Müslümanın Namazla İmtihanı

-A A +A

İdris DOĞAN
28 Kasım 2017
idris-dogan@hotmail.com

Durdu durdu, daha fazla dayanamadı, dostumuzun biri. Daha önce gittiği umre de frenleyemedi kendisini. Yaz aylarında çocukların, gençlerin namaza davet edilip götürülmesine karşı döktürdü yazıyı.

Ayrıca, sadece o girmiyor bu konulara. İslâm karşıtları bir yana, özellikle kendisini İslam âlimi görüp hatta bununla övünen kimilerinin iman, itikat, ibadet, ahlâk ve muamelâta ilişkin gürültüler koparması vaka-ı adiye halini aldı. Adeta İslam ile gizli bir savaş… Ne diyeyim?

Dobra, zihninde hinlik taşımayan, yurtdışında eğitim görmüş; devletin idari ve siyasi kademelerinde önemli görevlerde bulunmuş, aynı zamanda velimiz, dili de sivri, aklı da sivri; işinde tavizsiz, sohbette seviye kaybına asla katlanamayan bir büyüğümüzle, bundan yaklaşık otuz yıl önce sohbet ediyoruz. Konu, dönüp dolaşıp yeryüzündeki Müslümanların haline geldi.

Ülkenin meselelerine kafa yormuş, umur görmüş bu ağabey: “İdrisçiğim, düşünüyorum da beş vakit namaz, Müslümanlarda günün akışını kesintiye uğratıyor; düzensizliğe itip insanları tembelleştirerek miskinleştiriyor. Nerede bir zavallı, aciz, muhtaç biri varsa orada Müslüman var.” diye düşüncesini aktarıp kendince başka tespitler yaparak çekincelerini saydı bir bir.

Dedim ya, bizimki beyin jimnastiği... Sözünü bitirince ben de: “İslam’ın namaza bakışı ayet ve hadislerle açık seçik ortaya konmuştur. Dinin temel direği namaz konusunda ileri geri konuşmak itirazdan öte inkâra yol açar, korkarım.

İçinde yer aldığı toplumun inancı, anlayışı, yaşayışı, alışkanlıkları insana etki ederek elbette davranışlarına yön ve biçim verir. Lâkin siz de takdir edersiniz ki, tembellik ve miskinlik bir davranış biçimidir. Kutsal Kitabımız ve Allah Resulü’nün uygulamaları ne tembelliğe yol açar ve de miskinliğe pirim verir ve ne de Müslüman’ın aciz, rezil, sefil duruma düşmesini onaylar. Üstelik namaza üşenerek kalkmak bile eleştirilir, bu tür tutumların tamamı reddedilerek.

Bilirsiniz biz öğretmeniz. Bizim plânlarımız meşhurdur -ki, o zamanlar 12 Eylül darbesinin kudretli komutanları plânlara büyük önem atfediyor, bütün öğretmenlerden plân istiyor ve teftişi ona göre yürütüyorlardı- yıllık, ünite, günlük ve ders plânları…

Samimi kanaatim de odur ki, plânlar eğitimde öğretmen ve öğrencilerin başarısına önemli katkılarda bulunur. En kötü plân bile öğretmenin kendisini yenilenmesi ve derse hazırlıklı girmesi için fevkalade önemlidir. Beş vakit namaz da böyle; insanın ruh ve beden temizliği yanında, her vakit arasında insanın hesap yapması, belirli bir düzen tutturması; varsa yanlışlardan dönmesi, eksikleri tamamlaması için harika bir fırsattır. Namazı, kendi ibadet ciddiyeti, heyecanı, anlayışı içinde kılan birisinin yüklendiği görev ya da görevleri tavsatması, savsaklaması, hele hele namaz bahanesiyle işini aksatması düşünülemez ve kabul edilemez.”  diyerek -kırmadan dökmeden- düşüncelerimi dile getirdim.

Söylediklerimi dikkatle dinlemiş, benzetmemi de enteresan bulmuştu. Önemine binaen konuya birkaç cümle ilave etmek isterim, bugün burada.

Evet, namaz hayatın her anını, her aşamasını programlayan muazzam bir ibadettir. Diğer ibadetler gibi o da, Allah ile insan arasındaki manevi, ahlaki bağı muhafaza edip insanın Allah’a olan saygısını diri tutar ve insanı dünyadaki kötülüklerden uzaklaştırır.

Ayrıca şunu söylemek gerekir ki; namaz, insanın temiz doğasına (yaratılışına), vicdanına ve sağduyusuna yabancılaşmasının önünü alır. Namaz, ancak kişinin ıslah çizgisinde kalmasına katkısı oranında anlamlıdır, önemlidir. Şayet bu katkı yok olma notasına gelip sıradanlaşmış ise namazın manası da yoktur, kıymeti de. Eleştirilmesi değil, aslında korkulması gereken şey budur.

Bilirsiniz, Allah kulundan rızık istemez, bilakis kullarına rızık verendir O. Müslüman, ehline namaz kılmasını emretmekle, kendisi de ona devamlı olmakla mükelleftir. Hayırlı sonuç, ancak Allah'a karşı gel­mekten sakınanlarındır. Öyleyse, Müslüman için, ehli için dünya zevkinin sefasının ne cazibesi olabilir?

İnanan insanı, aile efradını kurtaracak olan güzel bir namazdır, Allah ile diyalogdur ancak. Unutmamak gerekir ki, bir vakit namaz dünyanın ve üzerindekilerden, her türlü maldan mülkten daha hayırlıdır. Bir tek namaz bile, insanın kendisi ve ailesi için hazırladığı dünyalık geçimliklerden daha üstündür. Eninde sonunda kazanır; “Önce namaz, önce Allah'la diyalog, önce Allah'a kulluk!”  diyenler. Ne mutlu onlara…

 Selam ve dua ile…

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 28.11.2017 - 14:08 -240-
Bu sayfayı paylaşın :