+A A -A

Kevnî Ayetlerin Işığında BÜYÜK PATLAMA MODELİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

-A A +A

Kevnî Ayetlerin Işığında
BÜYÜK PATLAMA MODELİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Prof. Dr. Halis ÖLMEZ (E)
Ondokuz Mayıs Üniversitesi

GİRİŞ

Evren (kâinat) tarih boyunca bilim, felsefe ve din gibi farklı disiplinler tarafından araştırma konusu olmuştur.

İnsanoğlu sürekli nereden geldiğini, neden var olduğunu, sonunun ne olacağını, dünyanın ve evrenin oluşumunu, işleyişini, başlangıç ve sonunun olup olmadığını, zamanın niteliğini, ezeli ve ebedi olup olmadığını merak etmiş, hayatın ve kâinatın mahiyetini anlamaya çalışmış,bu maksatla doğru haber, beş duyu ve akıl gibi bilgi vasıtalarını kullanarak temel sorunlarına çözümler bulma gayretine girişmiştir.

Bu çözüm gayreti Kur’an-ı Kerim’de de teşvik edilmiştir:

  • [Aklıselim ve sağduyu sahibi] kimseler her hâl ve ahvalde Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaradılışı hakkında düşünürler ve “Rabbimiz!” derler, “Sen bu kâinatı boş yere yaratmadın. Sen yüceler yücesisin. Bizi cehennem ateşinden muhafaza buyur!

Âl-i İmrân, 3/191

Evrenbilim (Kozmoloji), bir bütün olarak evreni konu alan bilim dalıdır.Evrenin var oluşunu, yapısını, evrimini ve dinamiğini inceler. Kozmoloji ile uğraşan bilim insanlarına evrenbilimci(kozmolog) adı verilir. Evrenbilim; evrenin yaradılışı, gelişimi, gelecekte nasıl olacağı, sonu, yoğunluğu,geometrisi,evreni oluşturan tanımlı madde, karanlık madde ve karanlık enerjinin evrende nasıl dağıldığı, evrenin ne şekilde genişlediği ya da büzüştüğü, uzay ve zaman kavramı, kütle çekimi …gibikonularla ilgilenir.

Evrenbilimciler, evrenin bilimsel gözlem ve deney yoluyla anlaşılmasını amaçlayan çalışmalarında astronomi, fizik, astrofizik, kimya, biyoloji, matematik gibi birçok bilim dalını da kullanırlar.

Evrenbilim, evrenin, Büyük Patlama (Big Bang) ile yaklaşık olarak 13,7 milyar yıl önce ortaya çıktığını ve başlangıcından sonuna kadar tamamen fizik kanunları tarafından idare edilen düzenli bir süreç ile evrimleştiğini ortaya koyar.

Kur’an-ı Kerim’de dünyamızdan, yeryüzü ve gökyüzündeki varlıklardan, evrenin yaradılışından, zamandan, halen gerçekleşmekte olan tabiat olaylarından ve insanın hizmetine sunulan nimetlerden bahseden ayetlere kevnî ayetler adı verilir. Varlık âlemiyle (evren) ilgili olan bu ayetlerekozmolojik (evren bilimiyle ilgili) ayetler de denebilir.

Zamanın ilerleyişi ile bilimlerdeki gelişmişlik düzeyi giderek artmakta vebunun sonucu olarak genel amacı ve çerçeveyi çizen kevni ayetlerin içidaha gerçekçi bir şekilde bilim adamlarınca doldurulmaktadır. Bu sebeple kevnî ayetlerin yorumu da nispeten daha hızlı değişime uğrar. İnanan bilim insanları, tercihen kendilerinin de katkıda bulunduğu bilimsel buluş, kuram ve yasaların ışığındaayetlerin tefsirine katkıda bulunurlarken, diğer yandan, nasların değişmezliğini ve devamlılığını gözeterek,ayetlerin delalet ettiği genel anlama göre kuram ve yasaları değerlendirir, bunların inancımıza uygunluk ve aykırılıklarını belirlerler.Bir kimyacı gözüyle evrenin yaradılışı, işleyişi ve akıbetini konu alan Büyük Patlama (BigBang) modelinin bazı kevnî ayetlerin ışığında değerlendirilmesini amaçlayan bu çalışmada izlenen yöntem de budur.

EVRENİN YAPISI İLE İLGİLİ MODELLER

Evrenin yapısı ile ilgili olarak ilk çağlarda Aristo (MÖ 384-322) “Yermerkezli evrenmodeli”ni savunmuştur. Bu modelde,dünya düz bir tepsi gibi değil küre şeklindedir, hareketsizdir ve evrenin merkezinde yer alır.Güneş, ay, gezegenler ve yıldızlar dünyanın etrafındaki dairesel yörüngelerinde hareket ederler. MS 85-165 arasında yaşayan Batlamyus, Aristo’nun bu evren anlayışını geliştirerek kozmolojik bir modele dönüştürmüştür.

Batı’da Kilise tarafından resmen kutsanarak Hıristiyanlığın adeta resmi evren görüşü haline gelmiş olan ve 14 asır boyunca doğruluğu tartışılmayan bu yermerkezlievren modeli, Polonyalı rahip Kopernik (1473-1543) tarafından önerilen “Güneşmerkezlievrenmodeli”ne kadar tek açıklayıcı varsayım olarak kalmıştır.

