+A A -A

Yeni Yönetim Modeli

-A A +A

Bu yeni dönemde, yeni yönetim modeli “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” ülkemize bölgemize Türk dünyasına ve İslam âlemine hayırlı olsun.

“Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi”

12 Eylül darbesinden sonra 1983 Anayasasınca kabul edilen “çift başlı bir hükümet sisteminin” oluşturduğu sıkıntıların getirdiği fiili durumun hukukileştirilmesinden,15 Temmuz DARBE teşebbüsü ve askeri vesayet yapısının ilgasından başka bir anlam ifade etmemektedir.

16 Nisan 2017 tarihinde yapılan REFERANDUM ile TÜRKİYE, “eski parlamenter sistem” deneyiminden sonra yeni “Cumhurbaşkanlığı Sistemine” geçmeyi % 51,7 oranında onaylamış idi.

24 Haziran 2018 tarihinde “sıfır barajlı İTTİFAK sistemi ile” yapılan ilk seçimlerde halkın %88 katılımı ve seçmenin çok ALTERNATİFLİ oyu ile yeni TBMM üyeleri çoğulcu bir yapıda teşkil edilmiş“% 1” partiler dahi mecliste temsil edilir hale gelmiş ve % 52,6 oran ile ilk Cumhurbaşkanı da seçilmiş oldu.

Şu an itibariyle iki kararname ile “eski sisteme” MÜLGA denilerek “yeni yönetim sisteminin” hukuki alt yapısı“son UYUM kararnameleri” ile hazırlanmış oldu.

Yeni Seçilen Milletvekilleri, ilk Cumhurbaşkanı Tayyip ERDOĞAN, Cumhurbaşkanı Yardımcısı, ilk KABİNE üyeleri Bakanlar TBMM inde yemin ederek, ilk KARARNAME ile–Yardımcılarını Başkanlıklarını Kurullarını ve Ofislerini -yeni teşkilat yasası ile birliktefiilen göreve başlamış oldular.

Böylelikle eski dönem yönetim sisteminin tüm teşkilat yapısı İLGA EDİLEREK, yeni yönetim sisteminin teşkilat yapısının hukuki alt yapısı, yeniden YAPILANMA döneminde yeni KHK- kararnameler ile devletin tüm KURUMLARI baştan aşağı yeniden DİZAYN edilmektedir.

Ancak harmanlanmış olan devletin tüm bürokratik kurumlarında çalışan kadroların hiçbir hukuki müktesep hakları zayi olmayacak ve TC Devletinin anayasal garantisi altında tutulacaktır.

Şimdi gelelim yeni YÖNETİM MODELİNİN analitik analizine;

Her şeyden önce hiçbir BEŞERİ sistemin mutlak doğru ve mutlak ideal olmadığının altını çizerek, 95 yıldır parlamenter sistemin kutsiyetine ve değiştirilemezligine olan saplantının ortadan kaldırılması milletimiz açısından bir kazanım olduğu düşüncesindeyiz. Bu nedenle yeni döneme ve deyeni sisteme de her hangi bir kutsiyet ve değiştirilemezlik atfetmenin hiçbir temel kuramı olmadığını da ifade etmeliyiz.

Bu yeni yönetim DÖNEMİni iki BOYUTTA “retorikle pratiğin, eylemle söylem” arasındaki uyumun zorluğunu dikkate alarak değerlendirmeye tabi tutmakta fayda mülahaza etmekteyiz.

Birinci boyut sistemin teorik MODELİ üzerinden yapılabilir. İkinci boyut ise teşkil edilen TBMM ve seçilen Cumhurbaşkanı hükümeti ile teşkil edilecek olan yeni hükümet şeması üzerinden oluşturulacak “kural, kadro, kurum, kurul ve ofislerinin” pratikleri üzerinden yapılabilir.

