+A A -A

"Vâ Hasretâ" Dememek İçin

-A A +A

Yaklaşan seçimlerin ülkemize, milletimize ve ümmet-i Muhammed’e hayırlar getirmesi, Cenab-ı Rabbu’l Âlemiyn’e samimi niyazımdır.

Fakat Kabil’in Habil’e olan hasedinin genlerimize nasıl sirayet ettiğini ibretle görüyoruz.

Aslında adalet bu dünyada tam anlamıyla gerçekleşemez. Gelecek olan en adil yönetim bile hiçbir şekilde Hz. Peygamberin adaletine yetişemez. Ne var ki Allah bizden adalet istemektedir.  Adalet, Allah tarafından bize gösterilmiş bir hedeftir. Samimi olarak bu hedefe kilitlenirsek Allah’ın bizden istediği adalet görevini kendi adımıza yapmış oluruz.

Bir toplumun ahlak kalitesi ne ise seçecekleri yöneticiler de öyledirler. Ben âcizane toplum yapısında önemli bir ahlakî ve kültürel bozulma görüyorsam da sütün içine katılan bir mayanın onu yoğurt haline getirdiği gibi toplumun mayası haline gelmiş bir neslin onu homojen hale getireceğini ummaktayım. Bu seçimlerle adaletin hedefi olan “Kızıl Elma”  yolunun açıldığını görmek inşallah mümkün olacaktır.

Hasedinden kardeşini öldüren Kabil’in haset duygularını siyasetlerinin başlıca aracı haline getiren bazı siyasi partiler ve kişilerin kendilerini iyice belli etmelerine yarayan bu seçim sonunda mahcubiyet ve hasret duygularıyla baş başa kalacaklarını görür gibiyim.

Yine de onların vicdanlarına seslenmeden edemiyorum:

-Ne olursak olalım; kendimiz için, çocuklarımız için, millet ve ümmet için vicdan terazisini elden bırakmayalım.

Ülkemizi 30 yıl geriye götürecek bir tercih yapmayalım.

Türkiye’mizi Irak ve Suriye haline getirmeyelim.

Sonra Allah korusun elimizdeki nimeti kaybedip arar da bulamaz hale gelebiliriz.

Vâ hasretetâââ !” dememek için nefislerimize değil, vicdanlarımıza danışalım.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 02.06.2018 - 17:37 -626-
Bu sayfayı paylaşın :