Kopernik’ten önce özellikle İslam coğrafyasında dokuzuncu yüzyıldan itibaren çeşitli gözlemevlerinde yürütülen astronomi çalışmaları sayesinde, yeni gözlem araçlarının geliştirilmesi ve bunlarla dakik gözlemlerin yapılması sağlanmış, Fergani (9. yy), Battani (850-929), İbn el-Heysem (965-1039), Ömer Hayyam (1048-1131), Tusi (1201-1274), Uluğ Bey (1394-1449), Ali Kuşçu (1403-1474) gibi bilim adamları sayesinde evren modelleri konusunda büyük bir birikim oluşturulmuştur.

Güneşmerkezlievren modeli, Kepler (1571-1630) ve Galilei (1564-1642) tarafından da desteklenmiştir. Ancak Kilisenin resmi evren görüşüne karşı eserleri ve düşünceleriyle dikkat çeken Galilei, Papa Urban VIII tarafından engizisyona şikâyet edilmiş, yirmi günlük bir yargılama sürecinin ardından, 22 Haziran 1633 tarihinde, yargıçların ve kalabalık bir rahip grubunun karşısında diz çöküp ömrü boyunca savunduğugüneşmerkezlievren modeline artık inanmadığını yemin ederek ilan etmek zorunda kalmış ve Floransa'da göz hapsine mahkûm edilmiştir.

1642-1727 yılları arasında yaşayan Newton, cisimlerin uzay ve zamanda nasıl hareket ettikleri konusunda bir kuram geliştirmiş, evrensel kütleçekim yasasını ortaya koymuş, dünyanın ve gezegenlerin güneş etrafında elips biçimli yörüngelerde hareket ettiklerini göstermiştir.

BÜYÜK PATLAMA (BIG BANG) MODELİ

Büyük Patlama ya da BigBang Teorisi, yokluktan (tekillik) uzay-zamanın yaratıldığını ve evrenin olağanüstü bir denge içinde şekillendiğini savunan evrenin evrimi kuramıdır.

Büyük patlama modeline göre başlangıçta uzay (madde-enerji, mekân, boyut) ve zaman yoktu. Hiçlik vardı, yokluk vardı, tekillik vardı. Einstein tarafından geliştirilen genel görelilik denklemleri ile geriye dönük olarak yapılan hesaplamalara göre, başlangıçta aşırı yoğunluk ve sıcaklıkta (>1031 K,on bin kere milyar kere milyar kere milyar Kelvin derecesinden daha sıcak) olan sıfır hacimli bir tekillikti bu. Sözü edilen yoklukta olağanüstü küçüklükte bir kıpırtı belirdi, bir noktanın titremesi, hafif bir dalgalanma, belli belirsiz bir girdap. Yaklaşık 13,8 milyar yıl önce bu kozmik kutunun kapağı açıldı ve altından yaradılış mucizesi belirdi. Büyük patlama terimi genellikle evrenin doğumu olarak adlandırılabilecek bu aşamayı anlatmak için kullanılır. Aslında büyük patlama, uzay içerisinde bir patlamadan çok uzayın genişlemeye başlaması demektir.

BigBangkuramını ilk olarak 1922 yılında Rus kozmolog Alexander Friedmann ortaya atmış, model 1927’de Belçikalı fizikçi papaz Georges Lemaître tarafından desteklenmiş, 1929 yılında Amerikalı gökbilimci Edwin Hubble’ın genişleyen evren ve 1948’de Rus asıllı Amerikalı fizikçi-kozmolog George Gamow’un genişleyen sıcak evren kuramları ile kanıtlanmıştır.

Büyük Patlama Teorisi, kozmolojinin (evrenbilim) ve kozmogoninin (evrendoğum), tüm oluşumları makro düzeyde açıklayan tek ciddi bilimsel teorisidir. Bu kozmolojik model önerisinin diğerlerinden farkı, bilim insanlarının bu kuram hakkında büyük bir çoğunlukla hem fikir olmalarıdır.

Büyük Patlama

BÜYÜK PATLAMA VE SONRASI

Modele göre büyük patlama sadece bir an sürdü (10-43 saniye, Planck zamanı). Büyük Patlama’dan sonra inanılmaz derecede sıcak olan evren başlıca ışık, enerji, aşırı hızlı elektronlar ve kuark-gluon (gluon, kuarkları birbirine bağlayan, kuarklar arasında güçlü etkileşim sağlayan temel parçacıktır) plazmasından oluşuyordu. Evren genişlemeye devam ettikçe soğudu, patlamadan yaklaşık 10-6(milyonda bir) saniye sonra kuarklar ve gluonlar bir araya gelerek protonları ve nötronları oluşturmaya başladı. Bir saniye sonra ise sıcaklık yaklaşık 10 milyar dereceye düştü. Bu anda evrende fotonlar, elektronlar, nötrinolar, bunların karşı parçacıkları, bir miktar proton ve nötron bulunuyordu.

