+A A -A

ÜÇ MAYMUNLAR

-A A +A

Geçtiğimiz hafta içinde ABD nin üç önemli yetkilisi Türk Muadilleriyle görüşmeler yaptı.  Türkiyede bütün dikkatler bu görüşmelerden çıkacak sonuçlara odaklanmıştı. Aslında Türkiyede herkesin kafasında Afrin Harekatından daha çok Menbiç konusu vardı. Özellikle ABD nin öncülüğünde İŞİD ile mücadele Koalisyonunun başındaki  Korgeneral Paul E. Funk’un, Türkiye’nin operasyon düzenleme sinyali verdiği Menbiç’e giderek basına: “Bizi vurursanız agresif şekilde karşılık veririz.”  diyerek Türkiyeye açıkça meydan okumasından sonra bu merak daha da arttı. Hatta buna endişe de diyebiliriz. Bu endişe Rejim güçlerinin Rus askerleri desteğinde PYD nin Kontrolündeki Deyrizor a saldırısından sonra ABD nin son derece sert bir karşılık vermesiyle somut hale geldi. Rakamlar havada uçuşuyor ama en küçük sayı 40 Rus paralı askerinin öldüğü şeklinde. Cumhuriyet bu sayıyı 600 e kadar çıkarıyor. Acaba bir Türkiye ABD savaşı çıkar mı? Deyrizorda Rusların başına gelen Menbiçte Türk Askerinin başına gelirse ne olur? Milli gururumuz ne hale gelir? Sonucu nereye gider? Bunu kimse dile getirmiyor. Böyle bir durumda Afrindeki başarıları da kimsenin gözleri görmez olur.

Peki bu sorunun aydınlatılmasına yardımcı olabilecek bir sonuç çıktı mı bu üç üst düzey Amerikalının görüşmelerinden? Tam tersi daha da karanlığa gömüldü. Kapalı kapılar ardında çok sert tartışmaların yaşandığını tahmin edebiliriz. Bunlar kamuoyuna yansımayacak. Fakat en azından kamuoyuna yansıyan şekliyle üç Amerikalı yetkili üç maymunları oynadılar. Hani biliyorsunuz “Duymadım, görmedim, bilmiyorum”.

 ABD nin Menbiçteki pozisyonu milim oynamadığı için, dikkatleri Menbiç üzerinden kaçırmak amacıyla yapmadıkları maymunluk kalmadı.  Koskoca ABD Savunma Bakanı James Mattis’in, Canikli’ye söylediğine bakın “PYD ile PKK yı ayırıp birbiriyle savaştıralım” Yahu bu sözü sokakta savaşçılık oynayan çocuklar bile demez. Bunlar bizi ne sanıyorlar. Ya zekamızla alay  ediyorlar ya eline silah verip saldıkları PYD nin ne olduğunu bilmiyorlar ya da aptala yatıyorlar .

Ya ABD Dış İşleri bakanı Rex Tillerson’a ne demeli; Bu güne kadar PYD ye verilen silahların toplanacağı sözünü veren Dış İşleri bakanlarından farklı olarak daha gelmeden çamura yattı “Efendim PYD ye ağır silah vermedik ki. O halde toplayacak silah da yok.” Pentagon da diyor ki “Hayır verdik envanteri Türkiyede de var” Tut kelin perçeminden. Öyle ya, PYD  Afrin kırsalında iki tankımızı sapan taşıyla vurdu. “Ama onlar Rus yapımı” ABD  herhalde kendi damgası olan silahları verecek kadar aptal değil. Doları bastırdın mı,uluslararası silah tacirlerinden istediğin ülkenin silahını satın alabilirsin. Nasıl olsa ABD Bütçesinden 550 Milyar Dolar PYD nin cebinde.

Erdoğan ile Tillerson 3,5 saat görüşmüşler. ABD Dış İşleri sözcüsüne göre ”Menbiç konuşulmayacak ama büyük konular konuşulacak. Irak ve Suriye bağlamında ikili ilişkilerde daha iyi koordinasyon mekanizmalarının nasıl kurulacağı ve İran’ın ileride nasıl dizginleneceği üzerine de yoğunlaşılacak. Aynı zamanda Cenevre görüşmeleri bağlamında Esad sonrası siyasi çözüme nasıl varılabilir bütün bunlar konuşulacak. Tabii tüm bu konuların özellikle Türkiye’nin ve bölgedeki diğer müttefiklerimizin güvenlik kaygılarına iyi cevap verecek çerçevede konuşulmasına dikkat edilecek.”miş. PYD yok Menbiç yok. Yani havanda su dövülecek.

Bir de ABD Savunma Bakanı James Mattis’in “Türkiyenin meşru güvenlik kaygılarını anlıyoruz” sözü var ki “hayret-seza” Yahu anlıyorsun da ne oluyor? Tedbir niyetine kaygıları daha da artıracak Generalini Türkiye sınırına kadar gönderip tehdit sallamak mı senin anlayışın?

Bana kalırsa ABD kapalı kapılar ardında kol büküp kanırtarak Türkiye’yi istediği çizgiye getirmeye çalışıyor. Kulislerden sızan  söylentilere göre ABD Başkan danışmanı McMaster İbrahim Kalın ile yaptığı görüşmede  üç konuda Türkiyeyi köşeye sıkıştıracak yaptırımların sinyalini verdi.

Türkiye’ye karşı koz olarak  kullanılacak yaptırım planlarını da üç maddede şöyle iletti:

1- Reza Zarrab’ın tanık olduğu dava dolayısıyla İran’la bağlantılar konusunda yaptırım uygulanması,

2- Magnitsky Yasası doğrultusunda bazı yaptırımlar (Magnitsky, Rusya’daki insan hakları ihlallerine karşı getirilen yaptırım yasası), İnsan hakları konusunu öne çıkararak köşeye sıkıştırma

3- Rusya ile ticari ilişkiler bağlamında getirilecek yaptırımlar. Örneğin Türk Akımı çerçevesinde ve savunma sanayii bağlamında Mesela S400 Füzelerini öne sürerek ambargo koyma.

 Zeytinyağı suyun altında kalmaz. Bunlar suyun üstüne çıkacak. El mi yaman Bey mi yaman göreceğiz. Daha önceki bir yazımda Tayyip Erdoğan’ı “risk alma sanatı”nı en iyi kullanan siyasetçi olarak tanımlamıştım. Bakalım bu defa risk düzeyi nereye kadar çıkacak ve ABD karşısında ne kadar etkili olabilecek?

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 16.02.2018 - 09:36 -1,485-
Bu sayfayı paylaşın :