+A A -A

İffet Ve Namus

-A A +A

İslam barışın, huzurun, mutluluğun, güvenin temel kurallarını koymuştur. Kutsal kitabimiz Kur’an-ı Kerim, dünya ve ahirret mutluluğunun altın anahtaralarını insanlığı sunmuştur. Dünyayı, ayı, güneşi, yeri-göğü,yıldızları birbiri ile düzenli ve uyumlu kılan, her şeyi yerli yerince hareket ettiren Allah’tır. Arz ve Semavatin yaratılış ve işleyişinde bir eksiklik, düzensizlik aramaya kalkışılsa bulunamayacağına işaret eden Kuranı Kerimdeki bir çok ayeti kerimede Rabbimiz bu ulvi sanat ve iradesindeki kusursuzluğa dikkat çeker.

Düşünmezmisiniz, akıl etmezmisiniz, ibret almazmısınız gibi ifadelerle de insanların;bu eşsiz nizmına koyduğu kanunlar gibi haytlarını Kur’an-ı kerimde bildirdiği hükümler, kurallar çerçevesinde sürdürmesini ister.

Allah’ın her emrinin içtenlikle kabul edilip uygulanması, her yasağınında haram kabul edilerek terk edilmesi gerekir. Çünkü bu emirler ve yasaklar her şeyi en iyi bilen, her şeyi ilmiyle kuşatan, Aziz ve Hakim olan Allah tarafından konmuştur. Hayatımızın her alanında yapmamız gerekenlerle yapmamamız gerekenler husunda tam bir teslimiyet şuuru içerisinde olunursa dünya hayatı ancak o zaman O’nun rızasına uygun olarak yaşanmış olur.

İslamdan, Kurandan uzak bir hayat anlayışı; insanları her alanda değersiz ve itibarsız bir varlık haline getirir. Çağımızda bunun sayısız acı örneklerini görüyoruz. Tüm çağlarda olduğu gibi, çağımızda da Kuran ve Sünnetten uzaklaşmalar, burhanların, sıkıntıların hat safhaya gelmesine neden olmuştur. Sözde özgürlük adına, erkekler ve kadınlar itibarsızlaştırılmıştır. Kadın, kadın olmanın hasletlerini yaşayamaz olmuştur. Kadın bir süs ve metaa haline getirilmiştir. Kadının insanlık onuru zedelenmiştir.Aslında kadın ve erkek eşrefi mahlukat olarak var edilmiştir. Kuranı kerimde ’’Ey insanlar biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık. Tanışasınız diye sizi milletler ve kabileler halinde kıldık. Şüphesiz Allah katında en değerli olanınız takvada en ileri olanınınızdır. Şüphesiz Allah herşiyi bilendir Herşeyden haberdardır.’’ (Hucurat: 9)

Cenab-ı Allahinsanlara yaratılışındaki güzelliği, fıtratı koruma ve devam ettirmelerinin şartlarını da bildirmiştir.İnsanAllah’ın emirlerine uyarak, yasakladıklarından da kaçınarak dünya ve ahret mutluluğunu kazanır.’ De ki doğrusu Rabbim şunları haram kılmıştır. İster açık ister gizli olsun her türlü fuhuş ve ahlaksızlığı allahın emir ve yasaklarını çiğneyerek günah işlemeyi, haksız yere başkalarının hak ve özgürlüklerine saldırmayı haram kılmıştır...’’ (Araf: 33) Rabbimiz ‘Kadınlar[, çocuklar, yığınla altın ve gümüş, cins atlar, en’am[ ve ürünler insana, içi gidecek kadar süslü gösterilmiştir. Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. Kalıcı güzellikler, Allah katındadır.  (Ali İmran:14)İşte Rabbimiz yaratışıştan verdiği bu ilgiye çeşitli sınırlar koymuştur.

’’Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve mahrem yerlerini korusunlar.Bu kendileri için daha temizdir. Allah yaptıklarından Şüphesiz haberdardır’’.(Nur Suresi :30)

Erkeklerin gözlerini yasak olandan çekmeleri, onlar için ruhi bir edep; yüzdeki ve vücuttaki güzellik ve fitne yerlerine bakma arzusunu  yenme çabasıdır. Ayrıca bu fitne ve yoldan çıkmaya açılan ilk pencereyi kapatmaktır; Zehirli oku hedefine ulaştırmamak için ameli bir çabadır. Bunun için

Erkekler girerken, çıkarken, otururken kalkarken gözlerini dikmesinler, harama bakmaktan, ayıp bişey görmekten sakınsınlar, denmektedir.