Birinci boyut sistemin teorik HUKUKİ boyutunu teşkil ederken ikinci boyut ise mevcut seçilen siyasal kadroların birikimleri, tecrübeleri ile ahlaki tutum ve eski dönem alışkanlıkları teşkil edecektir.

Birinci eksen üzerinden yeni yönetim sisteminin teorik-Anayasal MODELİ ni ele aldığımızda; eski sisteme göre daha pratik ve daha fonksiyonel olacağı varsayılmaktadır. Eski sistem arkadan itişli manuel bir araç gibi ağır ve daha fazla enerji ile hareket ederken, yeni sistem önden çekişli otomatik bir araç gibi daha pratik ve daha az enerji ile hareket edeceği düşünülmektedir.

Yeni yönetim modeli ile kuvvetler AYRILIĞI uygulamasının daha net olacağı, MECLİSİN çoğulcu ve uzlaşmacı yapısı ile sadece yasama görevini yapacağı, YÖNETİMİN dışardan serbest alandan seçici olarak teşkil edileceği ve de YARGI nındaha bağımsız ve tarafsız olacağı ve YÖNETİMİN daha az bir BÜROKSİile daha seçkin bir kadro tercihi yapabilmesi yanında, daha fonksiyonel,sahasında uzman ve ehil kadroların teşkilini imkândâhilinde siyasetin hizmetine sunacağı, YÜRÜTMENİN yetki ve sorumluluğunun sadece Cumhurbaşkanında olacağı teorik-yasal altyapısı ile vurgulanmaktadır.

Bu yeni dönemde SİYASETİN ve YÖNETİMİN daha bir sivilleşeceği,başta uyum yasaları olmak üzere meclis iç tüzüğü seçim ve siyasi partiler yasası ile devlet personeli ve teşkilatlanma yasası gibi siyasetin ilkeleri ve devletin bürokratik işleyişibir kez daha yeniden gözden geçirileceğiaşikârdır.

İkinci eksen üzerinden siyasetin pratiğine baktığımızda, ta eski çağlardan beri tartışılarak günümüze kadar gelen siyaset erbabının BİLGELİK ve AHLAKİLİK boyutu karşımıza çıkmaktadır. Sistemin bam teli ve dananın kuyruğunun koptuğu yerde bence burası olmaktadır.

Birinci boyutta sistemin eksiği gediği hukuki alt yapı çalışmaları ile belki kolayca ve kısa zaman aralıkları ile giderilebilir, ancak ikinci boyutta yönetimin EHLİYET ve LİYAKAT prensipleri ile bilgelik ve ahlakilik pratiği karşımıza çıkmaktadır ki, işte burası TÜRKİYE ve İslam dünyası için şimdilik çıkmaz sokak olarak gözükmektedir.

Çünkü bu bilgelik ve ahlakilik, SOSYOLOJİK bir boyuttur ki, bir durağanlık, bir çöküş, ya da yükseliş süreçlerini ifade eder. Bu süreçte ZAMAN ve MEKÂN unsurları hemen devreye girmektedir. Bu sahada asla kısa dönemde kısıtlı imkânlarla ve hazırlıksız kadrolarla bir anda yükselişe geçmek gibi sihirli bir formül şimdiye kadar bulunamamıştır. Üstüne üstlük birde yönetim kadrolarının ehliyet ve liyakat boyutunda ahlakilik, bilgelik ve eski dönem alışkanlık kalıntıları, ahbap çavuş ilişkilerini düşündüğümüzde, ne derece zorluklar içinde olduğumuzun da gözler önüne serilmesi gerekmektedir.

Böyle kısa ve öz bir teorik ve pratik analiz yaptıktan sonra;

Şimdi FİİLİ ve HUKUKİ durum üzerinden bir durum değerlendirmesi yaptıktan sonra, ne gibi beklentiler olabilir, bu beklentileri siyasal imkânlar dâhinde hangi süreçleri beklemektedir ve de SİVİL TOPLUM örgütleri olarak bizlere de ne gibi yükümlülükler düşmektedir, bunlar üzerinde de kısa ve öz bir analiz yapma durumunda olacağız.

