+A A -A

Karınca diyor ki…

-A A +A

Süleyman, dağları ve vadileri dolduran ordusuyla sefere çıkınca, karıncalar vadisine de uğradı.

Süleyman’a kuş dili öğretildiği gibi, karınca dili de öğretilmişti. Bir karıncanın diğer karıncaları uyarmaya çalıştığını görünce peygamberin  yüzünde bir tebessüm belirdi.

Karınca ,diğer karındaşlarına şöyle sesleniyordu: Ey karıncalar!. Süleyman bu vadiden geçecek. Ezilmek istemiyorsanız yuvalarınıza girin.Haydi herkes evine çekilsin ve Süleyman’ın ordusu ile geçmesini beklesin !.Süleyman ve askerleri, bilmeden sizi kırıp geçirebilir. Çiğnenmemek istiyorsanız, beni dinleyin!.

Süleyman, karıncanın bu sesini işitince ;onu huzuruna çağırdı. Ve dedi ki: Karıncaları benden ve ordumdan niçin sakındırdın!. Süleyman’ın zalim olduğunu mu sanırsın?

Karınca; Ey Allah’ın elçisi!.Benim sözümdeki, “bilmeden” kaydını işitmedin mi? Hem ben, hemcinslerimin senin bir şey vermeni temenni ederek fitneye düşmelerini veya senin ve ordunun ihtişamını seyre dalıp Allah’ı anmaktan gafil olmalarını istemediğim için onları uyardım dedi.

Süleyman Peygamber, ona,peki sen niçin saklanmadın dedi.Karınca,ben onların büyüğüyüm.Büyük olmak emri altındakilere şefkat göstermektir .Ve büyüklük,bela geldiğinde kendini o belaya karşı tutmaktır, deyince Süleyman Peygamber,bu ilmi nereden aldın dedi.Karınca,sen bütün ilimlerin kendinde olduğunu mu sanırsın dedi. Süleyman, karıncanın bilgeliğine kani olduktan sonra karıncaya; bana öğüt ver dedi.

Karınca, Süleyman’a, dua ettiğinde Allah’tan ne dilersin dedi.Süleyman,Rabbim bana benden sonra hiç kimseye ram olmayacak bir mülk ver dedim.Karınca,bu sözde bir haset vardır.Peki, Rabbim sana ne verdi dedi.Süleyman, benzeri olmayan bir taht verdi.Karınca,Mevlam seni bağışlasın;yer yüzü senin için en güzel bir döşek değil miydi dedi.Karınca devamla,daha ne verdi dedi.Süleyman :Kuşları emrime verdi.Onlar ben yürürken başımın üzerinde durarak bana gölge ederler dedi.Karınca,başının üzerinde göğün bulutlarının olması yetmez miydi dedi. Ve daha ne verdi dedi.Süleyman Peygamber,bana bir  yüzük verdi.Bu hükümranlığımın simgesidir dedi.Karınca,Mevla,sana ve diğer insanlara göstermiştir ki,mağripten maşrike, bütün dünyanın mülkü işte bu yüzükteki taş parçası kadar kıymetsizdir. Ve gerçek mülk cennet mülküdür, dedi.

Karınca devamla, babana niçin Davut isminin konduğunu biliyor musun dedi.Süleyman, bilmiyorum dedi.Karınca, kalplerin yaralarını iyi etsin diye  dedi. Peki senin adın niye Süleyman, bunu biliyor musun dedi:Süleyman,hayır bilmiyorum dedi.Karınca ;göğsüne selamet verilsin ve baban Davut’a erişesin diye verildi dedi.

Karınca, Süleyman  Peygamber’e,Allah rüzgarı senin emrine niçin verdiğini biliyor musun dedi. Süleyman Peygamber,hayır bilmiyorum dedi.Karınca,dünyanın tamamının esip geçen bir rüzgardan ibaret olduğunu sana haber vermek için dedi.

Bunun üzerine Süleyman’ın hayreti arttı.Tebessümü de. Rabbine yönelerek; ”Allah’ım ,bana verdiğin bunca nimete şükürler olsun. Bana ve aileme büyük lütuflarda bulundun. Şükreden kullarından olmayı umarım. Biliyorum ki,sultan sensin. Biliyorum ki, sen dilediğini aziz kılarsın ve dileğini zelil edersin.Karıncayı yaratan da sensin.Süleyman’ı yaratan da .Dilersen beni karınca olarak yaratırdın. Nail olduğum bütün servet ve güç, sadece senin lütfundan ibarettir dedi.”

NOT: Neml  Suresi,Elmalılı Hamdi Yazır tefsiri ve diğer tefsirler.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 08.05.2018 - 09:38 -763-
Bu sayfayı paylaşın :