Şibli bir eserinde bunu; ’’Baş gözlerini haramlardan, kalp gözlerini Allah’tan gayri şeylerden çeksinler’’ şeklinde ifade etmiştir. Sevgili peygamberimiz de ’’Karısı veya başka mahremi dışında bir erkeğin başka kadınlara bakması helal değildir. Kadınlara bakış gözün fuhşudur’’ demiştir. Şehevvi konuşmalar dilin zinasıdır. Başka kadınların sesinden zevk almak kulakların zinası, elle dokunmak elin zinası, haram amaç için yürümek ayakların zinasıdır. buyurmuştur.(Buhari Müslim Ebu Davut)

Peygamberimiz (as.)’’Ya  Ali! İlk bakıştan sonra bakma. İkinci bakış zinadır. Birinci bakış bağışlanabilir. Tesadüfen bakarsan gözlerini çevir veya bakışını indir.’’ buyurmuştur.

Rabbimiz “Avret mahalinizi, ırzınızı koruyunuz’’ buyurur. Erkeklerde avret mahalli neredir? Erkeklerde avret mahalli göbek ile diz kapağı arasıdır. Buraya bakmakkendinden ve hanımından başkasına haramdır. Göbek üstü ve diz kapakları altını korumak da ‘Müstehap’tir.

Bu ifadeler erkeklerin ırz ve namuslarını korumalarının, bütün vücut hatlarını zina ve fuhşiyattan uzak tutmalarının Allahın emri olduğunun açık delilleridir.Erkekler hiçbir zaman diz kapakları ve göbek altları kısmını açarak insanlar arasında dolaşamazlar. Dinimiz insanlara her türlü ahlak dışı giyim, söz ve davranışlardan uzak durmalarını emreder. Haya imandandır. diye buyrularak ırz ve namuslarını korumaları istenmektedir.

KADINLARDA TESETTÜR

Dinimiz erkeklere olduğu gibi kadınlarımıza da  her türlü fitneye düşmekten ve fitneye sebep olacak hal ve hareketlerden uzak kalmaları için hükümler koymuştur. Bu hükümler hiçbir zaman tavsiye niteliğinde değildir, Allahın kesin emridir. Kadınlarımızın; tereddütsüz uymaları gereken emirlerdir. Rabbimiz ırz ve namusu korumak, her türlü fitne ve kötü zanlara sebep olacak davranışlar ile giyim ve kuşam konusunda da açık, net hükümlerini bildirmiştir.

Allahu Teala ’’Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar, açığa vurmasınlar, ancak kendliğinden görüneni hariç.Baş örtülerini yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini kendi kocalarından, ya da babalarından, ya da kocalarının babalarından, yada oğullarından,ya da kocalarının oğullarından, ya da kendi kardeşlerinden, ya da kardeşlerinin oğullarından, yada kız kardeşlerin oğullarından, ya da kendi oğullarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan yada kadına ihtiyacı olmayan hizmetçilerden, ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah’a tevbe edin, Ey Müminler umulur ki felaha kavuşursunuz.’’ (nur 31)

Yukarıdaki Ayetin açıklamasına gelince ’’Kadınlara söyle gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar’’derken; Erkeklerin kadınlara bakışları yasaklandığı gibi kadınların da erkeklere bakışları yasaklanmıştır. Gözler kalbe açılan pencerelerdir. Duygusal ilişkiler göz göze gelmekle başlar, bunun için Allah namahrem erkeklerle kadınların göz göze gelmelerini yasaklamıştır.

Ayette ikinci emir: “Avret yerlerini, ırzlarını korusunlar.” Kadınların erkekler karşısında avret yerleri el ve yüz dışında kalan tüm vücutlarıdır. Hz. Aişenin kız kardeşi Esma ince bir elbise içinde Hz. Peygamber’in yanına gelir ve Peygamberimiz hemen yüzünü çevirir ve şöyle der: ’’Ey Esma! bir kadın ergenlik çağına gelince ’’ Yüz ve el dışında vücudunun herhangi bir parçasının açığa çıkamasına izin yoktur’’der. (Ebu Davud)

Kadınların avret mahali erkeklerde olduğu gibi göbet ve diz kapakları arasıdır. Bu kısmını kendisi ve varsa kocası hariç kimseye gösteremez. Kimse de buraya bakamaz. Zaruret halinde ise doktorlar sınırı aşmamak şartı ile gerekli yerlere bakabilirler.

