Peygamberimiz devrinde de bugün de İslam düşmanlarının taktikleri aynı!

-A A +A


Yüce Allah, Kur’an’da buyurulduğu gibi, bugün “Pis insanları” temiz insanlardan ayırt etmek için, Müslümanları çeşitli “Uhut”larla imtihan ediyor. Bugünkü Müslümanlar o imtihanları kazanabilecekler mi? İnşaallah kazanırlar. En yakınımızda bizden gözükenlere dikkat edelim! Zira, nice çok güvendiğimiz insanlar, Haçlı savaşına teslim olmayı Müslümanlara tavsiye etmişlerdir. Kur’an-ı Kerim’in buyurduğu gibi, bugün içimizdeki İslam düşmanı “murdarlar temizlerden ne zaman ayrılacak?” Yüce Allah basiretimizi açsın!

Şimdi Allah’ın Kur’an’da buyurduğu

“Pis olanı temizden ayırma” zamanı!

Önce Kur’an-ı Kerim’i, açalım, ilahi kitabımızın ilk sayfalarında Bakara Suresi’nin başlarında Rabbimiz biz Müslümanları nasıl uyarıyor görelim:

“İnsanlardan öyle kimseler vardır ki kendileri îman etmiş olmadıkları halde, «Allah’a ve âhiret gününe inandık» derler. Halbuki onlar inanıcı (insan) lar değildir. Allâh’ı da, îmân edenleri de (gûyâ) aldatırlar. Halbuki onlar kendilerinden başkasını aldatmazlar da yine farkına varmazlar. Onların kalplerinde hastalık vardır, Allah o hastalığı artırır...” [1]

Buna göre, İslam’a ve İslam dünyasına karşı Haçlı savaşında ve Türkiye’ye karşı savaşta, bizden gözüken, ama uzaktan, yakından bizimle hiç bir ilgisi olmayan pek çok “biz”ler vardır.

İfadelerimiz biraz karışık gelmiş olabilir size. Biraz daha açık ve seçik söyleyelim:

Düşmanın, kendini fark etmememiz için bizden gibi gözükerek içimize girmiş olabileceğini, aramızda gezip dolaşabileceğini asla unutmamak ve göz ardı etmemek gerekir.

Örneğin Müslüman kimliğiniz öndeyse, size sizden daha çok Müslüman gözüken, muhafazakarsanız, size sizden daha çok muhafazakar gözüken, milliyetçiyseniz, size sizden daha çok milliyetçi gözüken, tarikatçıysanız, sizden daha çok tarikatçı ve zikir ehli olarak arzı endam eden düşmanlarla karşı karşıya kalabilirsiniz.

İsterseniz, Peygamberimiz zamanından örnek bir olay ile konuyu müşahhas hale getirelim:

HZ. PEYGAMBER ZAMANINDAKİ

GİBİ SİNSİ DÜŞMANLIK

Peygamberimiz (SAS) zamanında Medine’deki münafıklardan bir grubunun başında bulu­nan Abdullah bin Übey, çok azılı bir İslam düşmanı olduğu halde çığ gibi yayılan İslam hareketi karşısında, Peygamberimize ve Müslümanlara kamuflaj olarak “Müslüman gibi görünmekten başka bir yol bulamamıştı.

Hatta bu kamuflaj yaşantısında Müslümanları aldatabilmek için şöyle bir yöntem bulmuştu. Uhut Savaşına kadar Mescid-i Nebevi’de Cuma günleri Cuma namazı sırasında, hep aynı yere oturmuş, Peygamberimiz, minberde hutbeye başlamadan önce ayağa kalkarak cemaate şöyle konuşma yapmıştı:

“-Ey insanlar! Allah'ın sizi şereflendirdiği Peygamberine yar­dımcı ve hürmetkâr olunuz. Sözlerini dinleyerek ken­disine itaat ediniz” demişti.

İslam düşmanı Abdullah b. Ubey’in bu gösterisi yaklaşık bir sene devam etmişti.

Münafığın, hiç inanmadığı ve Peygamberimizi hiç sevmediği halde bu davranışının sahte ve aldatıcı olduğunu birilerinin Peygamberimiz’in ashabına anlatması gerekiyordu.

Ama Hz. Peygamber, münafığın iç yüzünü biliyor olmasına rağmen, hiç sesini çıkarmıyor, olayı Müslümanların kendi idrakine ve anlayışına bırakıyordu.

Münafık elbette bir gün ikiyüzlülüğünü ortaya çıkaran bir yanlışlık yapacaktı ve Cenab-ı Allah onun asıl yüzünü gösterecekti.

SİNSİ İSLAM DÜŞMANININ

MASKESİNİ DÜŞEREN OLAY

Uhut Savaşı öncesinde, Peygamberimiz:

-Düşmana nerede karşı koyalım, diye ashabıyla istişare yaptı.

Bazı sahabeler, düşmanı Medine’de karşılayalım, dediler.

Hz. Peygamber de bu görüşteydi.

Ama çoğu sahabeler, müşriklerle bir meydanda savaşalım, onlara hadlerini bildirelim, diye ileri atıldılar.

Müslüman gözüken Abdullah b. Ubey, inanmadığı halde, inanan sahabiler gibi ‘Medine’de savaşalım’ diyen sahabiler gibi görüş beyan etti.

Sonuçta, Medine’de değil de bir meydanda savaşalım diyenler çoğunluk arzetti.

Peygamberimiz’in kararı da bu yönde oldu. Bunun üzerine İslam Ordusu Uhut meydanına doğru yol aldı.