Evveliyatla şunu ifade etmeliyiz ki, yeni MODEL, yeni SİSTEMİ kurgulayıp önerenler tarafından ilk TECRÜBE edilecek olması, TÜRKİYE açısından büyük bir şans olarak gözükmektedir. Çünkü bu hem yeni modele yumuşak bir geçişi sağlayacak, hem de siyasal ve iktisadi bir İSTİKRAR üzerinden daha az bir maliyetle yeni sistemin ikamesini temin edecektir.

Ayrıca mecliste CUMHUR ittifakı olarak tahkim edilen siyasal yapının uyumluluğunu dikkate aldığımızda önümüzde beş yıl kazasız belasız ilk MODELİN tecrübesinin yapılacağı beklenmektedir.

Ancak kamuoyunda öteden beridir tartışılan, 16 yıla baliğ olan mevcut siyasal iktidarın yönetim kadrolarında var olan ve liderlerinin ağzında“metal yorgunluğu” olarak ifade edilen, ancak kumu oyunun ahlaki değerlerle ve menfaat ilişkileri boyutunda yapılan eleştirilerini dikkate aldığımızda önümüzdeki sürecin sütliman olmayacağı, FETO yapılanmasınınçok yüzlü ve çok yönlü atraksiyonlarını ve ÜLKEMİZİN iç ve dış güvenlik boyutunuve de MUHALEFETİN yeni yönetim sistemine karşı bir direnç göstereceğini dedikkate aldığımızda SİSAYET arenasının sancısız geçmeyeceği de açık bir şekilde görülmektedir.

İnşa ALLAH bu yeni dönemde, yeni hükümet sisteminde EHLİYET ve LİYAKAT prensipleri işlerlik hale getirilip, ahbap çavuş ilişkilerine, akraba taallukat duygusallıklarına, bölgecilik, çıkarcılık, gurup ve parti taassubu gibi eski çağ alışkanlıklarının kalıntılarına izin verilmez. Derin bir muhasebe ile deruni bir özeleştiri yapılarak TÜRKİYE medeniyet yolunda daha sürdürülebilir kalkınmasını devam ettirebilir.

BİZLER yine de 16 yıllık bir siyasal tecrübenin ve TBMM de oluşturulan CUMHUR ittifakı uyumunun TÜRKİYENİN önünü açacağı, ışık tutacağı güvenliğini ve kalkınmasını çok daha az bir maliyetle sürdürülebilir kılacağı kanaatini taşımaktayız.

TÜRKİYE siyasal tablosunun bütün olarak fiili durum tahlilini yaparken, MUHALEFET cenahının KOKTEYL ve OMURGASIZLIK halini dikkate alarak yaptığımızı da ifade etmekteyiz.

Bir şeyin ALTERNATİFİNİ düşündüğümüzde, en az o şeye DENK bir tercih yapma imkânında olmak durumunda olmalıyız. Aslında bir şeyin ALTENNATİFİ o şeyden bir tık yüksek bir gömlek daha üst durumda olmalıdır. Böylesi bir bakış açısı “daha az bir maliyet daha fazla bir fayda” prensibi olan siyasal ve iktisadi istikrar beklentisine dayanmaktadır.

Maalesef üzülerek ifade etmeliyiz ki, henüz iktidar karşıtları olan muhalefet bloku içinde iktidar alternatifi olarak hiçbir siyasi yapılanma, en azından İKTİDARA DENK bir siyaset omurgası ve umudu vaat etmemektedir. Hem aralarında uyumlu bir üst yapı ya da çatı söz konusu değildir. Hem de SEÇMENİN çoğunluğuna UMUT vadedecek bir PROĞRAM da ortaya koyabilmiş olsalar dahi,kağıt üzerinde olan bu vaatlerin siyasal ve sosyolojikkarşılığı henüz yakın ufuklarda gözükmemektedir.