Kadınların göbek ve diz kapağı dışında kalangörünen ve görünmeyen taraflarını haramlık ve helallik yerlerini ve kimlere gösterip kimlere gösteremeyeceği konusunu ayetin akış çerçevesi içinde açıklayacağız.Ayette üçüncü bölüm ’’Süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görünen kısımları hariç’’tir.

 Zinet: Süs, çekici elbiseler ile kadınların genellikle kullandıkları baş yüz el, ayak vs. süslerini ifade eder. Allahu Teala kadını güzel bir konumda yaratmıştır. Takındıkları takılarda güzelliklerine güzellik katar.Ziynet yerleri kendileri ile ebedi evlenme yasağı bulunan baba, oğul, kardeş, kardeş oğlu gibi kimselere gösterilebilir.

Dördüncü emir ’’Baş örtülerini yakalarının üstünü kapatacak şekilde koysunlar.’’ Bu ayet inince Müslüman kadınlar başlarını göğüslerini ve sırtlarını bütünüyle örten bir baş örtüsü takmaya başladılar.Bu ayet kendilerine bildirilince Hz. Aişenin bildirdğine göre Ensar kadınları hemen kalkıp ellerine geçen bez parçalarından baş örtüsü yaptılar. Sabah namazı için Mescidi Haram’a gelen kadınlar başörtülüydüler.

Baş örtüsü kadınlar için farz hükmündedir. Tavsiye değildir. Mümin kadınlar örtünmek zorundırlar.

 Ayette beşinci emir: Ziynetlerin kimlere gösterilebileceği bölümünü ihtiva eder. Süsler yani baş, kulak, gerdan, göğüs kısmı ve buraları süsleyen malzemeler idi.Buralar birlikte olmanın getirdiği şartlar gereği: Kocalar, babalar, kocaların babaları(kayınpeder), oğullar, kocaların oğulları, kız kardeşlerin oğulları ya da kendi kadınları (Müslüman kadınlar) olduğu kabul edilir. İktidarsız hizmetçiler ya da henüz mahrem yerleri tanımayan erkek çocuklar ki yaşları en fazla 11-12 olanlar hariçtir. Bu bölümdeki kişilere el ve yüzün dışında kalan ziynet mahalleri ile ziynetleri gösterilebilir. Peygamberimiz kızı Fatma’yı öpüp onda Cennet kokusu var demesi Hz. Ebu bekirin kızı Aişenin başını öpmesi olayı ebediyen haram olan yakınlarına verilen ruhsatın yaşanan örnekleridirler.

İslamiyetten önce Araplarda örtünme adeti yoktu.Kadına saygı gösterilmez, kadınlar da erkeklerden sakınmazlardı.Evlilik dışı ilişkiler peşinde koşan bir kısım ayak takımı günümüzde olduğu gibi kadınların arkasına takılırdı. Onları rahatsız eder, zan altında bırakırdı. Bunun üzerine Ahzap suresinin 59. Ayeti nazil oldu:

’’Ey Peygamber eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, Cilbablarını üzerlerine sıkı örtünsünler. Böylesi onların tanınmaları ve rahatsız edilmemeleri için daha elverişlidir.’’

Cilbab baştan başlayarak göğüs üstüne sarkıtılan büyük baş örtüsü anlamına gelir. Cilbaba çeşitli anlamlar verilmiştir. Bütün vücudu örten tek parça elbiseye de cilbab denir. Bugün kullanılan manto veya pardesü de cilbabtan sayılır.Ayetin devamında kadınlara beşinci emir ‘’gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar’’dır. Kadınlar üzerlerindeki süslerini ifşa edecek tarzda dışarı çıkmasınlar. Ziynetlerini süslerini teşhir edecek şekilde olmasınlar.Başkalarını tahrik edecek tarzda süslenip dolaşmasınlar. Mesela makyajlar yapıp, kokular sürünerek kendilerini teşhir etmesinler  anlamı da çıkar. Kadınların elbiseleri ayak topuklarından az yukarıda olabilir. Daha aşağısı elbiselerin yerlerde sürünmesine neden olur. Peygamberimiz ’’Allah’ın kadın kullarını mescidlere gelmekten men etmeyin. Şu kadarki koku sürünerek gelmesinler’’.diye buyurmuştur.

Ayette altıncı emir: ’’Hep birlikte Allah’a tevbe edin. Bu konuda şimdiye kadar beşer icabı işleye geldiğiniz hatalar nedeni ile Allah’tan bağşlanma dileyin. Allah ve Resulun koyduğu hükümler doğrultusunda hayatınızı düzenleyin.’’dir.

