+A A -A

Seçim İşbirliği ve Sandık Güvenliği

-A A +A

Siyasette, akademyada ve bürokraside temayüz etmiş “68 KUŞAĞI” arkadaşlarımızla geçtiğimiz haftasonunda Konya’da “MERAM BULUŞMALARI” adıyla Anadolu Vakfımızın koordinatörlüğünde bir araya geldik.

Nostalji ve vefanın öne çıktığı buluşmada, “Türkiye’de Yüksek Öğrenim, Dini Düşünce ve Tartışmalar-Kur’an’ın Mesajını Anlama” olarak başlıklandırabileceğim programda, seviyeli ve nitelikli sunumlar yapıldı. Bana da güncel tartışma konusu “Seçim İşbirliği ve Sandık Güvenliği”ni anlatmak düştü.

Bu konudaki bilgi ve değerlendirmelerimi Anahaber Yorum okurlarıyla da paylaşmak istedim.

16 Nisan 2017 Referandumu ile gerçekleşen köklü Anayasa değişikliği ile, gerçek anlamda kuvvetler ayrılığı ilkesi getirilmiş; yürütme erkini parlamenter sistem yerine doğrudan halk  tarafnndan en az %50 +1 çoğunlukla seçilen Cumhurbaşkanınca kullanılacağı, yargı erkinin de bağımsızlığı yanında tarafsızlık ilkesinin getirildiği, yargı yönetiminin (Hakimler Savcılar Kurulu) Cumhurbaşkanı ve TBMM’ce oluşturulduğu, yasama ve yürütmeyi denetleme erkinin münhasıran TBMM’ye verildiği gerçek anlamda bir kuvvetler ayrılığı sistemine geçilmiştir.

Anayasa değişikliğinden sonra ilk Cumhurbaşkanlığı  ve milletvekilliği seçiminin yapılacağı 2019’dan önce yapılması anayasa emri olan uyum yasalarının ilki, geçtiğimiz günlerde 13.03.2018 tarih ve 7102 sayılı yasa ile gerçekleşmiştir. Bu yasa,siyasi partiler arasındaki seçim işbirliğini yasaklayan düzenlemeleri ortadan kaldırmış, partilere seçim işbirliği imkanı vermiş, seçim güvenliğini daha da muhkem hale getirmiştir.

Şöyle bir ufuk turu yaparsak, Cumhuriyet döneminde 1946 seçimlerine kadar tek partili dönem yaşanmış, kurulan partiler kısa süre içinde kapatılmıştır. 1946 yılında yapılan seçimlerde CHP’nin yanında Demokrat Parti’nin de seçimlere katılmasıyla çok partili sisteme geçilmiş ise de, 1946 seçimleri demokratik teamüllere tamamen aykırı olarak açık oy gizli tasnif gibi halkın korku psikolojisi iiçerisinde oy kullanabildiği, seçim hilelerinin, şaibenin ve seçim yolsuzluğunun simgesi olarak anılmaktadır. Uygulanan sistem; bir seçim bölgesinde en çok oyu alan partinin tüm milletvekillerine sahip olduğu Çoğunluk Sistemi ve 1961’den itibaren Milli Bakiye Sistemi-D/HONT Sistemi uygulanmıştır. 1983’ten sonra ise  Ülke Barajlı D/HONT Sistemi uygulanagelmektedir.

Bir ülkede, demokrasinin varlığının temel koşulu seçme-seçilme hakkı olup, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Beyannamesinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde ve Anayasamızda temel insan hakkı olarak yer almıştır. Anayasamızın 67. Maddesinde özetle; “Seçme seçilme, siyasi parti faaliyetine katılma hakkı ve seçimlerin ve halk oylamasının serbest, eşit, gizli,tek dereceli, açık sayım döküm esasına göre, yargı denetimi altında yapılacağı ” hükme bağlanmıştır.

Anayasamız seçimlerle ilgili işlemleri yürütmek, seçim güvenliğini sağlamak, itiraz ve ihtilafları kesin şekilde karara bağlamak görevini Yüksek Seçim Kuruluna (YSK) vermiştir. Vereceği kararlar kesin olup itiraz yolu kapalıdır. Seçimler, Yüksek Seçim kurulunun kurulduğu 16.02.1950 tarihinden bu yana yargı yönetim ve denetiminde yapılmaktadır.

Anayasa değişikliği uyum yasalarının ilki olan 7102 saylılı Kanun seçim güvenliği ve seçim ittifakını düzenlemiş olup,

- 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun,

- 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu,

- 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu,

- 2972 sayılı Mahalli İdareler Seçimi Kanununda değişiklik ve düzenlemeler yapmıştır.

