+A A -A

Zeytin Dalı Harekatı

-A A +A

Değerli okurlarım, Yozgat’tan İstanbul’a Anılar yazı dizisine bir hafta ara vererek, Türkiye Noterler Birliği’nin Mesleki Forum portalında yayınlanan yazımı buraya aynen alıyorum. Şehitlerimize Yüce Allah’dan rahmet, kederli ailelerine ve aziz milletimize başsağlığı, Gazilerimize acil şifalar diliyorum. Yeniden Milli Mücadele Mecmuası’nın “Neden Çıkıyoruz?” Başlıklı Başyazı’sına ilişkin değerlendirmemi kısmet olursa önümüzdeki hafta yayınlayacağım. Zorunlu değişiklikten dolayı özür dilerim. (İ. Aydın)                                                                     

                Şu oldu, bu oldu, doğru yapıldı, yanlış yapıldı. Şimdi bunları tartışmanın sırası değil. Kahraman ordu, milletin ve devletin bekası için Zeytin Dalı Harekâtı’yla Afrin’e girdi. Zaferlerimizin anası sayılan Bedir’den itibaren bütün zaferlerimiz, askerlerimizin cesareti, komutanlarımızın taktikleri, siyasetçilerimizin üstün stratejileri yanında dualarla ve Yüce Allah’ın yardımıyla kazanılmıştır. O sebeple dualarımız kahraman ordumuzladır.

                Suriye’de ve Irak’ta neler oluyordu? Osmanlı Devleti’ni yıkmak ve mirasını paylaşmak için çıkarılan Birinci Dünya Harbi bitmiş miydi? Suriye ve Irak kimin toprağı idi? ABD’nin toprağı mı? Değil. Rusya’nın toprağı mı? Değil. Ama onlar oradalar. Çin de uzaktan homurdanmaya başladı.

                Genel olarak İslâm Coğrafyalarında, özel olarak Afganistan’da, Irak’ta ve Suriye’de sürdürülen kavga gerçekte neyin kavgasıydı? İddia edildiği gibi sadece bir ekonomik menfaatler kavgası mıydı, sadece bir petrol kavgası mıydı? Yoksa kökleri daha derinlerde olan başka bir kavga mıydı?

                Bu soruyu şunun için sorduk. Sözüm ona birbirine rakip olarak bilinen ve öyle gösterilmeye çalışılan Amerika ve Rusya, terör örgütü PYD’ye, YPG’ye nasıl oluyor da birlikte destek veriyorlar, silah ve mühimmat yardımı yapıyorlar? Keza, İsrail ve topyekûn Avrupa aynı şekilde yardım ediyorlar.

                Evet, bu kavga neyin kavgasıydı? Daha açık bir ifadeyle, İslam Coğrafyalarına yapılan bu saldırılar neyin ifadesiydi?

                Her ne kadar Osmanlı Devleti yıkılmış gözükse de, anlaşılan Birinci Dünya Harbi bitmemiş,  miras paylaşım kavgası devam ediyordu. Avrupalı kurtlar tarafından 1919’larda geldiği yere elleri boş gönderilen Amerika, mirastan pay almak için geri gelmişti.

                Amerika’nın Suriye’ye müdahalesi, Deli Petro’dan beridir sıcak denizlere inmeyi millî politika haline getirmiş olan Rusya’nın eline fırsat vermişti. O da oradaydı.

                Haçlı ruhuyla hareket eden Hıristiyan Avrupa topyekûn oradaydı. Siyonizm’in hedeflerinden milim sapmayan İsrail de oradaydı.

                Türklük söz konusu olduğunda, tarih boyunca Batı ile ittifaktan çekinmeyen İran da orada.

                               MENFAAT KAVGASININ ARDINA GİZLENEN GERÇEK

                Evet, menfaat kavgaları bir gerçektir. Fakat bu kadar karmaşık gücün, Müslümanlık söz konusu olduğunda menfaat kavgalarını bir kenara iterek biraraya gelmeleri de gerçektir. Dahası, Şark Meselesi (*) adı altında, Abbasiler döneminden başlayarak Asya’da, Anadolu’da, Kafkaslarda, Balkanlar’da, Afrika’da ve Orta Avrupa’da İslâm’ın bayraktarı ve savunucusu olmuş Türklüğün karşısına dikilmeleri de bir gerçektir. Tarih boyunca Haç’ın Hilâl’e saldırısı bir gerçektir.

                Kırım’ın, Rusya tarafından Çanakkale Zaferimizin yıldönümü olan 18 Mart günü ilhak edilmesi tesadüf müdür? Elimizden çıkışının yüzüncü yıl dönümünde Kudüs’ün ABD tarafından İsrail’in başkenti olarak ilan edilmesi tesadüf müdür?

                Türkiye terörle rahatsız edilirken, Yunanistan’ın, Ege’deki Kardak kayalıklarında kaşınması tesadüf müdür?

