+A A -A

“Üsküdar’da bir attar dükkanı”

-A A +A

Anadolu’da ve ülkenin bir çok yerinde;bir taraftan esnaflık geleneğini sürdürmeye çalışan bir taraftan da eş ve dostun buluşma yeri olan mekanlar vardır.Küçük bir dükkan..Arka tarafta veya önde birkaç kişinin oturabileceği,sıcak çayların gelip gittiği,kardeşten öte samimiyetlerin her gün tazelendiği yerdir buralar.Arkadaşa değer vermeyi,ticaretin  ince kurallarını burada görürsünüz.En samimi duyguların ifade edildiği,karşılıklı güvenin tam tesis edildiği, kardeşliğin pekiştiği ,insanların güvende olduğunu hissettiği ortamlardır oralar.Aynı zamanda sosyal hayata adapte olmaya,inancın temel ilkelerine ve fikrin tekamülüne  de orada ulaşabilirsiniz.

“Üsküdar’da bir attar dükkanı” böyle bir yerdir.Sanki Beyazıt’ daki  “Küllük”de öyle idi.Sanki, Sait Çekmegil’in terzi dükkanı da öyle idi...

Prof.Dr Ahmet Yüksel Özemre,çocukluğunun ve gençliğinin geçtiği Üsküdar’ı anlatır “Üsküdar’da Bir Aktar Dükkanı’’nda..Attar veya aktar,şifalı bitkiler ve baharat satılan yerdir..Burada eczanede satılanilaçların ham maddesi olan bitkiler satılır.Otantiktir bunlar.Onlardan şifa aranır.İlacın el  değememiş aslı, aktar dükkanında  satılır.Hangi otun veya bitkinin, hangi derde deva olduğu aslında bellidir.Bunu kimyagerler hap haline getirmişler,kilolarca bitki özü veya ot almaktansa, küçük bir parça ilaç ile de çarenin  bulunabileceği sanılmıştır.Ama insanoğlu ille el değmemiş bitki arar.Bunun için aktar dükkanlarına koşarlar.

Üstad Özemre,babası ile babasının  arkadaşı  Saim Düzgünman’ın Üsküdar’ın Doğancılar semtindeki attar dükkanına  daha çocukkenden babasının elini tutup  orayı ziyarete gidişi ile başlar.Attar dükkanı koyu sohbetlerin edildiği,dini alanda özellikle tasavvuf alanında sanki seyr-i süluk’un  tamamlandığı  bir yerdir.Orası bir mektep gibidir.Bir yandan da dükkana gelen müşteri  ile nasıl ilgilenildiği,ticaretin nasıl yapıldığı,adab-ı muaşeret kuralları da canlı canlı görülür. Hayatı yeni öğrenen bir delikanlıya bunlar birer ibrettir..

Attar dükkanında bir yandan sohbet edilirken,diğer yandan Saim Düzgünman’ın iki oğlu Ahmet ve Mustafa da satış yaparlar.Babalarına yardım ederler.Onlar da sohbetlerden ve ticaretten l.elden istifade etmişlerdir zaten.Hele Mustafa Düzgünman,ebru sanatında uluslararası  başarılar göstermiş bir sanatçıdır.Buradan,Prof.Uğur Derman,Neyzen Niyazi Sayın,Prof.Süheyl  Ünver,Abdulbaki Gölpınarlı ve daha nice meşhur insan gelip geçmiştir.

Ebru sanatı, suya imza atmaktır.Suya imza atılır mı?Halk arasında suya imza atmak,”boş konuşmak” demektir.Ama Düzgünman’ın yaptığı suya gerçekten boya ile imza atmaktır.Suya boya vurulur.Anlamı bakana göre değişecek şekiller çıkar.Buna ebru  denir.O, ustasının sanat eseridir.Buna suya imza atmak denmez de ne denir?İşte Mustafa  Düzgünman da böyle bir atölyeden, yani aktar dükkanından yetişmiştir.Bu konuda uluslararası başarıları vardır.

1940’ların Üsküdar’ında herkes birbirini tanıdığı için ilişkiler daha naiftir.Komşuluk bambaşkadır.

Kimsenin kimsenin malında gözü yoktur.Yardım edilecek kimse varsa, el birliği ile o kalkındırılır.Kim evlenecekse, herkes ona yardım eder.Herkes diğerinin çocuğunu kendi çocuğu gibi korur,gözetir..

