+A A -A

Yusuf Erkoç Anlatırken Ağlamıştı

-A A +A

İsmail Aydın

                 Bizimle aynı yıl Yozgat Lisesi fen bölümünden mezun olan Yusuf Erkoç da İstanbul’daydı ve İstanbul Teknik Üniversitesi Makine bölümünde okuyordu. Yusuf’la Yozgat’tan itibaren tanışırdık ama onunla asıl arkadaşlığımız İstanbul’da gelişti. Bu da Mücadele Birliği vasıtasıyla oldu. Meğer Yusuf daha Yozgat’ta iken Mücadele Birliğinden haberdar imiş.  Aslen Yozgat’ın Çalatlı Köyü’nden olup Yeni Cami Mahallesi’nde oturuyorlardı. Medrese Mahallesi’ndeki evimizin önünden geçip Liseye giderken yollarımız kesişirdi ancak Muhittin ve Mehmet’le olduğu kadar yakın arkadaşlığımız yoktu. Rahmetli Selim Erkoç ile Hayrullah Başer’in de Yusufların evinde (Mustafa amca) kaldığını daha önce söylemiştim.

                Yusuf, her Anadolu çocuğu gibi gerçek bir vatanseverdi. Bununla başka bölge insanlarımız vatansever değildir demek istemiyoruz. Asla böyle bir şeyi düşünmeyiz. Demek istediğimiz, Anadolu insanının millî meselelerde derhal kendini gösterir olduğunu ifade etmektir. Yusuf Mücadele Birliği mensupları ile temas halinde olduğu için bizim Kumkapı’daki evimize zaman zaman gelir gider, Üniversitelerde görülen anarşi, terör ve boykot gibi eğitim hayatımızı ilgilendiren özel meseleler üzerinde konuşur; akabinde umumi memleket meseleleri hakkında sohbet ederdik. İşte bu konuşmalarımızın birinde Muhittin, Yusuf’a Mücadelecilerin İngilizlerden para alıp almadığını sordu.

                     FERAGAT DUYGUSUNDAN MAHRUM OLANLAR FEDAKÂRLIK YAPAMAZLAR

                Yusuf bu sorudan çok rahatsız oldu. Düpedüz iftira dedi ve yaklaşık olarak şunları anlattı:

                “Ben hareketin içindeyim. Mensuplarını biliyorum, onlarda asla böyle bir şey yok. Para alsalar hallerinden belli olur, yediklerini içtiklerini biliyorum. Bin bir fedakârlıkla, analarının babalarının gönderdikleri harçlıkla büyük işler yapıyorlar ve bunlar birilerine olduğundan daha büyük gözüküyor. Tabii, fedakârlıktan nasiplenememiş olanlar bunun ne demek olduğunu anlayamıyor ve İngilizlerden para alıyorlar zannıyla basıyorlar iftirayı. Olay budur. İşin içinde Yozgatlı hemşehrilerimiz var. Dayım Hayrullah orada, Selim amcam orada!” Yusuf bu arada –ismi lâzım değil- bazı isimler daha verdi.

                Hiç unutmuyorum, Yusuf bunları anlatırken üzüntüsünden gözyaşlarına hâkim olamamıştı. Yusuf’un gözyaşları Mücadele Birliğine karşı gönlümüzü ısıttı. Yangın yerine çevrilmeye çalışılan Türkiye’mizin geleceği ve yapmamız gerekenler hakkında yüreğimize su serpti, ufkumuzu açtı. Yusuf’un anlattıkları Mehmet Bağçeci’nin anlattıklarıyla örtüşüyordu.

                Geri kalmışlık ve kötü gidişat karşısında, bu milletin evladıyım, bu memleketin çocuğuyum diyen herkese sorumluluk düşüyordu. Münevverlerin sorumluluğu okumamışlardan daha fazlaydı. Mesela “Ortak Pazar” deniyor. Ortak Pazar’ın ne olduğunu, memleketi nereye götüreceğini çiftiyle çubuğuyla uğraşan benim köylüm biliyor mu?

                “Avrupa’ya işçi ihraç ederek döviz kazanacağız” deyen zihniyet, gönüllü olarak Avrupa köleliğine boynunu uzatıyor. “Biz adam olmayız” deyenler de ya bu milleti anlamayan sözde münevverdir, ya gafildir, ya cahildir, ya da haindir. Çağrıldığı her savaşta can borcunu fazlasıyla ödemiş bir milletin kalkınmaması için hiçbir sebep yoktur. Olsa olsa bugün ona engel olan takozlar vardır. Millete güven vermeyen, bilakis milletin güvenini kötüye kullanmış olanların bu millete vereceği hiçbir şey yoktur. Millet güvense, Türkiye’nin borcu bir gecede biter. Canını veren malını vermez mi? Verir ama bunun için güven şart. Avrupa karşısında aşağılık kompleksine kapılmış insanların, bu memlekete kölelikten başka kazandıracağı hiçbir şey yoktur. Mücadeleciler onun için millî kadro, millî iktidar, millî üniversite diyor.

                Yusuf Erkoç’a göre okumuş adam “bana ne, neme lazım, gemisini kurtaran kaptan, devlet malı deniz yemeyen domuz, bana dokunmayan yılan bin yaşasın” zihniyetinde bir bencilliğe saplanamazdı. Okumuş adam, mesuliyet hissiyle hareket eden ve “hiç kimse yoksa ben varım” deyen adamdır.

                Bir toplumda kötülüğün yayılmasının sorumlusu sadece kötüler değildir, ona engel olmayan iyiler de sorumludur.

                Açıkçası, Yusuf’un sözleri bizi sorumluluk almaya davet ediyordu.(Gelecek hafta, Hayrullah Başer: Medeniyetimizi Yeniden İnşa Etmeliyiz.)

 

          KAHRAMAN ORDUYA DUA

          Bid’at nedir bilmeyiz, diyen Alp Arslan’ın ordusu budur Ya Rabbi!
          Ta Malazgirt’ten beri Haçlıların hedef ordusu budur Ya Rabbi!
          Düşmanları sevindirme, meleklerinle teyid et, muzaffer kıl
          Afrin’de İslâm’ın Sana secde eden ordusu budur Ya Rabbi!

Kategori: 

1 yorum var.

İsmail bey Ülkemizde öyle gelişmeler oluyor' ki " At izi it izine karışıyor" Yusuf beyin İngilizlerden para alıp almadığını sorması gayet doğal ve mantıklı olmuş. Son zamnalardaki vatan sever adı altında kurulan dernekler bakıyorsun altından başka şeyler çıkıyor. Hatta Deniz feneri, Kimse yok mu, İHH gibi dernekler hayır diye topladıkları bu paralar nerelere gittiği şimdi gördük. Bu devletin ekmeğini yemiş, suyunu içmiş güzel insanlarında sorumluluktan kaçınmayarak ülkesine sahip çıkması gerekir. Allah Devletimizi, Milletimizi ve Ordumuzu vatan hainlerinden korusun.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 06.02.2018 - 08:57 -2,330-
Bu sayfayı paylaşın :