Su Gibi

-A A +A

                Bildiğim tüm aydınlıkların sonuna gelmiştim. Karanlığa adım atacaksam, ya karanlığın üzerine basıp ayakta duracaktım, ya da karanlıkta uçmayı öğrenecektim. Sessiz gemiydi bindiğim. Çehreleri farklı renklere bürünmüş, selamı bile sadece yürekleri ile alan mecalsiz birkaç kişi… Çıt çıkmıyordu arabanın motor sesi sessizliği bozan tek şeydi. Bu sese sevinmem gerekiyordu. Hıçkırıklarım duyulmuyordu en azından. Kendime acımak değildi gözyaşlarım. Allah vergisi bir özelliğim bundan sonra bir makineye muhtaçlığın; bilinçsiz çaresizliğiydi belki de… Ruhen buna hala alışamam nedendi? Sürpriz değildi, otuz üç senedir bu sonu bekliyordum. İnsanoğlu nasıl bir varlıktı. Rahat, huzur, sağlık, hep bizim sandığımız zaman; en yanıldığımız zamandı belki de. Mutlu, güler yüzlü halim; sanki mazide kalmıştı. Gözümde hep bir damla yaş kurumadan, var olduğu yerde hiç gitmeden duruyordu.

                O araca hiç binmek istemiyordum. Beni götürdüğü yere muhtaçken, dört saat hiç kıpırdamadan geçirmek; en zor zaman dilimiydi. On kişilik koğuşta herkesin bir hikâyesi vardı. Kimisi kaderine razı olmuş, kimisi arsızlığa vurmuş, uzatmalarına dalga geçer konumdaydı.

                Yaklaşık bir ay sonra, gözpınarlarıma misafir yaşlarım ara vermişti. Ceylan gibiydi. Su gibi, bakmalara kıyamayacak kadar güzel genç insanlar gelmişti. Utanmıştım ilk ay beni kahreden üzüntülerime. Hadi çoğumuz uzatmaları oynuyorduk; ya bu çiçekler, daha hayatlarının baharındaydılar. Ya tevekkülleri çok engindi; ya da gençliğin verdiği her şeye tozpembe bakışlar.

                Çoğumuz imtihan diye biliyorduk. Bazıları isyanlarını sessizliğe emanet etmişti. Yine de bin şükür saklıydı çoğunda. Beterinden korusun sözü sık sık tekrar ettiğimiz bir söz olmuştu. Ağza noksanlığı olan arkadaşları gördükçe şükrümüz hamdımızla kucaklaşıyordu. Gençken kadrini bilmediğimiz nimetler, şimdi de yasaklar yüzünden yemememiz gerekenlere dönüşüyordu. Bunun en acısı ve tahammülsüzü suydu. İflasa uğramış organınız artık su gibi bir nimeti size yasak kılmıştı. Hele sıcak günlerde hasret kaldığımız su ne büyük nimetti. Ne kadar şükretmiştik; bize yasak gelmeden. Af diliyorum Rabbimden; çok şükür eden dilim, şükrümün yetersiz olup olmadığını sorgular oldu. Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi sözü; bir yudum suya tekabül ediyordu artık. Sevmeyi nasıl severek öğreniyorsak; şükretmeyi elimizden kaçan fırsatlar yüzünden öğrenecektik. Her zorda bir güzellik bulabilmek şükrümüzün gizli öznesiydi belki de…

                Melek yüzlü güzel hemşirelerimiz acımızın dinmesine vesile olan güzel insanlar… Sevgileri sıcacık, yaptıkları espriler tüm bu güzellikler maaşlı çalıştıkları için değildi. Onlar orada ki çaresiz hasta insanların sevgi yağmurlarıydı. Seviyordum her birini. Oraya gitmek eskisi gibi zor gelmiyordu. Derdi veren Rabbim, böyle bir makineyi icat edecek zekâyı kuluna vermişse; bu aleti kuluna sebep kılmıştı. Her musibette bin nasihat bulabilmek belki erdem, belki de şükrün bir vesilesiydi.

                Günler ayları, aylar seneleri kovalıyordu hayatımızda. Yaş ilerledikçe bu kovalamaca daha da çabuklaşmıştı. Lakin bu sessiz gemide saniyeler saliseleri kovalar olmuştu. Pazartesiler Çarşambayı; Çarşambalar Cumayı kovalaya dursun beklediğimiz sona daha çabuk varma telaşı içindeydik. Ne güzelliğe güvenmek, ne de bizin sandığımız sağlığa; hepsi emanet. Varlığına dilimizin ucuyla şükretmek ne kadar yetersizmiş meğer. Birine su verdiğimiz zaman; “su gibi aziz ol” derlerdi. Bu satırlarımı okuyan herkese SU GİBİ AZİZ OLUN! Diyorum.

                Sağlıkla kalın.

Kategori: 

1 Comment

Eyvallah ablacığım.Allah

Eyvallah ablacığım.Allah daimi sağlık ve âfiyet versin.Su gibi akan yazınızı zevkle okudum.Sizde su gibi aziz olun inşallah

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 28.09.2017 - 17:05 -258-
Bu sayfayı paylaşın :