İki zıt tarzı siyaset

-A A +A

Türkiyenin geçmişi, hali, istikbali bekası söz konusu olduğunda iki derin ve zıt tarzı siyaset kendini gösterir. Bu öyle bir şeydir ki; buna Türkiyeyi baştan başa kat eden derin bir fay hattı benzetmesi yapmak yalnış olmaz. Ve maalesef bu hat bizim bildiğimiz depremlere yol açan gerçek fay hatlarından daha aktif daha tehlikeli ve zararlıdır. Bu durum yeni ortaya çıkmış da değildir Osmanlıda 2. Mahmut döneminde belirmiş ve bu güne kadar derinleşerek gelmiştir.

Bu hattın bir yanını tarihinden miras aldığı her türlü kimlik kültür ve medeniyet değerlerine yabancılaşmış bu değerleri nefrete varan bir şekilde hakir gören zihniyet. Öte yakasında ise mirasçısı olduğumuz medeniyetin aşırı yüceltilmesine dayanan, zamanın realitelerini gözardı eden, hamaset ve büyüklenme yönü ağır basan bir muhafazakarlık. Bu zıtlık kullanılan kavramlara kadar da yansıdığından birbirleriyle diyalog ve  iletişim kurma imkanlarını da tüketmişler.

Birincisine kısaca “batıcı zihniyet” diyoruz. Bunlara göre Batı ile aramızda ortaya çıkan tüm problemlerde Türkiye daha baştan ve peşinen haksızdır. Bunda samimidirler çünkü zihinsel kodları Kristo-Romen varlık idrakine dayalıdır. Bu idrakin temeli Arnold Toybee nin Dünyadaki mevcut tüm medeniyetlerin Batı medeniyeti karşısında buharlaşarak yok olacağı iddiasına dayanır. Bu nedenle sözkonusu  Türkiyenin beka meselesi olsa bile Batı çıkarları tarafında yer almayı doğal görürler. Onlara göre bu tutumlarında vatana ihanet söz konusu olamaz tam tersine Batı çıkarlarına karşı gelmek vatana ihanettir. Batı ülkeleri de Türkiye üzerindeki operasyonlarında kendileriyle işbirliğine hazır insanlar bulmakta hiç sıkıntı çekmemiştir. Bunlar her yerde vardır.

Fay hattının öte yakasında da ayakları yere basmayan realitelerden uzak hamasi söylemlere dayalı geçmişi günümüze taşıma buradan bir kutsiyet üretme tavrıdır. Her meselede derhal çatışmacı yargılayıcı tutum alarak mevcut problemlerin çözümünden ziyade içinden çıkılmaz hale gelmesine sebep olmaktadır.

ABD ile yaşanan vize krizi, bu her iki tutumu da belirginleştiren turnusol kağıdı işlevi görmüştür. Birinci grup hemen büyük bir panik içinde çöküyoruz bittik amatör lige düştük feryatları başladı. Misyoner papaz dahil. ABD İstanbul Konsolosluk çalışanı Metin Topuz derhal serbest bırakılmalı. Zaten en başta Irakın işgaline karşı çıkmak Suriyede Esadın yıkılmasına çalışıp ÖSO yu desteklemek büyük hata idi. PYD ye ordu kurdurmaya da  Güneyimizde bir PKK koridoru açmaya da karşı çıkmamalıydık. Ve daha bu liste uzayıp gider.

Öte taraftan neredeyse ABD ye savaş ilan eden söylemler. Binbir türlü hakaret ve alaylar. Gerilimi tırmandırma eski defterleri açarak husumeti körükleme.

Her iki tutum da yanlış. Her ne kadar son yıllarda ABD ile aramızda makas farkı açılıyor ve çıkarlarımız farklılaşıyor ise de karşılıklı olarak bağımlılık ilişkilerimiz hala çok katmanlı, ilişkilerin düşmanlık seviyesine tırmandırılması her iki ülkenin de çıkarlarını baltalayacaktır. Asıl olan aklı selimi sağduyuyu kuşanıp, diplomasinin tüm mekanizmalarını kullanmaktır. Nitekim her iki ülkenin dış işleri bakanlarından başlamak üzere diyaloglar kurulmuş söylemler yumuşatılmış. Karşılıklı görüşmeler kararlaştırılmıştır. Her iki tarafta da İlişkileri daha fazla tırmandırmama iradesi beyan edilmiştir.

Basının da en azından bu yumuşamaya katkıda bulunması beklenir.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 13.10.2017 - 11:08 -337-
Bu sayfayı paylaşın :