Büyük patlamadan birkaç dakika sonra evrenin sıcaklığı yaklaşık 1 milyar dereceye (en sıcak yıldızların sıcaklığı) düştü, proton ve nötronlardan döteryum (D, ağır hidrojen) ve helyum (He) çekirdekleri oluşmaya başladı. Ancak aşırı hızlı elektronların serbest protonlara (H çekirdekleri), döteryum ve helyum çekirdeklerine bağlanarak en basit kararlı atomları (hidrojen, helyum ve az miktar lityum, berilyum) oluşturması yaklaşık 400.000 yıl sonra mümkün olacaktı. Çünkü daha önceleri evrenin sıcaklığı ve dolayısıyla kozmik radyasyondaki fotonların enerjisi, kararlı atomların uzun süre var olmasına imkân vermeyecek kadar yüksekti.

Nihayet 1 milyar yıl sonra madde kümeleri kuasarları (yüksek enerjiyle parlayan gökadaları), yıldızları ve ilk galaksileri (gökada) oluşturmuşlardır. Daha ağır elementler, ya yıldızlar içerisinde ya da süpernova patlamaları (çok miktarda enerji yayan yıldız patlamaları) sırasında sentezlenmiş olmalıdır.

13,8 milyar yıl sonra (bugün) ortalama uzay sıcaklığı yaklaşık 3 K derecedir (mutlak sıfır noktasının sadece birkaç derece üzeri) ve atomlar, karmaşık moleküllerin ve canlı organizmanın yapı taşları haline dönüştürülmüşlerdir.


Büyük patlama’dangökadaların oluşumuna kadarki süreç
(Şekilde tek yönlü gösterilen süreç üç yönlü olarak algılanmalıdır.)

Günümüz verilerine göre evrenimizin yaklaşık olarak;

%4,9’u bildiğimiz madde (kütlece H %73, He %25, diğer tüm atomlar %2)

%26’sı henüz ne olduğunu bilmediğimiz karanlık madde,

%69,1’i ise karanlık enerjiden ibarettir.

Enteresandır ki 21. yy’de ulaşılan bilimsel verilerle evrendeki madde-enerjinin ancak %5’i tanımlanabilmiştir, %95’i ise henüz meçhuldür.

Karanlık madde, kütlesi olan, soğuk (çok fazla hareket etmeyen) ve hiçbir şekilde ışık yaymayan hayaletimsi yapıdır. Kütleli olduğundan evrendeki madde yoğunluğunu artırır.

Karanlık enerji ise bilim dünyasında halen büyük bir sır olarak kabul edilmektedir. 1998 yılında Hubble uzay teleskobundan elde edilen veriler, karanlık enerjinin, evrenin hızlanarak (ivmelenerek) genişlemesine sebep olduğunu göstermektedir.

Büyük patlama ve sonrası ile ilişkili olabilecek kevnîayetlerden beşi aşağıda verilmiştir.

İlk iki ayette,mutlak hükümran olan Allah tarafından evrenin altı aşamada yaratıldığı, O’nun kâinatta mutlak hükümranlık kurduğu, yaratmanın da yaratıkları her an yönetmenin de Allah’a ait olduğuvurgulanmıştır:

  • Hiç şüphe yok ki rabbiniz Allah gökleri ve yeri altı günde/evrede yaratmış, yarattığı her şeyi hükmüne boyun eğdirip kâinatta mutlak hükümranlık kurmuştur. O Allah ki geceyi âdeta bir örtü gibi gündüzün üstüne serer. Gündüz dur durak bilmeksizin geceyi takip eder. Güneş, ay ve yıldızlar da hep O’nun hükmü uyarınca hareket eder. [Bilin ki] yaratma da, yarattıklarını yönetmek de O’na aittir. Âlemlerin rabbi Allah yüceler yücesi, cömertler cömerdidir.

A’raf, 7/54

  • Gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunan her şeyi altı günde/evrede yaratan, ayrıcabütün varlıkları hükmüne boyun eğdirip kâinatta mutlak hükümranlık kuran O’dur. O Rahman’dır. Şu halde, sen ne isteyeceksen, her şeyden haberdar olan o Rahman’dan iste.

Furkan, 25/59

Üçüncü ayette ise gökler ve yerin (evren) başlangıçta bir bütün halinde (bitişik) olduğu, Allah tarafından birbirinden ayrıldığı bildirilmektedir:

  • O müşrikler/kâfirler bilmez mi ki gökler ve yer başlangıçta bir bütün hâlindeydi (bitişikti); sonra biz onları ayırdık ve bütün canlıları sudan yarattık. Bu gerçeklere rağmen yine inanmayacaklar mı?!

Enbiya, 21/30

Fussilet suresi11. ayette evreninbaşlangıçtaduman/gaz halinde olduğu belirtilmekte veilâhî yaratma (tekvin) kanununa uygun şekilde varlığını sürdürdüğüne ilişkin temsilî bir anlatım verilmektedir:

  • Ayrıca Allah duman/gaz halinde bulunan göğe yönelip ona ve yeryüzüne, “Benim yaratma kanunuma ister gönüllü ister gönülsüz olarak boyun eğin.” buyurdu. Onlar da, “Senin kanununa gönüllü olarak boyun eğdik.” diye karşılık verdiler.

