+A A -A

Susarak Konuşur, Duruşuyla Eğitirdi

-A A +A

                Vefatının üçüncü yılında yazdığım bir yazıda “Mehmet Ağabey pek gülmezdi” şeklinde bir ifade kullanmışım. Şimdi hatırlıyorum, evet pek gülmezdi ama arada bir gevrek kahkaha attığı da olurdu. Evet, pek gülmezdi ama asla asık suratlı değildi. Bu, onun çalışırken kendisini işine ne derece verdiğinin göstergesiydi, zaman zaman yüzünde tebessüm çizgileri belirirdi. Bunlar da, çalışmasının ürününü aldığında olurdu.

                Kemal Yaman Ağabey anlatıyor: “İsmailciğim! Bayram kutlamalarımız Yeniden Milli Mücadele Mecmuasının, Cağaloğlu yokuşundaki idare binasında olurdu. Arkadaşlar toplanır, kendi aralarında hâl hatır ederler, belli saatte Aykut Ağabey gelir, günün anlam ve önemini belirten ve önümüze yeni hedefler koyan konuşmasını yapardı. O şekilde bayramlaşmış olurduk. O gelmediği ya da geç geldiği zaman Yavuz Ağabey konuşurdu.

                Bir bayram günü Aykut Ağabey gelmedi, nasılsa Yavuz Ağabey de yoktu. Mehmet Çetin Ağabey oradaydı ama konuşmuyordu. Ben kendisine yönelerek, Ağabey, dedim, arkadaşlara bir şeyler söyleseniz.” Bunun üzerine bana, “Kemalciğim, dedi, “Ben susarak konuşurum.” Onun bu sözünü hiç unutmam. Heyecanlanmayan, vakur bir duruşu vardı. Bizlerde heyecan uyandıran, aceleyle şunu yapalım, bunu yapalım dediğimiz olaylarda, “Acele etmeyin, der, itidal tavsiye ederdi.”

                Onun “katrat” hikâyesinden de bahsetmeliyim. Katrat,  matbaacılıkta, dizgi ve tertip işlerinde kullanılan bir ölçü birimi. Yazının büyüklüğüne punto, baskı aralığına katrat denir.

                Merhum Mehmet Çetin Ağabey, şişmana yakın biraz kiloluca idi. O sebeple yemesine içmesine arkadaşlarca dikkat edilirdi. Yemekler, Bayrak Gazetesi’nin alt katındaki mutfakta yapılır, sefer taslarıyla matbaaya götürülürdü. Yemek saatinde tabaklara yemek bölme işini Haşim Vatandaş’ın yanılmıyorsam ismi Bünyamin olan kardeşi yapardı. Bir keresinde yemeği biraz daha az verince Mehmet Ağabey, Afyon şivesiyle çok genç olan Bünyamin’e, “Üle Bünyamin, sen bana çok az yemek veriyorsun, şunu bir katrat daha artırsan ne olur!” şeklinde şaka yapmış, daha sonraları da “Kaç katrat koydun?” diye sormuştur. Bu muhabbet hep espri konusu olmuştur.

                               DOKUZ KÖRÜN BİR DEYNEĞİ…

                Yeniden Milli Mücadele Mecmuasının adı, Mehmet Çetin Ağabeyin dilinde “Dokuz Körün Bir Değneği” idi.

                Yetmişli yılların ilk yarısıydı. 12 Mart Muhtırası’nın ardından sıkıyönetim ilân edilmiş ve sıkıyönetim mahkemeleri kurulmuştu. Gerçi olayların arkasında Amerikan istihbaratı CİA vardı ama o yıllar Sovyet ideolojisinden Türkiye’ye yönelik saldırıların olduğu da bir gerçekti. Sıkıyönetim mahkemeleri olaylara karışmış, banka soymuş, adam kaçırmış Marksistleri tutuklayıp içeri atıyordu. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan işte o anaforda idama sürüklenmişlerdi. Nihayet sıkıyönetim kaldırılmış, sıkıyönetim mahkemeleri lağvedilmiş, dava dosyaları da sivil mahkemelere devredilmişti. O sıralar mecmuada, geçen hafta sayfasında küçük bir yazım yayımlanmıştı. Yazıda şöyle deniyordu: “Sıkıyönetim Mahkemelerinin tutukladığı solcuları, sivil mahkemeler derhal salıveriyor.”

                Bu haber üzerine Basın Savcılığı, mecmua aleyhine soruşturma başlatmıştı. Soruşturmadan endişelenen Mehmet Çetin Ağabey, yine Afyon şivesiyle: “İsmail kardeşim! Üle şunu dikkatli kullanın. Üzerinde tüyü bitmedik yetimin hakkı var. Dokuz körün bir değneği, kapattırırsanız sonra ne yaparız?” demişti. Sadece mecmua için değil, kullanmakta olduğumuz bütün araç ve gereçler için aynı şeyi söyler “Canınız gibi koruyun” derdi.

                Çok konuşmaz, daha çok duruşuyla eğitirdi. Elbette bu hassasiyetler, onunla yakın mesai içinde olan arkadaşlara mutlaka bir şeyler kazandırmıştır. İnşallah onların idealleri yeni nesiller tarafından bir an evvel kavranır ve Türkiye, hukukun üstünlüğüne inanan, adaleti önceleyen, işçinin alın terinin kadrini bilen, müteşebbisin meşru kârını kollayan… Teknoloji üreten bir bilgi toplumu haline gelir ve umulan hedeflere bir an evvel varır. Bir kere daha buradan, Yüce Allah, Mehmet Çetin Ağabeye rahmet eylesin, mekânı cennet olsun, diyorum.  (Gelecek hafta kısmet olursa, Yeniden Milli Mücadele Mecmuasında, Vefatının Üçüncü yıldönümünde Mehmet Ağabey isimli yazımı yayınlayacağım.)

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 19.06.2018 - 12:17 -335-
Bu sayfayı paylaşın :