                Bir başka gerçek de şudur: İslâm dünyasının üzerinde oturduğu zenginlikler ehl-i küfrün iştahını kabartırken, Müslümanların içinde bulunduğu darmadağınık durum onlara fırsatlar veriyor. Açık ve net olarak ifade edelim: İslâm dünyasındaki herc ü mercin sebebi itikat bozukluğudur, bid’atlardır, hurafelerdir. Müslümanların İslâm’ı anlayamamalarıdır. Ne yazık ki, bütün bunlar da gerçektir. Bu sebeple, kahraman Peygamber (s.a.v.) tarafından “Tek millet” olarak nitelenen “küfre” fırsat verildiği de bir gerçektir.

                Peki, bir soru daha soralım, Çanakkale savaşları bitmiş midir? Yedi düvel dedikleri bütün güçler o günler Çanakkale’de Mehmetçiğin karşısındaydı. Aynı güçler, başlarında ABD olduğu halde bugünde Afrin’de Mehmetçiğin karşısında. Demek ki Çanakkale bitmemiş.

                İngiliz felsefe tarihçisi Arnold Joseph Toynbee, Arap Yarımadası’nda Suudileri iktidara getirdikten sonra “Güney İslâm’ının işini bitirdik, sıra kuzey İslam’ında” diyordu. Kuzey İslâm’ından kasıt Türkiye’dir. Bundan dolayı, yazılarımda ısrarla belirtmeye çalıştığım gibi Hedef Ülke Türkiye’dir. (**) Demek ki kavga, basit bir menfaat kavgası değildir.

                Ne gam! Onların tankı, topu tüfeği varsa, bizim de göğsü iman dolu Mehmetçiklerimiz var. Kahraman komutanlarımız var. Yardımcımız Mevla’mız var. O ne güzel yardımcıdır. Geriye iş, zaferin siyasi ayağına kalıyor. Umulur ki o da geçmişten ibret alır, dersler çıkarır ve eski hataları tekrar etmez.

                Bu arada umudumu da ifade edeyim. Mart ayı yakındır. Kahraman Ordumuz, Yüce Allah’ın izniyle zafere ulaşacaktır. Kim bilir, belki de 18 Mart Çanakkale Deniz zaferimizin yıldönümünde.

                Sevgili Meslektaşlarım! Değerli okurlarım! Demeye çalıştıklarımı, “Kahraman Orduya Dua” başlığı adı altında aşağıdaki dörtlükte özetlemeye çalıştım. Umarım beğenirsiniz. Dualarınız kahraman ordumuzla olsun.

                                               KAHRAMAN ORDUYA DUA

                Bid’at nedir bilmeyiz, diyen Alpaslan’ın ordusu budur Ya Rabbi!
                Tâ Malazgirt’ten beri, Haçlıların hedef ordusu budur Ya Rabbi!
                Düşmanları sevindirme, meleklerinle teyidet, muzaffer eyle
                Afrin’de İslâm’ın Sana secde eden ordusu budur Ya Rabbi!

                Değerli Okur ve Sevgili Meslektaşlarım! Ülkemizin içinden geçmekte olduğu zor şartları göz önünde bulundurarak samimi düşünce ve duygularımı iletmeye çalıştım. Şüphesiz ki, konuşulacak ve yazılacak çok konu var. Bunların bir kısmına katılabilir, bir kısmına katılmayabilirsiniz. Önemli olan, medeni bir ortamda oturup medeni şekilde konuşabilmektir. Önemli olan vatanın bütünlüğüdür, milletin birliğidir.

                Bu duygu ve düşüncelerle, yeni bir konu ve yeni bir yazıda yeniden buluşuncaya kadar hoşça kalınız diyorum. Yüreğinizden sevgi, yüzünüzden tebessüm eksik olmasın.

                Not: Araç Tescil Belgeleri’nin Noterliklerce veriliyor olması vatandaş açısından büyük bir kolaylık sağlamıştır. Bazı arkadaşlarımız, işin riskinden söz ediyorlar. Doğrudur, işin riski vardır ama hangi işin riski yoktur? Sahtecilere ve sahtekârlara dikkat edelim yeter.

                Türkiye Noterler Birliği yönetimini başarısından dolayı kutluyorum.

                ------------------------------:

                (*) +Edvard Derio, Şark Meselesi, İslâmiyet’le Hıristiyanların kavgasıdır der ve bunun, İstanbul’un fethiyle değil, Hz. Muhammed’in dünyaya gelmesiyle birlikte doğduğunu söyler. (Bkz. Raif Karadağ, Şark Meselesi.)

                         +Albert Sorel: Avrupa’da Türklerin mevcudiyetinden itibaren bir Şark Meselesi olmuştur. (a.g. e.)

                        +Daniel Albert Malet: Şark Meselesi tabiri, Osmanlı İmparatorluğu’nun Doğu Akdeniz etrafında, Avrupa’da, Asya’da ve Afrika’daki mevcudiyetinden kaynaklanan problemlerin tümüdür.(a.g. e.)

                         +Papa Cixthus: Bütün Türkler yok edilmeden Hıristiyan dünyası rahat etmeyecektir. (a.g. e.)

                (**) Bkz. İsmail Aydın, Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor? Sayfa: 85

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 20.02.2018 - 00:00 -493-
Bu sayfayı paylaşın :