Fussilet, 41/11

Beşinci ayette ise gökyüzünün (evren) Allah tarafından sapasağlam inşa edildiği ve muhakkak ki Allah tarafından genişletilmekte olduğu açıklanmaktadır:

  • [Ey Müşrikler! Şu gökyüzüne bir bakın]. İşte o gökyüzünü kudretimizle sapasağlam bina/inşa eden biziz. Şüphesiz biz sınırsız kudret sahibiyiz(Muhakkak ki onu genişletmekteyiz).

Zariyat, 51/47

Zamanımızdan geçmişe evrenin 13 milyar yıllık görüntüsü,

NASA Hubble Uzay Teleskobu, 2009. Resimde 1 ile 13 milyar arası yaşlardaki 7500 galaksi farklı renklerde görülüyor. Büyük patlamadan 650 milyon yıl sonra (veya zamanımızdan 13 milyar yıl önce) oluşan galaksiler kırmızı, 8-10 milyar yıl önce oluşmaya başlayan gökadalar turuncu, yeni doğan yıldızlar mavi renkle temsil edilmişlerdir.

Görülebilir evrende 300-350 milyar civarında büyük boyutlu galaksi, 7-8 trilyon civarında da cüce galaksi yer alır. Büyük boyutlu Samanyolu gibi galaksiler 50 milyardan birkaç trilyona uzanan bir aralıkta yıldıza sahipken, cüce galaksilerde birkaç milyon ile 10-15 milyar arasında yıldız bulunur. Evrende toplam olarak yaklaşık 1022-1024 tane yıldız bulunabileceği tahmin edilmektedir.

BÜYÜK PATLAMA TEORİSİNİN DELİLLERİ

Büyük patlama ile uzay ve zamanın yaratılışına ilişkin kuramın en önemli üç delili aşağıda özetlenerek verilmiştir.

  1. Kırmızıya Kayma

E. Hubble’ın 1929 yılında aşağıda kısaca açıklanacak kırmızıya kayma gözlemleri sonucunda, evrenin devamlı genişlemekte olduğunu ispatlamasıyla, büyük patlama teorisi için etkili bir kanıt bulunmuş oldu.

Evrenimiz halen hızlanarak genişlemesini sürdürmektedir.Bu genişleme, üzerinde şekiller bulunan bir çocuk balonunun şişirilmesine benzetilebilir. Balon şiştikçe tüm şekiller birbirinden uzaklaşır.


Balon (evren) şiştikçe her şey birbirinden uzaklaşır

Evren genişledikçe evrende bulunan yıldızlar, galaksiler gibi tüm gök cisimleri de birbirinden ve dünyamızdan uzaklaşmaktadır. Yapılan gözlemler, yıldızlardan dünyamıza ulaşan ışığın frekansının, dünyadan sabit uzaklıkta yer aldığı kabul edilen yıldızlardan gelen ışığın frekansına oranla azaldığını (enerjisinin azaldığını, dalga boyunun arttığını) göstermiştir. Olay fizikte Doppler etkisi olarak bilinir.

Işık elektromanyetik dalgalar halinde yayılır. Işık dalgalarının enerjisi (E), frekansı (ν) ve dalga boyu (λ) arasında E = hν = hc/λ ilişkisi vardır. Burada c ışık hızı(300.00 kms-1), h Planck sabitidir. Elektromanyetik ışımanın temel birimi olan parçacık-dalgacık, foton (hν) olarak adlandırılır.

Gözümüzün farklı renkte gördüğü ışık aslında farklı frekanslardaki veya farklı dalga boylarındaki dalgalardan ibarettir. Uzun dalga boylu (küçük frekanslı) ışık tayfın kırmızı bölgesinde, kısa dalga boylu (yüksek frekanslı) ışık ise tayfın mavi bölgesinde yer alır.

Doppler etkisine göre,hareketli bir ışık kaynağı (yıldız) bize yaklaşıyorsa yaymakta olduğu ışığın dalga boyu kısalacak (maviye kayma), kaynak bizden uzaklaşıyorsa dalga boyu daha uzun olacaktır (kırmızıya kayma). Yıldızlardan dünyaya ulaşan ışık kırmızıya kaydığına göre gök cisimleri birbirlerinden uzaklaşıyor yani evren genişliyor demektir.

Dalga boyu ile dalga yayan kaynağın hızı arasında var olan ve Doppler etkisi adı verilen bu ilişki ile günlük hayatımızda da karşılaşırız. Bir ambulans hızla bize yaklaşırken siren sesinin frekansı daha büyük (daha yüksek perdeli), bizden uzaklaşırken sesin frekansı daha küçük (daha düşük perdeli) algılanır.


Doppler olayı

Gözlemciden uzaklaşan kaynağın yayımladığı dalganındalga boyubüyük, gözlemciye yaklaşanınki küçük (λ12)ölçülür.

  1. Kozmik Mikrodalga Ardalan Işıması (KMAI)

1948 yılında George Gamow, ‘Evren büyük patlama ile yaratılmışsa, erken evrenin çok sıcak, çok yoğun yoğun ve akkor parlaklığında olması, oluşan ışımaya ilişkin fotonların evrende savrulması, evren genişledikçe fotonların dalga boylarının artarak (enerjisinin azalarak) kırmızıya kayması ve zamanımızda ancak mikrodalga ışıması olarak algılanabilmesigerektiğini” ileri sürdü. Mikrodalga ışıması görünür ışıktan daha uzun dalga boylu ve daha düşük enerjilidir.

