+A A -A

“Türkiye büyümeden ve güçlü olmadan durdurulmalı!”

-A A +A
Düşman birliğimizin teminatı olan İslam’ı bizi bölmek için kullanmak istiyor 
ABD: “Türkiye büyümeden 
ve güçlü olmadan 
durdurulmalı!”
 “Sessiz ve derinden yürütülen bu proje
birçok ülkeyi parçalayacak, istikrarsızlaştırıp iç
savaşlara sürükleyecek. Belki bir süre sonra şehir
savaşları, mikro devletçikler göreceğiz. Çatışma
“İslam’ın kalbine” yönelecek, İslam kendi içinde
savaşacak.”  
İslam’a ve Türkiye’ye karşı 
asıl savaş cephe gerisinde 
yapılacak!
 
İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif’e sormuşlar: 
-“İstiklal Marşı yeniden yazılsa acaba nasıl yazılırdı?” 
O da şöyle cevap vermiş:
-“Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın!” 
Yani Allah bu milleti İstiklal Marşı’nı yeniden yazdıracak bir duruma getirmesin!
Bugün görünüşte memleketimiz işgal altında değil, çok şükür! Ancak düşman 2000 yılında İslam dünyasına ve Türkiye’ye karşı başlattığı son dünya savaşından sonra, bu savaşın yapısına göre üzerimize o kadar sinsice ve sessizce geliyor ki, başımızdakiler düşmanın o kadar zor planlarıyla karşı karşıya kalıyorlar ki, Mehmet Akif’in bu duasına tekrar tekrar katılmamak ve yürekten amin! dememek mümkün değil!
 
ABD TÜRKİYE‘Yİ HEDEF DEVLETLER 
ARASINDA NASIL SAYIYOR? 
ABD’nin etkin gazetelerinden Pittsburg Post Gazette’de yayınlanan bir belgeye göre, Amerikan istihbarat ve güvenlik yetkilileri tarafından yapılan bir çalışmada Türkiye “potansiyel terörist” ülkeler arasında kabul edilmiştir. Bu belgede, 2006 yılında hazırlanmasına başlanan listede 35 ülkenin ismi zikredilmiştir. Bu listeye alınan ülkeler arasında, ABD’nin teröre destek veren ülkeler olarak nitelendirdiği İran, Suriye ve Kuzey Kore gibi ülkelerin yanı sıra Türkiye, Mısır ve Ürdün gibi ülkeler de yer alıyor. Buna göre, ABD’ye göçmenlik başvurusu yapan bir kişi Türkiye’de doğduysa, ya da yakın akrabaları Türkiye’de yaşıyorsa potansiyel terörist damgası yiyecek.  
ABD’de daha önce de böyle, Türkiye’ye dokunan ve ülkemizi tehdit konumunda değerlendiren çalışmalar yapılmıştır. ABD stratejilerinde düşman kabul edilen devletlerin tanımında kullanılmağa başlanılan yeni bir kavram vardır: “Haydut /Serseri devletler.” 
 
DÜŞMAN TÜRKİYE’Yİ NASIL “HAYDUT 
DEVLET” OLARAK NİTELENDİRİLİYOR?
Türkiye’de Harp Akademileri Öğretim Başkanlığı tarafından tercüme edilen, ABD Hampshire Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Michael Klare’nin, Pentagon’un askeri danışmanlarına yardımcı olmak üzere hazırladığı “Haydut (Serseri) Devletler ve Yasadışı Nükleer Güçler” adlı kitabında, Amerika’da yeni bir düşman tanımı yapmak gerektiği ifade edilmiş, bunun için, “Haydut (ya da serseri) Devletler” anlamında “Rogue State” kavramı kullanılmıştır. 
Kitapta, “Kitle imha silahlarını üretme yolunda yoğun çaba harcayan ve dünya düzenini sabote etmeyi amaçladıkları” iddiasıyla, bazı üçüncü dünya ülkeleri, “Haydut Devletler” olarak tanımlanmıştır. İran, Irak, Suriye, Libya, Kuzey Kore “Haydut (Serseri) Devletler” olarak nitelendirilmiştir. Michael Klare, çalışmasında, ayrıca “Müstakbel Haydut/Serseri Devletler” olarak nitelendirdiği ülkeleri sıralamış, Çin, Hindistan, Pakistan, Güney Kore, Mısır, Tayvan ve Türkiye’yi bu sınıfa giren devletlerden göstermiştir. 
 

