+A A -A

Türkiye ekonomisinde son durum

-A A +A

Yakın zamanda Türkiye ekonomisinin büyüme durumuna ilişkin veriler açıklandı. Açıklanan veriler ışığında Türkiye ekonomisi 2017 yılında yüzde 7,4 oranında büyüdü. Türkiye ekonomisi, 2017 yılında toplam yüzde 7,4’lük büyümesiyle G20 ülkeleri içinde de en hızlı büyüyen ülke oldu.  Kısacası 2016 yılında yüzde 3,2’lik büyüme oranına kıyasla potansiyel büyüme oranının bir hayli üstünde büyüme başarısı kaydedildiğini ifade edebiliriz.

Şimdi de bu güçlü büyümenin alt kalemlerine bir göz atalım.

Yüzde 7,4 ‘lük büyümenin üretim sektörleri itibariyle ayrıntısına baktığımızda tarım kesiminden yüzde 4,7’lik, sanayi kesiminden yüzde 8,8’lik, inşaat kesiminden ise yüzde 8,9’luk katkının geldiğini görmekteyiz. Büyümeye harcamalar yönünden baktığımızda yerleşik hane halkları tüketiminin yüzde 6,1, devletin nihai tüketiminin yüzde 5 ve yatırımların yüzde 7,3 oranında katkısını görüyoruz. Yatırım bağlamında ise asıl katkının inşaat kesiminden geldiğini de belirtmeden geçmeyelim.

Şimdi burada şu soruyu sormak gerekiyor.

2017 yılında kaydedilen hızlı büyümenin temelindeki politika ve uygulamalar nelerdir?

Yani bu hızlı büyümeyi yakalamamızı sağlayan politika unsurları nelerdir? Bir göz atalım.

Özellikle 2017 yılında sağlanan yüksek büyüme oranının temelinde;

  • Bazı kesimler için uygulanan düşük vergiler,
  • Kamu harcamalarındaki artışlar,
  • Kredilerin genişlemesini destelemek için devreye konular kredi garanti fonu (KGF) ve
  • Son dönemde taşeron işçilerin devlet kadrolarına alınması yani istihdama devlet desteğinin verilerek yürütülen bir dizi genişletici maliye politikaları yer almaktadır.

Yukarıda belirttiğim genişletici maliye politikası, iç talebin artmasını ve ekonomik faaliyetlerin canlanmasını sağlamıştır. Ayrıca ABD ve Avrupa’nın krizden çıkış yolunda ciddi olumlu gelişmeler kaydetmesi bu ekonomilerin ithalatında artışa yol açınca dış talepte de artış ortaya çıktı. Dış talepte yaşanan artışlarında Türkiye nazarında ihracatın artmasını sağlayarak, büyümeye olumlu katkıda bulunduğunu ifade edebiliriz.

Son olarak belirtmek gerekirse, bundan sonraki süreçte diğer makro ekonomik sorunların minimize edilmesi (Cari açık, enflasyon, işsizlik v.b) ve sürdürülebilir büyümenin sağlanması için yenilikçi büyüyen bir ekonomi olma yolunda hayata geçirilecek olan yapısal reformlar, AR-GE yatırımları v.b noktalar büyük önem arz etmektedir.

TL’DEKİ HIZLI DEĞER KAYBI

Öncelikle hafızalarımızı geriye doğru saralım ve hatırlayalım.

Ülkemiz, 2013 yılında önce Gezi Parkı olayları ve hemen sonrasında 17-25 Aralık Darbe girişimleri ile karşı karşıya kalmıştı. Söz konusu olaylar gerçekleşmeden önce döviz kuru çok düşüktü. Hatta o dönemde uzmanlar kendi aralarında 1$ = 1TL'mi olacak diye konuşuyor ve tartışıyorlardı. Bu olayların gerçekleşmesiyle ülke risk pirimi olarak nitelendirilen CDS ciddi bir şekilde arttı. Ardından BIST 100 Endeksi'nde ciddi gerilemeler yaşandı. Bunun yanında TL'deki değer kayıpları da artarak devam etti. Üstüne en son yaşadığımız 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünü de eklediğimizde TL'deki ciddi değer kayıplarının yaşanması kaçınılmaz oldu. Yani 2013 yılından bu yana yaşanan olumsuz olaylara binaen TL'deki değer kayıpları da artarak devam etti.

Şimdi, son dönemde TL’deki hızlı değer kayıplarının temelindeki nedenlere bakacak olursak;

  • İç siyasetteki yaşanan gelişmeler
  • Jeopolitik riskler (Suriye’deki durum ve gelişmeler)
  • Ekonomi politikasını oluşturan alt politika çelişkileri (Daraltıcı para politikasına binaen genişletici maliye politikası uygulamaları v.b)
  • Dış dünyada yaşanan gelişmelere kadar birçok neden söz konusudur.

Açıkçası, Suriye’deki kriz her geçen gün artarak devam ederken, iç ekonomik politikada çelişkilerin yaşanmasına binaen dış politika da eklendiğinde Türk Lirası'nın değer kaybetmemesi büyük bir mucize olurdu. Şuan ki durumda TL, kırılgan beşli olarak nitelendirilen diğer ülke paralarına binaen en çok değer kaybeden ülke parası konumunda. Bu ciddi değer kayıplarının önüne geçilmesi için bir dizi politikanın uygulamaya konulması gerekmektedir. Burada Merkez Bankası'na önemli görevler düşmektedir. Şuanda piyasada gösterge faizinin tırmanışa geçtiğini göz önünde bulundurursak, Merkez Bankası'nın elindeki önemli para politikası araçlarını kullanarak piyasaları tatmin edecek ve yönlendirecek müdahaleleri yapması büyük önem arz etmektedir.

Vesselam..

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 15.04.2018 - 11:52 -1,425-
Bu sayfayı paylaşın :