1978 yılında A.Penzias ve R. Wilson adlı iki araştırmacı, büyük patlamanın ilk dönemlerinden kalan ve evrenin tümüne dağılmış olan bu radyasyon dalgalarını keşfederek Nobel Ödülü kazandı.

1989 yılında, büyük patlamadan arda kalan ışımayıbelirlemek için NASA tarafından uzaya gönderilenKozmik ArdalanKâşifi Uydusu (COBE), fırlatılışından sekiz dakika sonra Kozmik Mikrodalga Ardalan Işımasını (KMAI) tespit etti.

Kozmik mikrodalga ardalanışıması, büyük patlama teorisinin en büyük kanıtlarından birisidir. Büyük patlamanın 380 bin yıl sonrasından kalan bu termik (ısısal) ışıma uzayın ortalama sıcaklığının 2,275 K (-270,4 0C) olmasının de nedenidir. Evren’deki en eski ışıkolarak da bilinir.

Uzayın her bir santimetre küpü KMAI’nınortalama 300 fotonu ile doludur.

Televizyonlarda oluşan cızırtının %1’ine KMAI sebep olur.

Aşağıda, evrenin 380 bin yaşındayken salınan ışıkla oluşan ve Planck uzay gözlemevi tarafından çekilen bebeklik fotoğrafı görülmektedir. Resimdeki noktaların her biri şimdi binlerce galaksiye karşılık gelir.


Evrenin kozmik mikrodalga ardalan ışımasıdağılımı

  1. Hidrojen/helyum oranı

Evrendeki enerjinin büyük bölümü, yıldızlarda, hidrojen atomlarının (H), çekirdek birleşmesi (füzyon) ile helyum atomlarına (He) dönüşmesinden oluşur. Evrenin başlangıcından itibaren devam eden bu süreçbelirli bir kütle kaybı ile gerçekleşir. Fark kütle (m), Einstein’in meşhur E = mc2 eşitliğine göre enerjiye (E)dönüşür. Eğer evren sonsuzdan beri var olsaydı (evrenin başlangıcı olmasaydı, evren ezeli olsaydı) hidrojenin tümünün yanarak helyuma dönüşmüş olması gerekirdi. Fakat halen evrenin hidrojen/helyum oranı, teorik hesaplamalara göre, büyük patlamadan arta kalması gereken H/He oranıyla uyum halindedir.

 

Çekirdek birleşmesi

 

Bu kanıtlardan sonra arka arkaya gelen diğer deliller teoriyi desteklemeğe devam etti ve BigBang modeli, bilim dünyasında evrenin oluşumunu açıklayan teoriler içinde yüzyılımızın kabul görmüş tek modeli oldu.

Büyük parçacık hızlandırıcılarda yapılan deneylerde evrenin ilk zamanlarındaki şartlar oluşturularak büyük patlama modeliyle ilgili pek çok ayrıntı doğrulanabilmektedir.Ancak büyük patlamadan hemen sonraki yüksek enerji yoğunluklarına ulaşılamadığı için evrenin ilk anlarıyla ilgili ayrıntılar hâlâ tartışma konusudur.

EVRENİN SONU

Evren’in bir başlangıcı olduğu gibi sonu da olacak, günü gelince evren kıyamet sürecini yaşayacaktır.

Büyük Patlama modeli evrenin nasıl sonlanacağına ilişkin önerilerde de bulunmuştur.

Teoriye göre evrenin sonlu olup olmaması kütlesel çekim ile genişleme hızının yarışmasına bağlıdır. Kütlesel çekiminin şiddeti ise evrendeki maddenin ortalama yoğunluğu ile orantılıdır.Evrenin belirlenmiş ortalama yoğunluğu (ρe) 8,64 x 10-27kgm-3kadardır.

Kritik Yoğunluk (ρk)

Büyük patlama modeline göre, kütleçekim kuvveti, evrende yeteri kadar madde varsa, evrenin genişlemesini yavaşlatabilir, durdurabilir ve evrenin gelecekte çökmesini sağlayabilir.

Genişlemeyi durdurmak için gerekli olan madde yoğunluğuna kritik yoğunluk (ρk) adı verilir ve büyüklüğü yaklaşıkolarak 10-26 kgm-3 ‘dür. Bu düşük yoğunluk, bir metre küp hacimde bulunan beş hidrojen atomunun yoğunluğuna eşittir.

Evrenin Şekli

Einstein’ın genel görelilik teorisine göre uzay-zaman, güçlü kütle çekimi nedeniyle eğrilir.Bu sebeple evrenin kütle ve enerji toplamı(dolayısıylayoğunluğu), uzayın-zamanın (evrenin)hem geleceğinihem de şeklini belirler.

Büyük patlama teorisi, evrenin ortalama yoğunluğuna ve kritik yoğunluğa bağlı olarak Kapalı Evren (küresel), Düz Evren (levha şeklinde) ve Açık Evren (eyer şeklinde)olmak üzere üç evren modeli öngörmektedir.