ABD DERİN DEVLETİ: “TÜRKİYE TEHDİT
HALİNE GELMEDEN DURDURULMALIDIR!” 
Yine 2002 yılının Eylül ayında, Amerikan yönetimi, tehdit olacağını düşündüğü hedeflere önceden önleyici saldırılarda bulunma “hakkı”nı kullanacağını, yayınladığı 35 sayfalık bir metinle ilan etmiştir. The National Security Strategy of the United States başlığıyla yayınlanan Amerikan Milli Güvenlik Stratejisi belgesinde, şöyle denmiştir: 
“ABD, haydut devletleri ve onların terörist dostlarını, bizi ve müttefiklerimizi kitle imha silahlarıyla tehdit eder hale gelmeden önce durdurulmaya hazır olmalıdır.”  
Buna göre; Türkiye de müstakbel “Haydut devlet” olarak tanımlandığı için, “tam tehdit haline gelmeden” vurulabilecektir.
 
“SAVAŞMADAN, BARIŞTA VURULACAK 
ÜLKELERİN EN BAŞINDA TÜRKİYE GELİYOR”
2006 Nisan ayında, Amerikan The Washington Post Gazetesi’ne göre ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, Amerika’nın “terörizme karşı küresel savaşı”nda “savaş halinde olmadığı ülkelerde de askeri operasyon düzenleyebilme yetkisini” onayladığını bildirmiştir.  Buna göre Türkiye’nin de, ABD’nin savaş halinde olmadan vurabileceği ve operasyon gerçekleştirebileceği ülkeler arasında görülmediğini kim söyleyebilir? 
Şimdi de Pentagon’un bir raporuna göz atalım: 
“Pentagon Siyasi İşlerden Sorumlu Paul Wolfowitz ve ekibi Savunma Bakanı Richard Cheney’e bir rapor sundular. Pentagon’da gizli bir toplantıda sunulan rapordaki ana görüş, ABD’nin askeri ve siyasi hedeflerinin karşısına çıkacak ülke ya da ülkelere karşı ‘preemptive action’, yani ‘önceden müdahale’ siyaseti gütmesini istiyordu. Buna göre Amerika, çıkarlarına tehdit oluşturabilecek unsurları, bu tehdidi gerçekleştirmeden önce vurabilecekti.”  
Bu rapora göre, Türkiye de sömürgeci tarafından, “önceden vurulması gereken” ülkelerden sayılabilecektir. Zira başta arzettiğimiz diğer belgelerde görüldüğü üzere Türkiye “tehdit edici” konumda ülkelerden kabul edilmiştir. 
ABD: “MÜSLÜMANLAR VE TÜRKLER YOK
EDİLMESİ GEREKEN ASIL TERÖRİSTLERDİR!”
ABD’nin etkin gazetelerinden Pittsburg Post Gazette’nin ele geçirdiği bir belgeye göre istihbarat ve güvenlik yetkilileri tarafından hazırlanan bir liste Amerikan yönetimi tarafından kabul ediliyor. Listenin en büyük özelliği ise şüpheli isimleri yerine ülke isimleri içeriyor olmasıdır. 
2006 yılında hazırlanmasına başlanan listede yer alması konusunda görüş birliğine varılan ülkeler arasında ABD’nin teröre destek veren ülkeler arasında gösterdiği İran, Suriye ve Kuzey Kore gibi ülkelerin yanı sıra Amerika’nın Müslüman dünyasındaki en yakın müttefikleri de bulunuyor. Pittsburg Post’a göre listede Türkiye, Mısır, Ürdün gibi ülkeler de var.  
 
DÜŞMANIN BÖLGEDE VE ÜLKEMİZDE İÇSAVAŞ 
İÇİN BATI’DA ELDEN ELE DOLAŞAN RAPORU!
 Düşmanın bölgemizde ve ülkemizde iç savaş için Batı’da elden ele dolaşan raporunda şöyle deniliyor:
 “Sessiz ve derinden yürütülen bu proje birçok ülkeyi parçalayacak, istikrarsızlaştırıp iç savaşlara sürükleyecek. Belki bir süre sonra şehir savaşları, mikro devletçikler göreceğiz.  (…) Çatışma “İslam’ın kalbine” yönelecek, İslam kendi içinde savaşacak.”  
 