Bu değişikliklerin neler getirdiğine kısaca değinelim:

Seçim Güvenliğiyle İlgili Düzenlemeler: 

  1. 298 sayılı Kanunun 5. maddesine, “aynı binada oturan seçmenlerin farklı sandık bölgelerine kaydedilebileceği”,
  2. Yüksek Seçim Kurulunun görevlerini düzenleyen 14. Maddesine yeni bentler eklenerek;

- “Vali veya il seçimi kurulu başkanının talebi üzerine, YSK tarafından o yerdeki sandıkların en yakın seçim bölgelerine taşınmasına
- Sandık bölgelerinin birleştirilmesine,
- Seçmen listelerinin karma şekilde düzenlenmesine,- Yatağa bağımlı olan seçmenlerin oy kullanabilmeleri için seyyar sandık kurulu kurulmasına karar verme” imkanı getirilmiştir.
 

3. Sandık kurulu başkan ve üyelerinin belirlenmesini düzenlenleyen 22. ve 23. maddeler değiştirilmiş; o ilçede görev yapan tüm kamu görevlilerinin listesinin mülki idare amiri tarafından yerleşim yeri adresleri esas alınmak suretiyle ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderileceği, tüm liste üzerinden ilçe seçim kurulunca ad çekme yöntemiyle ihtiyaç duyulan sandık kurulu başkanı ve üyeleri sayısının iki katı kadarının tespit edilmesi ve tespit edilen bu listeden yine ilçe seçim kurulu başkanı (hakim) tarafından sandık kurulu başkan ve üyelerinin belirlenmesi esası getirilmiştir.

4. Kanunun “Oy pusulalarını” düzenleyen 78. Maddeye ekleme yapılarak, “oy pusulalarının ve oy zarflarının YSK ambleminin yer alacağı filigranlı kağıttan YSK tarafından hazırlanacağı düzenlenmiştir.

5. Seçim güvenliğini düzenleyen 82. Maddede yapılan değişiklikle, sandık çevresinde cebir, şiddet veya tehdit kullanılması durumunda sandık kurulu başkanı ve üyelerinin yanısıra seçmenlerin de ihbarda bulunarak kolluk güçlerini çağırma imkanı getirilmiş; gelen kolluk güçlerinin Sandık Kurulu Başkanı ve kurul kararlarına uymak zorunda olduğu, çağrı nedeninin ortadan kalkması durumunda kolluk güçlerinin sandık çevresinden ayrılması kuralını getirmiştir.
Bunun dışında özel ve belediye kolluk görevlilerinin sandık mahalline giremeyecekleri hükme bağlanmıştır.

6. Oy pusulalarının geçerliliğini düzenleyen 98. Maddede yapılan değişiklikle, “YSK filigranı ve amblemiyle ilçe seçim kurulu mührü bulunan zarfların sandık kurulu mührü bulunmasa da geçerli sayılacağı düzenlenmiştir.   

Seçim İttifakıyla İlgili Düzenlemeler:

7. 298 sayılı Kanunun 100. Maddesinde seçim ittifakına ilişkin düzenlemeler getirilmiş; ittifakların birleşik oy pusulasındaki ortak oyları için yeteri kadar sütun ayrılacağı ve bu sütunların içerisine ittifakların ünvanlarının yazılacağı… ittifak alanı içerisinde EVET mührünün; a) Bir siyasi partiye ayrılan alana, b) Hem bir siyasi partiye ayrılan alana hem de ittifak ünvanı bölümüne, c) İttifak ünvanı bölümüne taşacak şekilde bir siyasi partiye ayrılan alana basılması halinde bu oy pusulalarının geçerli kabul edileceği… yalnız ittifak alanı içerisine EVET mührünün basıldığı her durumda bu oy pusulalalarının da geçerli kabul edileceği, ittifakın ortak oyları sütünuna işleneceği düzenlenmiştir.

Yine 2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanununda da, buna paralel bir düzenleme yapılarak siyasi partiler arasındaki seçim işbirliği yasağı kaldırılmış ve seçim ittifakı ile ilgili 12/A maddesi eklenmiştir.

Ayrıca 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 16. Maddesine fıkra eklenerek, seçilme yeterliliği taşıyan siyasi partinin seçime katılmaması halinde, bu partinin üyelerinin kendi partisinin yazılı muvafakati ile başka bir siyasi parti tarafından aday gösterilebileceği düzenlenmiştir.

Aynı Kanunun 29. Maddesine de ek yapılarak; aynı ittifak içindeki siyasi partilerin oylarının tamamının ittifak oyları olarak sayılıp değerlendirileceği hükme bağlanmış, seçilen milletvekillerinin partilere dağıtım dağıtım usulü belirlenmiştir.

7102 sayılı Kanunla, seçim mevzuatındaki düzenlemeler;  özellikle Güneydoğu’da PKK’nın seçim güvenliğini tehdit eden eylemlerine karşı seçim güvenliğini daha da muhkem hale getiren değişiklikleri içermekte ve siyasi partiler arasındaki seçim ittifakını yasaklayan hükümleri kaldırmakta ve ittifak yapan partilerin daha karlı çıkacağı ve ayrıca oy iptallerinin asgariye indirileceği düzenlemeleri getirmektedir.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 11.04.2018 - 18:39 -825-
Bu sayfayı paylaşın :