“MURDAR OLANLAR

TEMİZLERDEN NASIL AYRILIYOR”

İslam ordusu, Uhut’ta müşrik ordusuyla tam karşı karşıya geldiklerinde, Abdullah b. Ubey:

“-Muhammed, benim görüşüme itibar etmedi” diyerek, yaklaşık 300 münafık çevresi ile birlikte savaş meydanını terketti ve asıl yüzünü böylece göstermiş oldu. [2]

Bu yüzden İslam ordusu yaklaşık bin kişiyken, 700 kişi kadar kalmıştı.

Uhut Savaşı’ndan döndükten sonraki ilk cum'a hutbesinde baş münafık yine ayağa kalkarak en başta arzettiğimiz sözlerle Hz. Peygamberi övmeye kalkışınca, Müslümanlar onu yaka-paça al-aşağı çektiler ve şöyle dediler:

-Ey münafık! Sen bugün ikiyüzlülükle övmeye kalkıştığın Peygamberi düşman karşısında zayıf bırakmak için adamlarınla cephe­den kaçtın. Sen ne oturduğun bu yere; ne de bu Mescid-i Nebevi'ye layıksın! Defol!. .

Abdullah b. Ubey’e bu karşı çıkanların başında bugün hala İstanbul’da medfun bulunan Ebu Eyyûb El Ensari Halid bin Zeyd (RA) ve Ubade bin Samit (RA) vardı.

Sahabilerin elinden zor kurtulan münafık, kendini güçlükle kölelerin arasına attı... [3]

Uhut Savaşı, gerçek inananla inanmayanı, Peygamberimiz’i gerçekten sevenle seviyor gibi gözükeni ayırt etmişti.

Bunun üzerine Yüce Allah, Uhut Savaşını Kur’an’ında şöyle tanımlamıştı:

“Allah murdarı (pis olanı) temizden ayıracaktır.” [4]

O zamana kadar münafığın ikiyüzlü oyununa kanan, hatta görünüşe aldanarak onun yaptıklarından hoşlanan çoğu Medineli Müslümanlar Uhut’tan sonra uyanmışlar ve aldatıldıklarının farkına varmışlardı.

BUGÜNKÜ MÜSLÜMANLAR

NE ZAMAN UYANACAKLAR?

Bugün de Allahü Teala, Peygamberimiz zamanındaki gibi, “Pis insanları” temiz insanlardan ayırt etmek için, Müslümanları çeşitli “Uhut”larla imtihan etmektedir.

Bugünkü Müslümanlar o imtihanları kazanabilecekler mi?

İnşaallah kazanabilirler.

En yakınımızda bizden gözükenlere dikkat edelim ve İslam’ın ölçülerinde sorgulayalım. Zira, nice çok güvendiğimiz insanlar vardır ki, İslam’a ve Türkiye’ye karşı Haçlı Savaşı başlatanlara teslim olmayı bile Müslümanlara tavsiye edecek kadar ileri gitmişlerdir. [5]

Bütün bunlardan sonra şu soruyu sormak gerekiyor: Böylesine maskeli oyunlar karşısında Türkiye’de Müslümanlar ne zaman uyanacaklar? Ne zaman kalp gözlerini açacaklar?

Rabbimiz’in Kur’an-ı Kerim’de buyurduğu gibi, bugün içimizdeki İslam düşmanı “murdarlar temizlerden ne zaman ayrılacak?”

Günümüzün İslam düşmanı Abdullah b. Übeylerine karşı ne zaman uyanacaklar?

Yüce Allah yardımcımız olsun, basiretimizi açsın!

Allah yolunun yolcuları, daima Allah’a dayanarak ve güvenerek adım atsınlar ki, dış düşmanlara karşı da, iç düşmanlara karşı da “Allah’ın orduları” onlarla beraber olsun!

Unutmasınlar ki, “Allah’a güvenene Allah yeter.” [6] Düşman ne kadar güçlü olursa olsun! Zira Allah daha güçlüdür ve “O’nun herşeye gücü yeter!” [7]

Sevgiler, saygılar…

herden1950@hotmail.com

 

 



[1] Bakara Suresi ayet: 8-9-10-11.

[2] İbn Esîr,Üsüdü’l-Gâbe, 2/133; İbn Abdilberr, İstîâb, 3/940

[3] M. Asım Köksal, İslam Tarihi Hz. Mummed ve İslamiyet Medine Devri, c. 3, Şamil Yayınevi, s: 252.

[4]  Al-i İmran Suresi: 179.

[5] Örneğin Fethullah Gülen İslam’a ve dolayısıyle Türkiye’ye savaş açan Haçlı güçleri ile ilgili olarak şunları söylemiştir:

  -“Amerika ile çatışarak dünya çapında önemli bir iş yapılamaz” (Fethullah Gülen, Yeni Yüzyıl, 22.07, 1997)

  - "ABD'nin egemenliğinin zayıflamasından kaygı duyulmalıdır."  (Nevval sevindi ile İsmail Ünal'ın Amerika'da yaptığı mülakat, 30.08.2006)

   -"İnanmış bir insanın Batı karşısında, Batı'yla entegrasyon karşısında, Amerika'yla entegrasyon karşısında olması katiyyen düşünülemez." (Zaman gazetesi, 04.09.1997)

  -“Masonların kötü bir şey yaptığını kim söyleyebilir.'' (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=-179862&p=2, 5 Eylül 2000, Fatih Altaylı)

   -"(Papa’ya ziyaret sırasında) En aciz bir şekilde, hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli diyalog hizmetimizi icra etme yolunda en mütevazi yardımlarımızı sunmak için size geldik." (Papa`ya Mektup, Zaman Gazetesi, 10.04.1998)

[6] Talak Suresi : 2

[7] Maide Suresi: 120 ve Kur’an’ın bir çok ayetleri.

 

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 29.08.2017 - 15:25 -885-
Bu sayfayı paylaşın :