ABD, YILLARCA 47 İSLAM ÜLKESİNDE 
İÇ SAVAŞ TAKTİKLERİ ÖĞRETTİ
ABD’nin, dünyaya hakim olmak için başlıca metodu, hedefindeki ülkeleri iç savaşa sürüklemek, bu ülkelerde parçalanmalara yol açmaktır. 
Yarım asırdan fazla bir zaman önce ABD Başkanı olan Johnson, 1964’te, Birleşik Devletler Harp Akademisinde yaptığı bir konuşmada, “şu sırada, 344 ekibimiz 47 ülkede iç savaş taktiklerini öğretiyor”  demiştir. 
Bu ülkelerin en başında İslam ülkelerinde çok büyük nüfuza sahip bulunan Türkiye bulunmuyor mudur?
 
BİRLİĞİMİZİN TEMİNATI “MÜSLÜMANLIK” 
BÖLGEYİ BÖLMEK İÇİN NASIL KULLANILACAK?
2001 yılında başlatılan Haçlı savaşında sömürgeci Haçlı merkezleri, Müslümanlığı, daha önce pek çok defa çarpık ve yanlış yorumlar yaptırarak silah olarak kullandıkları gibi  yine yanlış yorumlarla İslam ülkelerini bölmek ve parçalamak için kullanacaklardır.  
Böylece cahil İslam toplumlarını kendi emelleri ve hedefleri doğrultusunda kandırılacaklar ve aldatılacaklardır.
 
CIA’NİN İSLAM ÜLKELERİNDE 
İÇ ÇATIŞMA ÇIKARMAK İÇİN RAPORU
ABD derin devletinin sömürgeci stratejilerinde çok önemli yeri olan CIA’ye bağlı araştırma kuruluşu RAND Corporation'a yaptırılan İslam ülkelerinde iç savaş konulu raporun başlığı şöyledir: "US Strategy in the Muslim World After 9/11" 
Bu çalışma, İslam dünyasının geleceğinde kanlı iç savaşların nasıl damga vuracağına dair ürpertici projeler hakkında geniş bilgiler sunuyor. "İslam kendi içinde çatışacak" tezinin nasıl uygulanacağı bu projede apaçık ortaya koyuluyor. Doğrudan işgal ve çatışmaları ikinci plana iten ve Müslümanların dinini, kültürünü, tüm yaşantılarını değiştirmek amacıyla "demokratikleşme" diye Müslüman elitlerin yardımıyla gerçekleştirilmesi planlanan proje 15 Aralık 2004'te duyuruldu. 567 sayfalık raporun yazarları arasında halen "U.S. Institute of Peace"in başında siyonist Daniel Pipes da bulunuyor. İslam dünyası için tam bir kaos senaryosu öngören rapor, Atlantik'ten Pasifik'e uzanan geniş coğrafyada kanlı iç savaşlara, etnik çatışmalara, mezhep savaşlarına, iktidar çatışmalarına yol açacak bir planı ortaya koyuyor. Ne yazık ki, söz konusu plan Müslüman entelektüeller, akademisyenler, kanaat önderleri, İslami cemaatler ve sivil toplum örgütleri üzerine kurulmuş."  
 
SONUÇ
Baştan beri sıraladığımız bu belgeler bir şeyi gösteriyor: Bugün İslam dünyasının en güçlü ülkesi ve lideri olan Türkiye ve  bütün Müslüman ülkeler, düşmanın bin bir çeşit sömürgeci oyunlarıyla karşı karşıya bulunuyor. Bu durumda Türkiye ve İslam dünyası ülkeleri ne yapacaklardır? Düşmanın hazırladığı bu kahpe tuzaklara boyun mu eğeceklerdir. Yoksa el-birlik Allah‘a dayanarak mücadele mi edeceklerdir? 
İslam’ın cihat görevi ve sorumluluğu böyle zamanlarda hatırlanması gerekmez mi?
Müslümanlar Allah’a dayanarak bütün güçleriyle kendilerini savunmayacaklar mıdır? 
Allah yâr ve yardımcımız olsun! Düşmanlarımıza fırsat vermesin!
 
Sevgiler, saygılar…
 
 
Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 28.01.2018 - 16:21 -1,618-
Bu sayfayı paylaşın :