+A A -A

Mücadele Birliğini Kuranlara Vefa Borcu

-A A +A

(Geçen Haftadan Devam)

               Yukarıda akıllı adamın yapması gerekenlere işaret etmeye çalışırken, “Akıllı adam, vaktiyle içinde yer aldığı hareketi sabah akşam yetersizlikle suçlamaz ve bugün kendisinin ne yapmakta olduğuna veya neleri yapmadığına bakar” demiştik.

                Yahya Kemal’in şu mısralarını nasıl anlayalım?

                İman bir şevk olan zamanlar geçti
                Peygamberlerle kahramanlar geçti
                Dağ silsilesinde bir geçit bulmak için
                Dağdan dağa seslenen çobanlar geçti

                Kabul edileceği gibi insanlık idealleri akşamdan sabaha oluşur gibi bir günde oluşmamıştır. Vaktiyle o idealleri samimiyetle yoğuranların günümüzdekiler kadar katı ve sert tepkileri de yoktu. Çünkü yapılanlar iman şevkiyle yapılıyordu. O idealleri zamanımıza taşıyan Peygamberler ve kahramanlar geçti. İlim adamları, liderler, veliler, komutanlar, askerler, şehitler, gaziler ve nice sessiz ve sade isimsiz kahraman geldi geçti. Tıpkı, dağ silsilesinde bir geçit bulmak için dağdan dağa seslenen çobanlar gibi. Tıpkı bayrak koşusu gibi. Şair geçit resmini hüzünle anmaktadır.

                Bu anlamda Mücadele Birliğini kuran ilkler, güzellikle ve hayırla anılmalıdır, diye düşünüyorum. Sahabe kültürü almış, manevi değerlerle bezeli insanımıza yakışan budur. Yüce Allah, ahrete irtihal etmiş olanlarına rahmetiyle muamele eylesin, yaşayanlara da sağlıklı hayırlı ömürler ve güzel hizmetler yapmayı nasip etsin. Şerefli mazisine leke sürmeyenleri hayırla yâd ediyoruz. Karda kışta çığır açarcasına, bu milletin evlatlarına kültürel anlamda ufuk açanlar güzellikle anılmalıdır. Güzel insanlara yakışan duruş budur.

                               ÖRNEK ŞAHSİYETLER     

                Tanıdığım birkaç isimden bahsedeyim. Afyon’dan Aykut Edibali, merhum Mehmet Çetin, Yavuz Aslan Argun, İsmail Nakilcioğlu; Konya’dan Kemal Yaman, Mevlüt Baltacı, Mevlüt İslamoğlu, İrfan Küçükköy, merhum Necmettin Erişen, Hasan Elmas, Mehmet Yaman, Abdullah Yaman; Yozgat’tan merhum Osman Erkoç, merhum Selim Erkoç, Hayrullah Başer; Bursa’dan merhum Yılmaz Karaoğlu, Muğla’dan merhum Mehmet Yılmaz.

                İrfan Küçükköy,  “Bir Uyanışın Anatomisi-Mücadele Birliği” isimli kitabında, bir grup arkadaşıyla kendilerinin ilahiyatçı olmalarına rağmen, Aykut Bey için “Aykut Ağabey bu konularda hayranlığımızı çekecek derecede bilgi sahibiydi” demektedir

                İrfan Küçükköy’ün beyanlarından, Birlik çalışmalarının Kemal Yaman’ların evinde başladığını öğreniyoruz. Başta anne ve baba olmak üzere Yaman’lar, enişteleriyle, dayılarıyla, büyükleriyle, küçükleriyle maaile harekete katılmışlardır. İrfan Küçükköy, Aykut Bey Konya’ya geldiğinde günlerce bu ailede kalır, rahmetli anne gelip gidenlere sıcak yemek hazırlardı, demektedir.

                 Aykut Bey şunu söylemiştir: Konyalı arkadaşlar olmasaydı ben bu işlere girişmezdim. İşte bu sözler hakkı teslimdir.

                Kemal Yaman şunları söylemiştir: Aykut Ağabey ile tanışmamış olsaydık, Akaid bilgilerimiz noksan kalabilirdi. İşte bu sözler de hakkı teslimdir.

                Mevlüt Baltacı: Bütün Türkiye’de fikirlerinden dolayı hakkı elinden alınıp, yedek subay okulundan er olarak çıkarılan iki kişiden biridir. Fedakârlıkta sınır yoktur.

                Yılmaz Karaoğlu: Kibarlık konusunda numune-i timsal bir isimdir. “Duruşuyla eğiten adam” sözü, merhum Mehmet Çetin’den sonra merhum Karaoğlu’na yakışır.