İslam, akraba da olsalar bir erkeğin bir kadını gizlice görmesi veya kadının mahrem yakınının yokluğunda onunla oturmalarını yaskalamıştır. Peygamberimiz (asv) ’’Kocaları evde bulunmayan kadınların yanına girmeyin. Çünkü şeytan kangibi damarlarınızda dolaşır.’’buyurmuştur. (Tirmizi)

Irz ve namusu korumak erkek ve kadınlara farzdır. Aksini yapmak tavizler vermek haramdır.Namaz;  hac, zekat, oruç gibi tesettür de farzdır. Söz gelimi namaz kılmayan, oruç tutmayan Allah’ın emrini yerine getirmediğinden dolayı günahkardır. Hesabını mutlaka Allah’a verecektir. Bunların günahı kendinde kalır.Tesettür ise böyle değildir. Tesettür kurallarına riayet etmeyen veya tamamen terk edenin günahı bununla kalmıyor.Başkalarınında göz, kulak, kalp zinası suçunu işlemelerine neden olduklarından günahları katlanıyor.Bir yerine bir çok günah yüklenilmiş olunuyor. Allahın bu buyruklarına uyulmadığında ayrıca Allahın zinaya yaklaşmayın emri çiğnenmiş, istemeyerekte olsa zinaya yaklaşılmış veya zemin hazırlanmış oluyor.

Ey Ademoğulları! Size yücelerden, hem çıplaklığınızı örtesiniz diye, hem de bir görkem-güzellik nesnesi olarak giyim kuşam (yapma bilgisini) bahşettik; ama Allaha karşı sorumluluk bilinci örtüsü her şeyin üstündedir. İşte bunda (da) Allahın ayetlerinden biri var ki, insanoğlu belki ders alır.(Araf 26)                                                            

Ayeti kerimesinde örtünmenin asıl amacının korunma sakınma, sorumluluk bilincinde olma anlamına gelen takva örtüsüyle örtünmek olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle tesettür konusunda örtünmenin gerek erkeklerin gerekse kadınların sadece bedenin dış yüzeyini kaplayan örtü ile örtmekten ibaret olmadığının bilincinde de olmaları gerekmetedir. Vücut hatlarını olduğu gibi dikkat çekecek şekilde belli eden kıyafetler ile ince olmasından ya da renginden dolayı tenini görünür kılan kıyafetler tesettürü tam karşılamadığının tüm bu konuda hassasiyeti olan ve olaması gerekenlerce bilinmesinde fayda var. Günümüzde malesef baş örtüsü örtmüş görünen kızlarımızın ve kadınlarımızın diğer kısımlarını örten kıyafetler tesettürün ruhuna uygun düşmemekte ve tesettür bilinci sulandırılmaktadır. İşin özü dikkatlerden kaçırılmaktadır. Allahın muradı gerçekleşmiş olmamaktadır.

Kuran-ı Kerimde Allahu Teala ‘İnananlar arasında ahlaksızlığın, çirkin davranışların, fuhşiyatın yayılmasını isteyenlere hem bu dünyada hem de Ahirette can yakıcı azap vardır.Çirkinliklerin topluma ne büyük zararlar verdiğini ve buna karşı neler yapılması gerektiğini tam olarak Allah bilir, siz bilemezsiniz. Öyleyse herşeyi bilen Rabbinize güvenmeli ve O’nun hükümlerini hayata egemen kılmalısınız.’’ (Nur Suresi ayet:19 Açıklamalı Kuran Meali) buyurmaktadır.

Geleceğimizin aydınlık olması, nesillerimizin dosdoğru yolda gerçek anlamda kul olarak hayatlarını idame ettirmeleri için kızlarımızı ergenlik çağına girmeden yavaş yavaş tesettüre alıştırmalıyız. Evlerinin dışında Okul sıralarında ve merasimlerde de baş örtülü olmalarını sağlamalıyız.Ergenlik Çağına girdikleri andan itibaren de tesettüre uygun yaşayan mü’mine kullardan olsunlar.Aksi takdirde kendimizi ve çocuklarımızı yakacağı insan ve taş olan cehennem ateşindenkoruyamayız.Allahın belirlediği sınırlara, koyduğu hükümlere uygun olarak yaşayalım ki Allah da bizleri ebedi olan ahiret hayatımızda mümin kullar için hazırladığı cennetiyle ödüllendirsin...

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 08.06.2018 - 19:03 -829-
Bu sayfayı paylaşın :