Özemre,kitabının sonunda;2008’e gelindiğindeki Üsküdar’ın haline hayıflanır ve “ 40.000 nüfustan 850.000 nüfusa geldik.Neler değişti neler” der.Biz gene ilk günlere dönelim…

Özemre, bir gün, attar dükkanında otururken, bir yandan da  sohbet dinlerken,dükkana bir kadın gelir.Bir ilaç almak ister.İlaç, 15 günde bayatlayan bir cinstir.Kadın 250 gram ister.Aktar Saim,kadına der ki;”.Teyze ! Bu çabuk bozulur.250 gramı l5 günde bitirebilir misin? Kadın:Hayır bitiremem. O zaman sana 100 gram vereyim.Bitince gene gelirsin.Şimdi 250 gram parası vereceksin .İlaç bayat hale gelecek.Paran boşuna  gidecek” der.Kadın buna memnun olur.Buna en çok da  Özemre memnun olur Zira,“parasını aldım ya, ne yaparsa yapsın,”anlayışı  yoktur burada.

Gene bir gün başka birisi ilaç almaya gelir.Saim Amca, müşterinin  almak isteği otu terazinin kefesine koyar.İlacın altına da temiz bir kağıt serer.İlacı sarmak için..Kefenin diğer yanında da gramajlar vardır Ama öbür kefede ilacın altında bir de kağıt vardır.Hemen Saim Amca; gramajın yanına da aynı kağıt

kadar bir kağıt daha  koyar.Yani öbür tarafta bitki vardır.Bir de kağıt.Bu tarafta da sadece gramajın  olması  doğru olmaz.Bitkinin altında kağıt varsa,gramajın altında da kağıt olmalı diye düşünür.Bunu bir kulağı ile sohbet dinleyen delikanlı  Ahmet  Yüksel gözleri ile seyreder.Konuşulanları önemsediği kadar,ticaretin bu küçük kuralını da önemser.İnsanlara değer vermeyi de burada öğrenir.Gördüğü şeyler hafızasında derin izler bırakır.

Burası, helal kazancı prensip edinmiş bir ticarethanedir aynı zamanda. 9 kişilik iki aile buradan geçinip gidiyorlardı.

Bu ortamda yetişen Ahmet Yüksel Özemre,en iyi okullarda okur.Yurtdışına  gider.İlim yolunda ve tasavvuf yolunda büyük mesafeler alır.Profesör olur.Türkiye’nin  ilk atom mühendisidir.Fen Fakültesi Dekanı  olur.Yüzlerce binlerce talebe  yetiştirir.Küçükçekmece Nükleer Enerji Müdürü olur.Türkiyenin ilim ve maneviyat hayatında büyük yer edinir.Otuzun üzerinde kitap yazar.Bir çoğu talebelerine  ders  kitabıdır.Üsküdar’da bir Attar Dükkanı kitabına  l996 yılında Türkiye Yazarlar Birliği “Hatırat” dalında ödül vermiştir.Özemre’nin  ayıraca Üsküdar’ın  Üç Sırlısı,Din ve Misyonerlik,Kamil Mürşitlerin Mirası Çernobil Komplosu,Üsküdar, Ah Üsküdar,Geçmiş Zaman Olur Ki gibi kitapları da vardır.

Kendisi 2008 yılında öldüğü zamana kadar bu aktar dükkanına  gelir  giderdi.Artık o zaman dükkanın ilk sahibi  Saim Amca ile oğulları  Ahmet ve Mustafa Düzgünman’lar çoktan vefat etmişlerdi.Ama O bir vefa örneği olarak ilk hatıralarını canlı tutmak için orayı gene de ziyaret etmekten kendini alamazdı.

 Not: Ahmet Yüksel Özemre’nin bahsettiği  attar dükanının bulunduğu Üsküdar Doğancılar’da biz de talebe iken ikamet ettik.Kitabında anlatılan  yerlerin çoğunu biliyoruz. Doğancıların başındaki parkın arkasında pazar kurulan sokaktaki Barış Apartmanı’nda  gazetemizin yazarı İsmail Aydın,Ramazan Kiraz,Zekeriya Erdim ve Abdullah  Yıldız ile kaldık.Ahmet Yüksel Özemre ile bir kere İstanbul’da

Aksaray’da sohbet ettik.Allah rahmet etsin.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 14.03.2018 - 19:37 -1,086-
Bu sayfayı paylaşın :