                Merhum Selim Erkoç: Herkesin okulunu bir an evvel bitirip devlette bir koltuk kapma yarışına girdiği bir dönemde (1970 yılı), millî ve manevî meselelerin yılmaz savunucusu Yeniden Milli Mücadele Mecmuası gibi bir yayın organının mesul müdürlüğünü üstlenmek, başlı başına bir fedakârlık ve kahramanlıktır.

                Merhum Osman Erkoç: Sabır timsalidir, yiğit duruşuyla karşısındakine güven telkin eder.

                 Yavuz Aslan Argun’un gözü pek ve atılganlığını herkes teslim eder. Aykut Beyin konuşmalarının ardından yaptığı, “Aykut Ağabeyinizi teyiden” şeklinde başlayan konuşmaları dikkat çekicidir.

                Merhum Necmettin Erişen: Kara ve iri gözleri ve keskin bakışlarıyla ve tok sesiyle, miting alanlarında kitleleri coşturmuş bir isim.

                İsmail Nakilcioğlu’nun kendi buluşu olan “Çavuş emmi” tiplemesi, başlı başına bir edebiyat harikasıydı. Çavuş emmi, bilge kişidir, darbı mesellerle, atasözleriyle, deyimler ve fıkralarla etrafını aydınlatır.

                Mehmet Çetin Ağabeyin; “Bir millet ıstırap içinde inlerken onun evlatları rahat edemez” şeklindeki sözleri o zamanki nesillere çalışma azmi ve heyecanı verdiği gibi yeni nesillere de ufuk açmaya devam ediyor.

                Merhum Mehmet Yılmaz: İnsan bu kadar mı efendi olur, dedirtecek olgunlukta, hayâ sahibi bir arkadaşımızdı. Ayakta durmaktan o derece yorulur ki, sağlığı için bacaklarını duvara dayayarak yukarı kaldırması gerekmektedir. Mehmet zorunlu bu hareketi arkadaşlarına saygısından dolayı açıktan yapamaz. Size hissettirmeden yanaştığı somyanın altına uzanarak yapar.

                Mehmet Kiraz: Bizim Anadolu ve Bayrak gazetelerinin çıkışıyla beraber, Yeniden Milli Mücadele mecmuasının yazı kadrosu gazetelere geçmiş, mecmuanın kadro sıkıntısı çektiği günlerde yayın için sonsuz ve sınırsız fedakarlığı ile çalışmış bir isim.

                                               SON SÖZ VE BİR TALEP

                Bir devrin gençliğini adeta anne baba şefkatiyle kucaklayarak etrafında toplamış ve mesajlarıyla etkilemiş Yeniden Milli Mücadele hareketi için daha çok şey yazılabilir. Yazılmalıdır da! Zaten biz her şeyi yazdık demiyoruz.

                Yazı içinde sınırlı sayıda zikrettiğimiz isimler şüphesiz önemli isimler. Ancak daha niceleri var ki, o günün şartlarında kendi şahsî geleceklerini geri plana iterek millet yolunda kahramanca mücadele etmişlerdir. Yaşayanlara sağlık içerisinde hayırlı ömür dileklerimizi iletirken, ebedî âleme intikal etmiş olanlara Yüce Allah’dan rahmetler niyaz ediyorum.         

                Bu bahsi şimdilik bitirirken, Kemal Yaman Ağabey nerede, niçin sesi çıkmıyor diye sormaktan kendimi alamıyorum. En son, “Tebliğci nasıl olmalıdır?” konulu bir çalışmasını okumuştum. Onun ağzından kötü bir şey işitmedik. Rahime Teyzenin vefatı üzerine telefonla başsağlığı dilerken, Aykut Ağabeyin kendisine, Türkiye’nin meseleleriyle ilgilenmesini söylediğini nakletmişti. Vefa örneği bir insan.

                Ey vefalı Ağabey! Yazılarınla ses ver, mesaj gönder. Arkadaşların senin umut veren sözlerini ve  sesini özlediler!

Zaruri bir açıklama: Telefonda görüştüğümüz İsmail Nakilcioğlu, “Çavuşemmi” tiplemesinin Ahmet Taşgetiren’e ait olduğunu; mecmuada bunu önce kendisinin, sonra da Hasan Erden’in sürdürdüğünü ifade etmiştir. Sayın Nakilcioğlu’na dikkatinden ve hassasiyetinden dolayı teşekkür ederim. (İ. Aydın)

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 10.04.2018 - 08:24 -1,230-
Bu sayfayı paylaşın :