  1. Kapalı Evren

Evren’in yoğunluğukritik yoğunluktanfazlaolursa (ρek) zamanla evrenin genişlemesi durur, evren giderek küçülür ve galaksiler birbirlerine daha yakın hareket etmeye başlar. Bu durum gerçekleşirse büyük patlama ile ilgili film geri sarılacak vebüyük patlamanın tam tersi olan “Büyük Çöküş”gerçekleşecek demektir.

Kapalı evren modeline göre evrenkapalı (sonlu) ve küresel geometrilidir.

  1. Düz Evren

Evren’in yoğunluğu kritik yoğunluğa eşit(ρek) ise, Evren kâğıt gibi düz ve sonsuz bir geometriye sahip olacaktır. Düz evren modelinde Evrenin genişleme hızı zamanla azalarak sıfıra ulaşır.

Astrofizikçiler, evrenin  ortalamayoğunluğu kritik yoğunluk değerine yaklaşık olarak eşit (ρe = 8,64x10-27 kgm-3; ρk ≈ 10-26 kgm-3) olduğundan, evren geometrisinin daha çok düz evren modeline uygun olduğu düşüncesindedirler.

  1. Açık Evren

Evren'in yoğunluğu kritik yoğunluktan daha az(ρek) ise, evrenin genişlemesini durdurmak mümkün olmaz, evren sonsuza kadar genişler.

Modele göre evren eyer şeklinde açık (sonsuz)birgeometriye sahiptir.

 

 

 

 

Yoğunluk değerlerine göre evren geometrileri

 

Büyük Patlamanın Matematiksel Dengesi

Evren’in patlama ve ilkgenişleme hızıo kadar kritik ve hassas bir değerdetasarlanmıştır ki,büyükpatlamadan sonraki birinci saniyede bu hız yüz milyon kere milyarda bir (10-17) daha küçük (evrenin ilk yaratılış anındakimadde miktarıbiraz daha fazla) olsaydı, evren şimdiki durumuna gelmeden içine çöker, tek noktaya dönerdi.

Benzer şekilde evrenin birinci saniyedeki genişleme hızı birazcık daha fazla (madde miktarıbiraz daha az) olsaydı evren oluşamaz ve dağılırdı.

Normalde tasarımlanmamış bir patlama (genişleme) maddeyi dağıtır ve düzensizleştirir. Oysa büyük patlama çok gizemli bir biçimde bunun tam aksi bir etki meydana getirmiş, patlama ile oluşan madde olağanüstü bir biçimde şekil ve düzen almış, madde birbiriyle birleşerek yıldızları,galaksileri ve canlı organizmaları oluşturmuştur. Yani büyük patlama ve hemen sonrasındaki genişleme herhangi bir patlama ve genişleme değil, her yönüyle matematiksel anlamda çok iyi hesaplanmış ve çok dakik olarakdüzenlenmiş bir oluşumdur.Böyle bir düzenin oluşabilmesi bizi tek bir gerçeğe, evrenin üstün kudret sahibi Allah tarafından kusursuz bir şekilde yaratıldığı gerçeğine götürmektedir.

Bu gerçekle ilgi bazı ayetler aşağıda verilmiştir.

Yaratıcı, evreni mükemmel bir uyum ve ahenk içinde kusursuz olarak var etmiştir:

  • Yedi kat/uçsuz bucaksız gökleri mükemmel bir uyum ve ahenk içinde yaratan O’dur. Rahman’ın yaratmasında hiçbir kusur, hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bak bakalım, herhangi bir kusur görebilecek misin?!
  • İstersen tekrar tekrar bak! Sonunda gözlerin kusur arayıp bulamamaktan bitkin ve yorgun düşecektir.

Mülk, 67/3-4

Allah her şeyi belli bir düzende yaratmıştır. O yeryüzünü göklerden aşağı kalmayacak bir mükemmellik ve muhteşemlikte var etmiştir. O her şeyi yerli yerince yönetmektedir. Bütün her şey O’nun “Ol!” emriylevar olmuştur:

  • Göklerin ve yerin mutlak hükümranlığı O’na aittir. O ne bir çocuk edinmiş, ne de hükümranlığında bir ortağı olmuştur. Her şeyi O yaratmış ve belli bir düzene koymuştur.

Furkan, 25/2

  • Hâlbuki gökte yıldız kümeleri/burçlar meydana getiren, oraya ısı ve ışık kaynağı güneşi, ışık yansıtan ayı yerleştiren Rahman/Allah yüceler yücesi, cömertler cömerdidir.

Furkan, 25/61

  • Gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesini sağlayan da O’dur. Fakat bütün bunlardaki hikmetleri, ibret nazarıyla bakmak ve/veya bunca nimete şükretmek azminde olan kimseler anlar.

Furkan, 25/62

  • O Allah ki yedi kat/uçsuz bucaksız gök yarattı. Yeryüzünü de göklerden aşağı kalmayacak bir mükemmellik ve muhteşemlikte yarattı.Allah’ın yaratma iradesi bütün bu varlıklar üzerinde tecelli eder ki bu tecelliler sayesinde siz de Allah’ın her şeye gücünün yettiğini ve her şeyi sınırsız ilmiyle ihata ettiğini anlayıp kavrayasınız.

