+A A -A

Hizmete adanmışlık

-A A +A

 

    Her çağ ve devrin ışığı ilim ve hikmettir. İlim ve hikmetin zıttı ise cehalettir. Cehalet: karanlık , zulüm, vahşet ve merhametsizliğin temelidir. İlimle karanlıklar aydınlığa, zulümler merhamete, haksızlıklar adalete dönüşür. İnsanlar okumalı; ama neyi nasıl okumalı? Sorunun cevabı, sevgili peygamberimize, Rabbimizin ilk emri ‘ Yaratan Rabbinin adıyla oku’ emrinde yatar. İnsan okumalı ve okumaya başlamadan, yaratan, herşeyi yoktan var eden bir Allah olduğuna inanarak başlamalı. Okuyacaklarını ise kainatı ve onun içindekileri yaratıcının emir ve yasakları doğrultusunda düşünerek okumalıdır. İlmini buluş ve görüşlerini o istikamette kullanmalıdır.

       Sizler ‘Allah’ı unutan, Allah’ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayınız…’ ( HAŞR SURESİ- ayet 19). Emri ilahiyesi ve ikazını dikkate almayan her insan toplum, kavim, millet ve devletler insanlığa zulmü, vahşeti, katliamı yaşatır. İnsanları, acımasızlık ve mutsuzluk deryasına sevkederler. İşte bunun için, çağımız, acı örneklerini hep birlikte yaşadığımız vahşet, barbarlık ve karanlıklar çağına dönüşmüştür.

        Bugün insanlığın tek Allah’a ve onun bildirdiği şekilde bilgi ve imkanlarını kullanacak bilginlere, devlet adamlarına ihtiyacı var. Zulmün son bulması, katliamların, soygunların, vurgunların, talanların, yalanların olmamasının temel şartı budur.

  Hacı Abdurrahman Gümüş’ün ilim-kainat-insan adlı kitapçığında dediği gibi ‘ İlim büyük yaratıcının kainat sanatını insana tanıtmak için yarattığı sistemdir. Yaratıcı kendi güzelliğini tanıtmak için insanı yaratmıştır.  Aslında ilim, Cenab-ı Hakk-ın insana verdiği ve -Beni bul, benim sanatımı gör- dediği bir cevherdir. İlim adamı mütevazidir. Tıpkı meyveli ağaç gibi dalları yere eğik, toprağa yakındır.’

       Gerçek alimler, Allah’ı bilen ve ona tazimde bulunarak saygı besleyenlerdir.

         İlim ,aydınlık, huzur, güven, mutluluk ve dünyayı yaşanır kılmaktır. Bilginler de bunun öncüsüdürler. Onun için yüce yaratıcımız Allah ‘ Söyle, hiç bilenlerle, bilmeyenler bir olur mu? ‘ buyurarak insanları bilime teşvik etmiş ve sorumluluklarını hatırlatmıştır.

          Sevgili peygamberimiz (a.s.) de ‘ Alimler, peygamberlerin mirasçılarıdır.’ buyurarak kendilerinden sonra gelecek insanları, toplumları alimlerin bilginlerin Hak yoluna çağıracaklarını onların yollarını aydınlatacaklarını anlatmaya işaret etmiştir.

        ‘ Sadakanın en faziletlisi , Müslüman kişinin öğrendiklerini Müslüman kardeşlerine öğretmesidir.’ buyurarak bilenlerin bilmeyenlere yardımcı olmalarının önemini beyan etmiştir.

         Yine Rasülümüz (sav) kendilerine gıpta edilecek iki insanı bildiriyor: ‘  Allah’ın kendisine mal verdiği ve onu hak yolunda Allah için harcayan kimse ile, Allah’ın kendisine ilim, hikmet verdiği ve ona göre karar verip onu başkalarına da öğreten kimsedir.’

      Gerçekten alınacak iki insan türü: Biri Allah’ın verdiği malı serveti maddi olanaklarını insan suresinde ayet 7-8 ‘de belirtildiği şekilde sevdiği mallarını ihtiyaç sahiplerine infak eden fakat bunun karşılığında, infak ettiği kimselerden bir ücret hatta bir teşekkür bile beklemeyen hayırseverler gibi alimler de Allah’ın verdiği ilmi, bilgiyi insanlara karşılıksız verenler oldukları zaman ilminin hakkını veriyor demektir.

     Hepimiz, hayatını ilme ve insanları aydınlatmaya adamış, alim ve bilginlerin bizlere ulaştırdıklarından yararlanıyoruz. Allah hepsinden razı olsun

  Ali  Kerrar ULU

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 15.12.2015 - 09:43 -1,064-
Bu sayfayı paylaşın :