru daha kolaylıkla başaralım..
 
Efendim, bahsettiğim toplantıda değerli arkadaşımız  Mutafa Haykır, geleceklerin ilgisini ve katılımı nasıl artıracağımızı açıkladı :Bir tarlaya havuç ekersek ,tavşan oraya mutlaka gelir dedi.Tavşanın en sevdiği şey; havuç olduğuna göre,insanın en sevdiği şeyleri  söylemek gerekir.Onlarınilgisini çekecek çalışma metodları bulmak gerekir .
 
Allah’a emanet olun..

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 30.04.2018 - 22:26 -898-
Bu sayfayı paylaşın :