Bu fiili alternatifsizlikdurumumaalesef TÜRKİYE siyasetinin bugün için açmazı olmaktadır.

ALTERNATİFSİZLİK bazen istikrar olur, cana can katar, gelişme büyüme kalkınma olur, bazen de fasit daire olur,kaos olur can yakar ve ülke geri planlara itilmiş olur.Ancak bu ALTERNATİFSİZLİK hali, keyfi ve kurgusal bir durum değildir,toplumun sosyolojik ve siyasal bir vakıa halidir.

Sonuç olarak;

Tarihi ve medeni sorumluluğumuz gereği kamuoyunu aydınlatmak adına partiler üstü bir STK olarak, asla umutsuzluk ve karamsarlık pompalamadan hayatın devinimi gereği MİLLETİMİZ,toplumsal katmanlarının tüm dinamikleri ile kendi değişim, dönüşüm ve gelişim süreçlerini her daim oluşturmaya devam ettirecektir inancındayız.

Bu nedenle, yeni YÖNETİMDEN kamuoyu olarak beklentilerimiz şunlardır:

  1. Beş yıllık planlama ve koordinasyonun ülkemizin reel gerçeklikleri ile uyumlu planlamalar yapılması, ideal olan ile reel olan arasında makul planlamalar yapılması,
  2. Hükümet programının makro planlamaların yanında MİKRO ölçekli halka yansıyan politikaların daha öncelikli tutulması,
  3. Devletin TASARRUF tedbirlerinin başta KÜLLİYE olmak üzere artırılması,
  4. Sıkı bir PARA politikası ve DENK BÜTÇE planlamasıile faizin,enflasyonun ve işsizliğin TEK haneli rakamlara indirilmesi,
  5. Devletin kurumlarının yeniden yapılandırılmasında kadroların ehliyet ve liyakat prensiplerinin yanında kurumlarının HUKUK kuralları temelinde ANAYASAL ilkelerle tahkim edilmesi,
  6. Her türlü gelişme, büyüme, kalkınma ve medenileşmenin temel dinamiğinin “HÜRRİYETİN ılıman iklimi” zemininde olduğu unutulmadan, İÇ BARIŞ adına uzlaşma müzakere ve şura kültürüne işlerlik kazandırılması,
  7. Ayrılıkçı TERÖR ile “Beka davası” adına duygusal kopuşlara meydan vermeyecek bir hassasiyetle amansız bir MÜCADELENİN tavizsiz bir şekilde devam ettirilmesi,
  8. Aşiret, tarikat cemaat, gurup, bölgecilik ve parti taassubundan uzakta devletin “HUKUK devleti” yapılması

MİLLETİMİZİN büyük beşeri potansiyelini dikkate alarak, “hiçbir öğrenilmiş çaresizlik ÇARE değildir” diyor, içinde yaşamaya başladığımız bu YENİ siyasi DÖNEMİN yeni pozitif süreçler içinbir başlangıç noktası olabilir diye düşünüyoruz.

Devlet TÖRENİ ve MERASİMLERİ ile açılan bu yeni dönemin, yeni YÖNETİMİNE güven, istikrar ve kalkınma adına başarılar dileyerekmilletimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasınıyüce RABBİMİZDEN dua ve niyazda bulunuyoruz.

Anadolu İSLAM Medeniyetinin, gönül coğrafyamız ile bütünleşmesi temennisi ile bu kutlu davanın kutlu yolcularına selam olsun.

NOT:       Bu yorum Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
                Ortak Söylem ve İstişare Kurulu tarafından müzakere edilmiş ve
              Şazeli ÇÜGEN tarafından kaleme alınmıştır.

 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 17.07.2018 - 10:28 -947-
Bu sayfayı paylaşın :