Talak, 65/12

  • [Ey Müşrikler!] Sizin tek gerçek rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde/evrede meydana getiren, ayrıca bütün varlıkları hükmüne boyun eğdirip kâinatta mutlak hükümranlık kuran ve her şeyi yerli yerince yöneten Allah’tır. İşte bütün bu yaratma ve yönetme işlerinde ikinci bir varlığın O’na eşlik etmesi söz konusu değildir. Çünkü bütün her şey [ve dolayısıyla sizin şefaatçi kabul ettiğiniz varlıklar] O’nun “Ol!” emrinden sonra meydana gelmiştir. İşte sizin tek gerçek rabbiniz olan Allah budur! Öyleyse Allah’ı lâyıkıyla tanıyıp yalnız O’na ibadet edin. O’ndan başkasına ilahlık/tanrılık yakıştırılmayacağını hiç düşünmez misiniz?!

Yunus, 10/3

 

Dünyanın sonu (kıyamet) ile ilgili olarakBigBangteorisinin önerileri dışında çeşitli senaryolar da ileri sürülmektedir:

  1. Galaksi (Gökada) Çarpışması

Uzayda bulunan yıldızların, galaksilerin kütleçekim sebebiyle birbirlerini etkilemeleri, zamanla birbirlerine yaklaşarak çarpışmaları (birleşmeleri) ve böylece her birinin kıyametinin (sonunun)gerçekleşmesi söz konusu olabilir.


Birbirlerini etkileyen iki gök cismi

Dünyamız Güneş sisteminin bir üyesidir. Güneş sistemi de Samanyolu gökadası(kehkeşan) içinde yer alır. Güneşin Samanyolu galaksisinin merkezinden uzaklığı 26.000 ışık yılıdır.1 Sarmal bir galaksi olan Samanyolu gökadası1,351x1010(13,5 milyar) yıl yaşındadır,toplam kütlesi 0,8-1,2 trilyon güneş kütlesi (Güneş kütlesi = 1,989x1030 kg) civarındadır ve 250 milyar ± 150 milyar yıldız içerir.


Samanyolu Galaksisi

 

Diğer bir sarmal galaksi olan Andromeda galaksisi9 milyar yıl yaşındadır, kütlesi Güneş kütlesinin yaklaşık 0,8 trilyon katıdır, 1 trilyon yıldızdan oluşur, yarıçapı 110.000 ışık yılı ve Dünyaya uzaklığı 2.537.000 ışık yılıdır.


Andromeda Galaksisi

1 Işık yılı, ışığın bir yılda aldığı yol demektir. Işık yılı bir zaman birimi değil bir uzunluk birimidir. Işık hızı 300 000 kms-1’dir,bu hız evrendeki en yüksek hızdır ve aşılamaz. Dünyanın ekvator çevresi 40.075 km olduğu için, ışık bir saniyede dünyanın çevresini 7,49 defa dolanır. Bu muazzam hızdaki Güneş ışıkları 8,31 dakikada dünyamıza ulaşır. Işık bir saniyede 300.000 km yol aldığına göre bir yılda, 300000 kms-1 x 3600 ssaat-1 x 24 saatgün-1 x 365 gün = 9.460.800.000.000 km ≈ 9,5x1012 km (9,5 trilyon km) yol alır. Bu uzunluğa bir ışık yılı adı verilir.

Kütleleri yakın büyüklükte olan bu iki galaksinin giderek birbirlerine yaklaşacağı ve yaklaşık 4 milyar yıl içinde çarpışacağı hesaplanmaktadır. En azından 4 milyar yıl sonra bu iki galaksinin, dolayısıyla güneş sisteminin ve dünyamızın sonu gerçekleşebilecektir.

  1. Güneş Kütlesinin Tükenmesi

Güneşte gerçekleşmekte olan füzyon reaksiyonu (çekirdek birleşmesi, H’den He oluşması) sebebiyle güneşin kütlesi enerjiye dönüşerek sürekli azalmaktadır ve geriye ancak 5 milyar yıllık bir ömrü kalmıştır. Bunun anlamı yaklaşık 5 milyar yıl sonra güneşin ve güneş sisteminin sonunun gelebileceği, kıyametinin kopabileceğidir.

  1. Ölümcül İnsan Faaliyetleri

İklim değişiklikleri; nükleer ve konvansiyonel savaşlar; iletişim, yapay zekâ, biyo-robotik teknolojilerdeki riskli gelişmeler ve diğer yıkıcı insan faaliyetleri sonucu, dünyamızda bildiğimiz hayat çeşitleri yakın gelecektegiderek ortadan kalkabilir, gezegenimizde yaşam son bulabilir. Bu durumda insanın en büyük düşmanı gene kendisi olur.

 

BÜYÜK PATLAMANIN ÖNEMİ

Büyük patlama teorisi her şeyden önce,

Uzay-zamanın (evren) yoktan var edildiğini (evrenin bir başlangıcı olduğunu, ezeli olmadığını) vesonlu olabileceğini (ebedi olmayabileceğini),

Tüm evrenin bitişik iken birbirinden ayrıldığını,

Evren’in halen hızlanarak genişlediğini kanıtlamıştır.

Uzay ve zaman konusundaki bu yeni yaklaşımla, “değişmeyen bir evrenin (durağan evren) var olduğu, evrenin başlangıcının ve sonunun olmadığı, maddenin ezeli ve ebedi asli unsur olduğu”yönündeki eski düşünce (materyalist felsefe), yerini, bir daha geri dönmeyecek şekilde dinamik, genişleyen, belirli bir zaman önce başlamış ve gelecekte de sonlu bir zamanda yok olabilecek bir evren düşüncesine terk etmiştir. Böylece maddeyi bir anlamda tanrılaştıran materyalist felsefenin en temel dayanağı da ortadan kalkmış olmaktadır.

İslam inancı ezelilik ve ebedilik sıfatlarını yaratılmış olanlara değil Allah’a tahsis eder:

  • O evveldir, âhirdir, zâhirdir, bâtındır. [O ezelîdir, ebedîdir. Varlığının başlangıcı da sonu da yoktur. Buna mukabil varlığının ve kudretinin delilleri aşikârdır; fakat zatı ve mahiyeti kavranamazdır]. O her şeyin bilgisine sahiptir.

Hadid, 57/3

Allah evreni temel bir maksatla ve belli bir süreliğine yaratmıştır, evren ezeli (başlangıçsız) ve ebedi (sonsuz) değildir:

  • Biz gökleri, yeri ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi (evreni) temel bir maksatla ve belli bir süreliğine yarattık. Ne var ki kâfirlikte direnenler (dünyanın faniliği ve kıyamet gerçeği hususunda) kendilerine yapılan uyarılara aldırış etmiyorlar

Ahkaf, 46/3

Evrenin yoktan var hale gelmesi, Kuran'da, göklerin ve yerin bir örnek edinmeksizin Allah tarafından yaratılmasıyla açıklanır:

  • O, gökleri ve yeri örneksiz ve eşsiz güzellikte yaratandır. Hem sonra O’nun hiçbir zaman eşi/zevcesi olmadı ki çocuğu olsun. Her şeyi yaratan O’dur. Her şeyi eksiksiz bilen de yine O’dur.

Enam Suresi, 6/101)

 

SONUÇ

Allah evreni (gökadaları, yıldızları, dünyayı, bitkileri, hayvanları, insanı, duyularımızı, aklımızı, düşüncemizi vd.) mükemmel bir şekilde tasarlamış ve tasarımına göre yaratmıştır.Evren,Allah tarafından konan ve adetullah ya da sünnetullah denen belli yasalar uyarınca oldukça düzenli bir biçimde var olmuştur, bu zamana kadar da işleyişini ve evrimleşmesini devam ettirmektedir.Yani evrenin var oluşu, işleyişi ve evrimleşmesi gelişigüzel gerçekleşmemiştir ve gerçekleşmemektedir, evren belli yasalara şartsız itaat ederek yoluna devam etmektedir.

Günümüzde bilim insanları evreni iki temel kuramla açıklamaya çalışmaktadırlar. Bu kuramlar genel görelilik kuramı ve kuantum mekaniğidir. Her ikisi de 20. yüzyılın ilk yarısında ileri sürülen büyük bilimsel başarılar arasında yer alır. Einstein tarafından 1915 yılında ortaya atılan genel görelilik kuramı,kütleçekim kuvvetinin yanı sıra evrenin büyük ölçekli yapısını, diğer bir deyişle gözlemleyebildiğimiz evrenin yapısını (makro âlem, makrokozmos) açıklar. WernerHeisenberg, ErwinSchrödingerve Paul Dirac tarafından 1920’lerde ortaya atılan kuantum mekaniği ise atom altı parçacıklar gibi aşırı derecede küçük (⁓10-12 cm) ölçeklerdeki olgularla (mikro âlem, mikrokozmos) ilgilenir. Bugün fizikte, her iki kuramın birbirleriyle olan tutarsızlıklarını gidermek amacıyla, iki kuramı birleştiren yeni bir kuram, bir kuantum kütleçekim kuramı bulma konusunda olağanüstü çalışmalar yapılmaktadır. Bu ve benzeri bilimsel çalışmalarveelde edilen başarılar,hem kevnî ayetlerin delalet ettiği hususların daha doğru ve ayrıntılı anlaşılabilmesine katkıda bulunacak ve hem de kuramların ve yasaların Kur’an-ı Kerim aracılığıyla daha isabetli bir şekilde değerlendirilebilmesi mümkün olabilecektir.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

  1. Gamow G., “Bir, İki, Üç,.. Sonsuz, İlmin Gerçekleri ve Analizi”, Ç. C. Agar, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul, 1964.
  2. Hawking S., ”Zamanın Resimli Kısa Tarihi”, Ç. Barış Gönülşen, Alfa Basım Yayım Dağıtım, İstanbul, 2013.
  3. Öztürk M., “Kur’ân-I Kerîm Meâli (Anlam ve Yorum Merkezli Çeviri)”, Düşün Yayıncılık, İstanbul, 2011.
  4. Sagan C., “Kozmos Evrenin ve Yaşamın Sırları”, Ç. Reşit Aşçıoğlu, Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul, 2017.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 07.06.2018 - 15:00 -850-
Bu sayfayı paylaşın :